YAYIN
Bu zaman içinde bir yerlerde…
J.G. Ballard’ı kaybettik, arasak bulurmuyuz acaba? Geleceğin şu anda yaşandığını söyleyen, günümüzde geçen bilim kurgu kitaplarıyla zaman kavramını ustalıkla esneten müstesna adam zamanın başka bir bölümünde yaşamına devam edecek artık. Bilim kurguyu teknolojiyle bütünleştirmeden kapıdan çıktığınız anda başınıza gelebilecek olaylarla ustaca kurgulayan, kendinizi o kozmik olmayan dünyada bulabileceğiniz romanların devamı gelmeyecek. Döne döne okuyama zamanıdır artık.

Anarşik Rehavet ile bizlere “Ne oluyor yahu?” dedirttikten sonra Türkçe’de yazılmış en iyi bilim-kurgu olduğunu düşündüğümüz Siyah Hatıralar Denizi’ni kaleme alarak ne yapsa takip edilmesi gerekenler listemize giren sinema yazarı Mehmet Açar, Hayatın Anlamı Ya Da Akhisarlı Hasan Tütün’ün Maceraları güzellemesinden sonra başka sulara yelken açmış. Şimdi de Çok Uzaklarda Bir Yaz ile çıktı geldi. Turkuvaz Kitap’tan çıkan roman ‘70’lerin sonlarında Altınoluk’ta yazlıktan üç arkadaşın ‘80’lerde üniversite dönemindeki bir araya gelmeleri ve gençlik dönemleriyle gelişiyor. Bir anti-kahramanın gözünden dönemin yorumu; ’80 darbesi, hayaller, hayalkırıklıkları, aşk, solcu olmak... biraz beylik bir konu gelmiş olabilir ama geriye dönüp bakan Mehmet Açar olunca onunla bakmak her zaman tercih sebebidir.
ABD’den çıkma arıza yazarların başında gelen Hubert Selby Jr.’un efsane eseri Brooklyn’e Son Çıkış sonunda Türkçe’de. Selby’nin 1964 tarihli ilk romanı özelliğini taşıyan kitap grameri, noktalamayı hiçe sayan stili ve Velvet Underground tarzı (Lou Reed’in en sevdiği kitap olması da sürpriz değil) bahsettiği uyuşturucu, tecavüz, şiddet ve eşcinsellik gibi konularla zamanında büyük olay yaratmış ve bir çok Avrupa ülkesinde sansüre takılmıştı. 1989’da Uli Edel tarfından filme de çekilmişti. 5 yıl önce aramızdan ayrılan Selby’nin eseri 45 yıl sonra Can Kantarcı’nın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıktı.
SİNEMA - DİZİ
Curb Your Enthusiasm, post-Seinfeld döneminin en başarılı dizilerindendi. Seinfeld’in yaratıcısı Larry David’in bu sefer kamerayı kendine çevirdiği yapım, 6 sezon boyunca en sinir bozucu durumların tahlileriyle gülme efektsiz kırıp geçirmişti bizi. Şimdi 2 senelik bir aradan sonra 7. sezon bu kez eski Seinfeld ekibinin de yer alacağı bölümlerle sonbaharda yayına başlayacak. Zamanı gelince daha geniş bahsederiz tabii ki ama bu durum komedisi sınırlarını sonuna kadar zorlayan yapımı devam müjdesini vermeden geçmeyelim istedik. Bu arada Larry David’in başrolünde yer aldığı ve Woody Allen’in dört filmlik Avrupa turnesinden Amerika’ya geri dönüşünü simgeleyen Whatever Works de Tribeca’da prömiyerini yaptı. Yakın zamanda izleme şansını buluruz yani. Larry David’in kendisini oynamadığını tecrübe etmek ilginç olur. Takipçisi olun.

