Futbol Muhabbeti
Saffet Sözen, Kerem Oğuz, Tayfun Polat, Utkan Çınar
Değerli arkadaşımız Saffet Sözen’in evinde, güzel ikramları (Absolut) ve Kerem Oğuz, Utkan Çınar ve Tayfun Polat kadrosuyla İngiltere-ABD maçını izledik. Bolca geyik yaptık. Zaten Dünya Kupası’nın tadı orada. Maç da güzel oldu. Tabii buraya 2 saatlik muhabbetin sadece az bir kısmını alabiliyoruz. Yayımlandığı sırada yaptığımız yorumların çoğunda tersköşeye yatmış olacağız büyük ihtimalle. Ama ne gam. Dünya Kupası yılı güzeldir.
…Marşlar okunmaktadır…
Kerem: Materazzi’nin kafayı yemesinden beri 4 yıl geçtiğine inanamıyorum.
Saffet: Biz ‘78’den beri seyrediyoruz değil mi?
Tayfun: Tabii ‘78 finali Hollanda-Arjantin, Kempes ve Van Der Kerkhoff kardeşler. 90+2’de direkten dönmüştü Hollanda’nın topu. Sonra uzatmada Kempes atmıştı.
Saffet: Benim de bir şortum vardı. Kupanın amblemi olan üstünde.
Tayfun: Ama aradakiler mesela ‘82, ’86 yok bende.
Saffet: ’82 Paolo Rossi ile var.
Tayfun: Bir de Almanya çok baskın ya o zamanlar, sevmezdim.
Utkan: Stuart Pearce. ‘90’da penaltı kaçırmıştı.
Tayfun: (Elleriyle yaklaşık 30 cm.’lik bir mesafe göstererek) Böyle bacağı vardı.
Utkan: Çok iyi topçuydu. Ama ben Gascoigne’i özlüyorum.
Kerem: Öldü ölecek diyorlar.
Utkan: İngiltere’nin bundan önceki en iyi kadrosu oydu. Neden? Kalede Shilton, santraforda Lineker vardı. Alan Shearer’a saygıyla, 20 senedir ne kaleci ne de santrafor çıkarabildiler.
Kerem: Owen da sağlam geliyordu. Çok sakatlandı.


Utkan: Bir de hani Fransa mesela eski bir sömürgesi ile maç yaparken Afrika takımını tutarız ya; o mantıkla Amerika’yı tutmamız lazım şimdi de. Güney-Kuzey muhabbeti.
Saffet: Hiçbirimiz kırmızı urbalıları tutmadık herhalde. (gülüşmeler…)
…ABD kadrosu gözükür….
Utkan: Amerikalılarla ilgili bir şey söylemek istiyorum. 2002’de çeyrek final oynamışlardı. Yıldız oyuncu, kahraman zihniyeti vardır ya onlarda, ilginç bir şekilde, futbol tam tersi. Komünist ülke gibi. Herkes eşit, hiç yıldız yok.
Kerem: Komünel.
Tayfun: Bak abi seyirci sesi geliyor ya. S.kiyim vuvuzelayı. Kafamız şişti ya...
Utkan: Top toplayıcılar yetersiz.
Tayfun: Maradona kimseye bırakmadı ki.
…GOOOL… (İngiltere 1-0 ABD)
Kerem: Çok rahat gol attılar
Tayfun: Kupa bizim! Şampiyonluk bizim!
…Yayın gider. Zamanlama süperdir. Geri gelir. Sıkıntı yok…
Utkan: Bu maça 2-1 biter diye bahis oynadım. Bu ABD’de 1994’te Alexi Lalas vardır hatırlar mısınız?
Kerem: Ha kızıl. Yunandı di mi? Bu kupada öyle acayip saçlı adamlar yok ya. Lalas vardı, Taribo West…
Tayfun: Ümit Davala.
Kerem: Haha. Kayahan Abi.
Utkan: 4 maçın hepsini seyrettim, hakemler çok iyidi şu ana kadar. Hiç hata yapmadılar. Ama topla ilgili problem var. Kaleciler şikâyet ediyordu, aslında futbolcuların etmesi lazım. Sekti mi tutamıyorsun. Uçuyor bir de.
Tayfun: Güney Afrika’nın bir özelliği de acayip bir sinema ve reklam filmi teknolojisi olması. Amerika’dan, Avrupa’dan bile buraya geliyorlar çekimler için. Reji masası izlediğim bütün maçlarda harikaydı. Kaç kamera varsa harika yapıyorlar.
Utkan: 29 kamera ile çekiyorlarmış.
Utkan: Futbolla ilgili benim hatırladığım ilk şey; bir sesin sürekli Maradona diye bağırması. Muhtemelen İngiltere’ye attığı goldü. ‘88 Şampiyonası da çok net bende. Bizim jenerasyon o açıdan çok şanslı. İlk Maradona’yı görüyor, ardından Van Basten yüzyılın golünü atıyor. Neyi seveceğimiz konusunda bir soru işareti kalmıyor kafada.
