İSTİNAT DUVARI

Sezgi Davran

Yargıtay’dan Yeni Yorumlar
 
Ergenekon Davası’nda yargılanan Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın davasını yürütmekte olan 9 hakime ceza verilmesi terör saldırıları arasında kaynadı. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14 aydır tutuklu bulunan Haberal’ın tahliye etmedikleri için davayı gören 9 hakimi bin 500 TL tazminat cezasına çarptırmıştı. Hâlâ sürmekte olan bir davayla ilgili verilmiş bu kararı hakimlerin temyize götüreceği sanılıyor. Ama bu kararın yargının güvenirliğini yerle bir ettiğini, hakimlerin suçlular hakkında tutuklama kararı veremez hale geleceğini görmek için sonuçları beklemeye gerek yok. Çünkü bu kararın emsal teşkil edeceği davalar düşünülürse ortalığın ne kadar karışacağını kestirmek kolay.
 
Ayrıca T.C. Anayasası’nın 466 sayılı kanununa göre bir hakim suç işlerse cezasını görür ama tazminatını devlet öder. Yargıtay’ın doğrudan hakimleri tazminat cezasına çarptırmasının kanuna ayrıkı olması bir tarafa, hakimlerin bu baskı altında verecekleri kararların hukuka uygun ve adil olup olmayacağı da fazla tartışılmadı henüz. Yargıtay’ın hakimleri cezalandırması için önce davanın sonuçlanması gerektiği ayrı konu, kararın Ergenekon Davası’nı yürüten hakimlerden bir bölümüne uygulanması da ayrı ve manidar bir konu. Tazminat cezasına çarptırılan hakimlerden Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu verilen kararın “Haberal’ı tahliye edin” demek olduğunu belirtti. Karar hukukçular arasında hayli etki ve tartışma yarattıysa da, kararın günlük yaşamımıza nasıl etki edebileceğini henüz anlayan vatandaş pek yok.
 
Dergimizden Elinizi Çekin
 
Türkiye bölgenin yükselen gücü. Kendi demokratikleşmedikçe hiç bir şekilde güç olamaz. Sınırların dışındaki haksızlıklara sesini yükseltirken, kendi insanlarını susturan, öldüren, hapse atan hiç bir yönetimin, ideolojinin sözüne kanılmaz. Komşularla da, ama önce halkınla sıfır sorun. Eylül ayına kadar yayınına ara veren Expres'in ve İrfan Aktan'ın yanındayız. Bianet haberinden alıntılarla sizlerin gündemine de taşımak istedik konuyu:
 
Mahkeme, gazetecilerin avukatı Tora Pekin ve Bülent Utku'nun esas hakkındaki savunmasını kayda aldıktan sonra her iki gazeteciyi de, Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiasına karşılık gelen 7. maddesinden mahkum etti. Yazıda, bir PKK / KONGRA-GEL üyesinin sözleri ve Özgür Halk dergisinden yapılan tek cümlelik bir alıntısı cezaya dayanak yapıldı.
 
5 Mayıs'ta duruşma savcısının mahkumiyet istediği bir önceki duruşmada dinlenen gazeteciler, yazının “Kürt Açılımı” tartışmalarının başladığı, PKK'lıların Habur'dan girerek teslim oldukları bir dönemde yazıldığına dikkat çekerek; oluşan şiddetin tamamen sona erdiği yönünde yaratılan algının aldatıcı olabileceğini, PKK'nin içinde silah bırakmak istemeyen bir kesim olduğunu, kamuoyunun da bunu bilmeye hakkı bulunduğunu savunmuşlardı.
 
Ayrıca, İrfan Aktan’ın cezasının zamanlaması; tam da savunmasında uyarısını yaptığı, PKK’nın “Kürt Açılımı”na karşı saldırılara geçebileceğini söylediği ve saldırıların birbiri ardına başladığı dönemde verilmesi, gazetecileri haber yapma özrgürlüğü dışında, kararın saçmalığını da gözler önüne seriyor. Kararı Yargıtay’ın bozacağını umuyor ve tekrar yanınızdayız diyoruz.
 
Fatma Neyse YouTube da O
 
Bu inci Ulaştıma Bakanı Binali Yıldırım’a ait. Bilişim 500 araştırması ödül töreninde Bakan Yıldırım’ın sarfettiği diğer sözler şöyle: “…Bu dünya markası falan filan... ‘Efendim, sen bu koskocaman firmaya nasıl kafa tutarsın'. Kim olursanız olun, evrensel hukuka inanıyorsanız, ülkelerin hükümranlığına saygınız varsa o ülkenin kurallarına uyacaksınız… Ne yazık ki ülkemizde bunu çağdaşlık adına savunanlar var. Acı olan budur. Herkes bu ülkenin hukukuna uymak mecburiyetindedir. Kim olursa olsun kimsenin geçiş üstünlüğü yok. Onun burada gönüllü mümessilleri olabilir, ateşli savunucuları olabilir, bu bizi ilgilendirmez… Diyoruz ki ‘buyurun, burada iş yapıyorsanız, buranın hukuku neyse, Fatma, Ayşe Türkiye Cumhuriyeti'nde nasıl muamele görüyorsa siz de aynı muameleyi göreceksiniz. Kimsenin özgürlüğüyle internetiyle alışverişiyle işimiz yok. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun gücü herkesi bağlamalıdır.
 
Araya giriyor ve hukuk devleti Türkiye’nin Yargıtay’ının aldığı kararı hatırlatıyoruz. Ve hemen Bakan Yıldırım’ın geçen günlerde Google Yasağı ile ilgili dizdiği incilerle ilgili Mutlu Tönbekici’nin Vatan Gazetesi’nde yayımlanan yazısından aktarıyoruz:
 
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım (yani aynı anda hem trenlerden hem internetten sorumlu olan / olabilen / olması beklenen / olabileceği sanılan bakan) “Türkiye bir hukuk devletidir. Türk vatandaşı nasıl yargıya hukuka saygılıysa, bunların da (Google’den söz ediyor) aynı şekilde yargıya saygılı olmaları lazım,” dedi.

Türkiye bir hukuk devleti mi gerçekten? Bana Google IP’lerini de kapsayan erişim yasağının mahkeme kararını verebilir mi acaba? Veremez çünkü yok. Bu keyfi bir karardır. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı KANUNSUZ, HUKUKSUZ bir şekilde erişimi engellemiştir…
 
Demek ki hem trenlerden hem interneten sorumlu bakanlık olamıyormuş. Binali Bey’in web sitelerinin alt yapısı hakkında zerre bir bilgisi olmadığı aşikâr. Analytics gibi servislerden istesek de vazgeçemeyeceğimizi kimse kulağına fısıldamamış belli ki.

“Türkiye’yi Google mı yönetecek?” diye de sormuş. Evet, hem trenlerden hem internetten sorumlu olan / olabilen / olması beklenen / olabileceği sanılan sayın Bakanım! Google, bırak Türkiye’yi, tüm dünyayı yönetiyor şu an. Bütün hesaplar, bütün kodlar Google arama motorunu “ikna” etmek üzere yazılıyor.
 

 

info@kargamecmua.org