Yayın
 
70’lerde BBC’nin bilim-kurgu dizisi Dr. Who’dan tanınan Tom Baker’ın kötücül çocuk karakteri Robert Caligari’nin maceralarını anlattığı kısa romanı Domuzları Tekmeleyen Çocuk, Oya Yalçın çevirisiyle 6:45’ten çıktı. Tüm insanlardan nefret eden ve onlara her türlü kötülüğü yapmaktan, kargaşa yaratmaktan geri durmayan, tuhaf bir çocuk olan Robert’ın kısa yaşamını konu alan roman da bir çırpıda bitiveriyor. Tabii Oya’nın akıcı çevirisinin de payıyla. Romanın harika çizimleri de David Roberts’dan. Bir çocuğun ne kadar kötü olabileceğini, toplumsal hicvi de elden bırakmayan kara mizahla anlatan keyifli bir grotesk.
 
Film
 
Anton Corbijn rock n’ roll fotoğrafçılığında isim yapmış, çok yetenekli bir isim olarak tanınırdı. Video kliplerinin her biri de başyapıt kabul edilmekte. Yönetmenlik kariyerine ise Joy Division biopiki Control ile 2007’de başladı. Bizi çok açmamıştı bu yapım. 2009’da maalesef Linear isimli de bir U2 albüm belgeseline imzasını attı. Şimdi ise ilk kurgu filmi The American ile karşımıza çıkıyor. Başrolünde George Clooney’nin yer aldığı bu kiralik katil draması, İsveç ve İtalya gibi mekânlarda çekilmesiyle pek sevdiğimiz In Bruges izlenimi yaratıyor bizde. Gösterimin eli kulağındadır. Görelim.

Çizgiromanların sinemaya aktarımı günümüzün en popüler işkolu. Mark Milllar ve John Romita’nın elinden çıkan Kick-Ass ise ayrı bir yerde durabiliyor. Matthew Vaughn’ın yönettiği filmde aslında hiç bir süper gücü olmamasına rağmen vijilanteliğe soyunan Dave isimli bir ergenin boyundan büyük işlere kalkışması ve olayların karışması çerçevesinde ilerliyor. 11 yaşındaki Chloe Moretz’in bozuk ağzı nedeniyle ufak çapta infial yaratsa da Nic Cage’in de katkısıyla türün meraklısı olmayanların bile ilgisini çekebilecek sağlam bir yapım.
 
Dizi
 
Dedektif dizileri söz konusu olduğunda Monk’un eline kimse su dökemezdi. Geçtiğimiz yıl Monk kepenkleri kapatınca yerine The Mentalist ve Lie To Me gibi House ve Monk kırması diziler, birbirine benzer senaryolarla başarı kazandılar. Ama Monk’un mizahı pek gözükmüyordu ortalıkta. Psych ise 4 sezondur bu dizileri de biraz alaya alır şekilde sessizce görevine devam ediyor. James Roday’in canlandırdığı Shawn Spencer, dikkat yeteneği üst düzeyde afacan bir gençtir. Bu yeteneğini Santa Barbara Polis Depatmanı’na psişik güçleri olduğu şeklinde yedirir. Arkadaşı Burton Guster ile bir büro kurarlar ve olaylar gelişir. Özellikle ‘80’lerle sinema göndermeleri ve eğlenceli karakterleriyle ilgiyi hakeden bir yapım.
 
Albüm
 
Trent Reznor, NIN’e belirsiz bir süreliğine ara verdiğinde bu kadar çabuk yeni bir proje ile geri döneceğini beklemiyorduk. Yeni evlendiği eşi Mariqueen Maandig ile beraber kotardığı ve How To Destroy Angels ile aynı ismi taşıyan EP’de vokalleri Maandig üstlenirken, müzikal anlamda NIN’in Ghosts serisine yakın durmakta. İsmini 1984 tarihli bir Coil kırkbeşliğinden alan projenin 6 şarkı içeren bu yeni EP’si NIN’den farklı birşeyler bekleyenleri tatmin etmez ama hiç fena değil haliyle.

LA’in adını bir süredir duyduğumuz egzantrik müzisyenlerinden Ariel Pink, sevdiğimiz plak şirketi 4AD ile anlaştıktan sonra anaakıma göz kırpan ve listelere giren ilk albümü diyebileceğimiz Before Today’i yayınladı. Lo-fi ve saykodelik pop semalarında gezinen albüm daha önceki ev kayıtları gibi Ariel Pink’s Haunted Graffiti isimiyle paketlenmiş. 2005 senesinde freakfolk akımının tavan yaptığı dönemdeki “Worn Copy” kaydıyla radarlara giren ve bolca övgü alan Pink, Animal Collective’in de katkılarıyla kasede kayıt (Daniel Johnston bir nevi) işlerini yayınlamaya başlamıştı. 32 yaşındaki müzisyenin artık daha çok kişiye ulaşacağını ve şöhretini arttıracağını söyleyebiliriz.

Peyote Müzik, mayıs ayına hızlı girmiş ve 3 albüm birden basmıştı. Hemen ardından da Nekropsi geldi. Ama ilk üç albümü hâlâ almadıysanız da ayıp ediyorsunuz. DDR’nin albümünü zaten bu ay Karga’da canlı dinleyeceksiniz. Bu sayıda da kelamını ettik, kaçmaz. Ama Sakar Eller’in Beş Dakika Daha ve Ricochet’in Burning One albümlerini almak için daha ne bekliyorsunuz. Sakar Eller’in bizden sound’u ve saykodeliyası ile Ricochet’in melodik post-rock’ına biz kefiliz. Peyote’den boş yok zaten. Dolayısıyla hadi; hep destek, tam destek.

