HEM UYUDUM HEM DE GEZDİM
Uçma Hissi
Kuzenle kalınan öğrenci evinde gece büyük bir telaşla kalkılır. Kuzenin odasına can havli ile gidilir. Kolundan tutularak diğer odaya getirilir. Perdede az evvel görülmüş olan o koca kara böcek anlatılır. Az önce şuradaydı da, şöyle oldu da, böyle oldu da, şuraya gitti de derken birden uyku hali son bulur. Yatağında mışıl mışıl olman gereken bir anda hem kendini hem de elinden sıkı sıkı tuttuğun kuzenini bir perdeye dikkatle bakarken bulursun. İşte o uyanıp da “Ulan yine mi kalktım da bir haltlar yedim ben,” dediğin an, ana şahit olanlar için eğlence, senin için sıkıntı halini alır.
Tam da her şeye gülme çağında olan kuzen ve kardeş gece yarısını epeyce geçmiş bir vakitte salonda laflamakta ve malum yine bir şeylere gülüşmektedirler. Yine “o” ruh hali ile kalkılır, yanlarına kadar gelinir, bir sandalye çekilerek karşılarına oturulur. “Burada ne bekliyorsunuz?” diye sorulur, onların bu soruya cevapları ve ek olarak yönelttikleri sorular dinlenir. Tam da yüzlerinde “işte eğlence başladı” ifadesi var iken yine olan olur ve uyanılır. Keşke hiç uyanılmamış, yüzlerindeki o kikirdek ifade hiç görülmemiş ve o bilinç, o başa hiç gelmemiş olsadır. O anki biraz pişmanlık, biraz sinir, biraz kafa karışıklığı, biraz suçlanmışlık içeren “yine mi oldu?” hissi tuhaftır yani. Hani altına kaçırma problemi olan çocukların ıslaklığı hissederek uyandıkları ve olanı biteni anladıkları an gibi biraz. Fakat olan olmuştur bir kez, elden ne gelir?
Aslında bir de uyanılmayan versiyonu var olayın. Bu, biraz daha tercih edilir bir durum; en azından benim gözümde. Hiç değilse o uyandığın andaki ebleh ruh hali olmuyor. Bunun da pisliği, olaya şahit olanların sabah anlatacakları ve abartmaları karşısında hiç bir şey söyleyemeyecek olmak. Ne derlerse doğru o, ne yazık ki... Kabul edeceksin. Mesela babaannenin yıllardır her uyurgezerlik konuşulduğunda anlattığı bir olay vardır ki akılda olayla ilgili en ufak bir detay yoktur. Hayatın önemli bir kısmını posterlerin oluşturduğu lise çağlarında babaanne uyandırılarak posterlerdekilerin saldırıya geçtikleri bildirilmiş ve kendisinden yardım istenmiştir. Yardım edip etmediği de hatırlanmayan bir detaydır fakat olay babaanne sayesinde unutturulmamakta ve tekrar tekrar anlatılarak eğlence körüklenmektedir.
Biraz araştırıldığında uyurgezerliğin daha çok çocukluk ve ergenlik çağında görüldüğü söyleniyor. Doğrudur, kalkılıp yürünen mod ergenlikte kalmıştır ama bünyede kalan kırıntıları bazen gece yatakta kalkıp konuşmak, uyanık bir ruh hali ile sorular sormak, birkaç cümle kurup sonra vurup kafayı tekrar yatmak ya da uyanıp durumu farkedip “Neyse, en azından yataktan kalkmadım,” diyerek şükretmek şeklinde kendini göstermektedir.
Daha vahimleri de duyulmuştur. Evinden dışarı çıkanlar, sokakta ya da komşuda uyananlar, sabah kendini abuk subuk kıyafetlerle ya da çıplak bir şekilde yatakta bulanlar, balkondan atlamasın diye kapıları kilitlenenler... Benimki bu kadar değil diye teselli bulmak bir tarafa, bir tuhaf insan halidir işte. İzleyen için eğlence, başına gelen için muamma...
ucmahissi@yahoo.com