ALBÜM
Yıllarca Smog adıyla tanıyıp sevdiğimiz Alt. Country’ci Bill Callahan’ın kendği ismiyle çıkardığı 2. albümü Sometimes I Wish We Were an Eagle, bir önceki Woke on a Whaleheart’tan sonra sevdiğimiz tınılarına geri dönüyor. 2. yıl önce yine bir Nisan günü çıkan Woke.., hadi magazine de girelim, sanatçının başka bir yetenekli müzisyen Joanna Newsom ile birlikteliği sırasında yazılmış ve beklenmedik “mutlu” melodilerle dolu bir hayalkırıklığı idi. Tamam çok sert olmasın bir kaç iyi şarkı vardı belki. Ama 2005’teki son Smog albümü A River Ain’t Too Much To Love’u mumla aratıyordu. Yeni albüm ise yine davullu gitarlı indie bir havayı yakalarken Bill Callahan’ın karanlık sesiyle, sanırım ayrılığın da etkisiyle, sevdiğimiz yanını ağırlık veriyor. Yılın ilk yarısının en başarılı işlerinden.
Rage’den Tom Morello ve The Coup’tan hip hopçu Boots Riley’nin 2006’da kurduğu Street Sweeper sonunda albümleniyor. Street Sweeper Social Club ismiyle Haziran ayında çıkacak albüm, Morello’nun deyimiyle “devrimci parti takılmaları”. Morello’nun Nightwatchman turnesinde şarkıları deneyen grup, Mayıstan itibaren de NIN ve Jane’s Addiction’la turnede olacak. (Bakarsınız buralara da uğrarlar.) Turne sample’rından dinleme şanıs bulduğumuz iki şarkı da pek başarılıydı. Morello yine Rage havalarında; kulaklarımız bayram edecek sanki…
DM Stith yeni yeni duymaya başladığımız bir isim. Sufajn Stevens’ın keşfedip, şirketi Asthmatic Kitty’den albüm çıkarmasına ön ayak olduğu bu yeni ses, debütü Heavy Ghost’la isminden bahsettireceğe benzer. Şimddiden Jeff Buckley, Antony benzetmeleriyle övgülere mazhar olan David Stith’in tarzı aslında son dönemde bize pek yabancı olmayan yeni nesil, Panda Bear mesela, Brian Wilsonculara benziyor. Kendisine fırsat vermek lazım, yılın en iyi yeni seslerinden biri.
J. J. Cale 70’inde harika albümlere imza atmaya devam ediyor. 2000’lerde To Tulsa and Back ve Clapton’la beraber çıkardığı The Road To Escondido gibi keyifli blues albümlerle karşımıza çıkan usta müzisyenin yeni albümü Roll On da istisna değil. Yine Eric Clapton’un ve davulda Jim Keltner’ın da yeraldığı iş, şimdiden arşivlik 12 blues şarkısından (hele bir Where the Sun Don’t Shine var ki…) oluşuyor. Bazen akıl yaşta da olabiliyor…
Çok yönlü müzik adamı, prodüktör, ses işçisi ve mecmua yazarı Sarp Keskiner son albümü Odes to Odds’u myspace sayfasında yayınladı. 2000-09 arası kaydedilen ve Keskiner’in ustalarına adadığı şarkılardan oluşan albümde Sam Shephard’dan Ali Farka Touré’ye, Gabor Szabo’dan Markos Vamvakaris’e yerkürenin farklı köşelerinden isimlere yer verilmiş. Keskiner’in sakin gitarına gezindiği yerlere göre kimi zaman Afrika perküsyonları, dub hissiyatı, duduk, armonika, keman, hammond org ya da bağlama eşlik ediyor. Deniz Cuylan, Orçun Baştürk, Osman Kaytazoğlu, Fergan Urgancıoğlu gibi tanıdık isimleri konuk olarak gördüğümüz albümü, “Ode To Gabor Szabo”, “Ode to Sam Shaphard”, “Ode To Markos Vamvakaris”, “If We Ever Meet” ve “Ode to Ali Farka Touré” başta olmak üzere çok beğendik. Siz de buyrun; http://www.myspace.com/leomalandro
KONSER
Mayıs ayının en dikkat çekici canlı performanslarından biri Marnie Stern’den bekleniyor. New York’lu bu şarkıcı ve gitarist 2008’de çıkardığı This Is It and I Am It and You Are It and So Is That and He Is It and She Is It and It Is It and That Is That albümüyle dikkatimiz çekmişti. Talking Heads hayranı ablamız harika gitar çalıyor ve naçizane görüşümüzce Primus ve AC/DC soslu deneysel rock yapıyor. Babylon’da dinlenebilecek ender konserlerden biri gibi çünkü pek gürültülü çalıyor.
Babylon 12 Mayıs Salı 21:30
FESTİVAL
Pek bizim ortamımız değil Chill Out Festival. Ama son bir kaç senedir memlekette düzenlelen düzgün işlerinden biri olduğunu da söylemeliyiz. Bu yıl da güzel isimlere yer vermişler. 2004’te aktivitelerine ara veren ve bu yıl geri dönen, artık bizden birileri diyebileceğimiz Lamb, tek bir akustik gitarla ilginç işler yapan, pek de güzel bir debüte imza atan Yoav, sağlam remiksçi tayfa The Shortwave Set gibi isimler bu yıl sakin kafaları şenledirecek. Golf sahaları güzel şeyler değiller ama üzerinde iyi müzik dönüyorsa belki bir istisna yapılabilir.
Chill-Out Festival 24 Mayıs Pazar 12:00

SERGİ
Gamze Özer’in kişisel sergisi “Bu Bir Sosis ve Onu İstemiyorum”, bu ay eleğimize takılan ilginç işlerden biri oldu. Henüz gidip gezemediğimiz için tanıtım metninden aparttık; Özer, topladığı kelimeleri, reklam parçalarını ve yüzeyleri el yapımı kolajlara sıkıştırıyor. Sapkınlıklar gözalıcı bir yapboz ya da rengarenk bir oyun gibi birbirleri üzerine kat kat yığılıp birbirlerine temas ediyorlar. Tek yönlü mesajların kesişmesiyle beraber varsayılmayacak kombinasyonlar ve çağrışımlar ortaya çıkıyor. Böylece bayağılıklar ve içerikten yoksunluk iyi bir mizah anlayışı ve özgür bir yaşam duyarlılığıyla ortaya dökülüyor. 30 hazirana kadar... Yüksek Kaldırım Cad. 19/4, Kuledibi, Beyoğlu.
Bayram Candan’ın Replikas’ın Zerre albümünü dinlerken aldığı esinle ürettiği heykellerden oluşan “ Zerredir Belki, Ama Yok Denilmez” isimli kişisel sergisi Galeri Apel’de. Albümdeki 12 şarkıya karşılık 12 heykelden oluşan sergi, 23 Mayıs’a kadar gazilebilir. Hayriye Cad. No: 5A, Galatasaray.