Yılın sürprizlerinden biri Gayngs. Minneapolis’li Ryan Olson’un 23 kişilik projesi ilk albümleri Relayted’la yılın en iyi işlerinden birine imza attı. 10cc’nin “I’m not in Love” isimli şarkısını ilham kaynağı olarak belirleyen proje, bol ekolu şarkılarla ‘80’leri anımsatırken aynı zamanda şaşırtıcı derecede yeni tınlamakata. Bon Iver olarak tanıdığımız Justin Vernon, Andrew Bird’le de çalışam Michael Lewis gibi isimler de albüme katkıda bulunmuş. Adını söylemesi zor ama kesinlikle atlanmaması gereken, çok iyi işçiliğe sahip bir çalışma.

Efendim? Hep Alabama’dan 30 yaşında bir adam çıkıp kendi DIY stüdyosunda 1970’lerin Gram Parsons, Neil Young tınısını başarıyla oluşturduğu bir albüm mü dinlemek istyordunuz? O zaman bu sizin şanslı gününüz. Matthew Houck’un projesi Phosphorescent’ın yeni albümü Here’s To Taking Easy bunun için biçilmiş kaftan. Geçtiğimiz yılı Willie Nelson yorumlarında oluşan albümü To Willy ile country’e göz kırpan Houck güçlü sound’u ve melodileryle 5. albümünde radalara girmeyi hakediyor. Yılın şu ana kadar ki kalburüstü işlerinden.

 
Konser
Grace Jones, iki sene evvel Brian Eno ve Tricky gibi isimlerin katkılarıyla 19 yıl aradan sonra çıkardığı Hurricane isimli albümle ortalığı dağıtmıştı. Turnesi sırasında Glastonbury gibi festivallerin en beğenilen canlı performanslarına imza atan ‘80’lerin korkutucu kadını, İstanbul Caz Festivali kapsamında yılın en ilgi çekici konseri olarak Açıkhava’da. Biletler de anormal değil hani. 16 Temmuz, Cuma 21:00

Mecmua yazarlarından Uran Apak ve Oğuz Öner’in 10 yılı aşan süredir aktif olan grubu Nu Park, “Su Üstünde Avrupa” Festivali kapsamında Taksim Gezi Parkı’nda bir konser veriyor. Elektronika tarzında müzik yapan grup son yıllarda adından çokça sözettiriyor. 9 Temmuz, Cuma günü, saat 20:00’de gerçekleşecek etkinlik ücretsizdir. Bekleniyorsunuz.

Caddebostan etkinlikleri yazdığımız mekânlar arasına pek girmez aslında. Yine “Su Üstünde Avrupa” Festivali kapsamında özel bir Nekropsi etkinliğine fon olacak sahil. Haziran ayında Peyote Müzik tarafından çıkarılan ve daha önce yayınlanmamış şarkılardan oluşan 1998’in de kutlanacağı etkinlik, Nekropsi’nin Türkiye’nin en önemli gruplarından biri olduğu suda düşünülünce kaçmaz. 9 Temmuz, 21:00
 
Etkinlik
 
Artık neredeyse İstanbul’un tek etkinlik merkezi haline gelen santralistanbul, bu kez sun.day.sky isimli kent festivaline ev sahipliği yapıyor. DJ ve canlı performanslar, yoga, jonglörler, plak ve tasarım pazarı, çocuklara yönelik etkinlikler, sergiler ve uçurtma alanıyla keyifli bir haftasonu vaad ediyor. Geçtiğimiz 5000 kişinin katıldığı sun.day.sky bu yıl 17 ve 18 Temmuz günleri sabah 11:00’den akşam 22:00’ye kadar katılımınızı bekliyor. Hem de beleş. Hiç fena değil ha?
 
Web
 
Ekşisözlük artık 11. yılında. Günahıyla sevabıyla memleketin internet tarihinin en önemli işlerinden biri olduğu aşikâr. Şimdi olayları biraz daha geliştiren incisözlük var. Kısaca kuralsız ekşisözlük deneyimi diyebileceğimiz site açıkçası bizi çok eğlendiriyor. Düzenledikleri zekice ve bolca ses getiren saldırılarla da dikkat çekmekte. +18. Boş vites. Adamlar haklı beyler. inci.sozlukspot.com
 
Ödül
 
Biraz da kendimizi övsek bozulmazsınız, çünkü artık zaten biliyorsunuz ki biz biraz kendimizi övmekle bozulmayız. Memleketin en prestijli tasarım ödüllerinin dağıtıldığı Grafikerler Meslek Kuruluşu Grafik Ürünler Sergisi Ödülleri’nin 29.’sunda, kargamecmua’nın “namus” konulu Mart 2010 sayısı, Dergi Kapağı tasarımı dalında birincilik ödülü aldı. Tasarımcımız Peri Demirbaş ve kapak fotoğrafını çeken Vuslat Sena Akay’a huzurlarınızda teşekkür ediyoruz. Tabii genel olarak biz de kendimizi iyi hissettik bir süre.