… ABD bastırıyor. Art arda kornerler kullanıyorlar.
Saffet: BBC’nin belgeselleri gibi oldu çekimler.
Utkan: Belgesel deyince aklıma geldi. Abidin Dino’nun 1966’da İngiltere’deki kupa hakkında harika bir belgeseli var. Onu bir tane adam bulmuş. Acetobalsamico diye bir blog var benim çok beğendiğim. Türkiye’deki en iyi spor bloğu.
Kerem: Sırf spor da değil, blog olarak harika. Sabah gazetesinde editör Bülent Timurlenk yapıyor.
Utkan: Harika iş çıkarıyor. Bir adam buna mesaj atmış galiba. “Bu belgesel bende var. İnsanlarla paylaşmak istiyorum,” diye. Adama ulaştım, bana torrent adresini verdi. İndirdim. Futbolla ilgili ilk hafif sanatsal işlerden biri sayılabilir. ‘60’lardan önce zaten futbol görüntüsü pek yok. Sadece golleri görebiliyorsun.
Saffet: Geçen mesela NTVSpor verdi 15 dakika ayrıntılı o Macaristan’ın maçlarını. Bilmiyordum o görüntülerin olduğunu.
Utkan: Bir de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, seyirciler çok gösteriliyor o dönemde. İnsanların tepkileri çok ilginç geliyor olsa ki seyirciler de oyun kadar gösteriliyor. Ben futbolda şu defans yapılıyor muhabbetlerine pek katılmıyorum. Mesela Barcelona var inanılmaz bir top oynuyor. Şimdi defanslar o kadar iyi olmazsa, hücum da o kadar iyi olmaz. İyi defans olduğu sürece Messi gibi adamlar ortaya çıkacak. Tamamen diyalektik. Onu aşmak için daha iyi futbolcu çıkması gerekiyor. O makyavelist tavır beni bozmuyor. İtalya’yı, Chelsea’nin oynadığı topu izlemeyi severim.
..Dempsey vuramıyor…
Hep birden: Aaaaaaaa!Kerem: Tayming kötü. Guiza gibi tayming.
Utkan: Amerika, İngiltere beyaz giyiyor diye beyaz giymemiş galiba. Aslında beyaz giyiyorlar. O Sylvester Stallone’nin, Pele’nin oynadığı film vardır ya Zafere Kaçış. Oradaki formalarına çok benziyor.
Saffet: Ramazan’da Çağrı filminin gösterilmesi gibi, her Dünya Kupası’ndan önce Zafere Kaçış gösterilirdi. Birkaç kere.
Utkan: En güzel futbol filmi değil midir o ya?
Tayfun: Yeşil Sokağın Holiganları bir numaradır. Çok kötü filmler izledik tabii. The Damned United da çok güzeldi.
Utkan: Ben futbol maçı görüntüsüne de sahip filmler arasından söyledim. Bir de hani devre arasında kaçma şansları olur ama gitmezler. Öldürülecek olsak bile adamları yenelim derler. Çok güzeldi.
Tayfun: Şu Liverpool’un kupayı aldığı Dünyayı Sarsan 15 Dakika’yı seyredemedim daha.
Utkan: Ben izledim abi yaramaz. İsim ekol di mi? Dünyayı Sarsan 10 Gün’den.
Tayfun: AntiChrist girdi ya vizyona, nasıl girdi? Uyarı falan da yok.
Kerem: Cannes’daki gibi değil ama.
Utkan: Ne kadar farklı olursa olsun…
Saffet: Tüm Avrupa’da 18 yaş sınırı gelmiş. Benim bir arkadaşım seyretti filmi. Akşamına konsere gidecektik.”Ben eve gidiyorum,” diyip ayrıldı.
Utkan: Yalnız İngiltere golü attı gene geri çekildi.
Kerem: Daum taktiği mi bu şimdi?
Utkan: Maç da çok güzel, Prömiyer Lig gibi.
Saffet: ABD’nin önceki kupalarda en iyi oyuncusu kaleciydi değil mi?
Utkan: Brad Friedel. İyi kaleciydi. GS’de oynadıydı. Kasey Keller da olabilir. Bu arada De Sanctis niye gönderilir onu da hiç anlamadım. Benfica maçı var. Çok iyiydi orda.
Kerem: Top yerde diz hizasında sekerken inanılmaz kurtarışlar yapıyordu. Statta da gördüm bir kaç kere.
Saffet: Uzun zamandır en iyi kaleci performansı olarak şu Fener-Trabzon maçındaki kaleciyi gördüm. Olağanüstüydü. Gol olmayacağı belli olmuştu o maçta.
Kerem: Çıkardıkça çıkarıyor.
Tayfun: Dün Nijerya kalecisi de…
Utkan: 4 tane karşı karşıya çıkardı. Arjantin’e kötü dedik ama 6-7 tane net pozisyonları vardı. İngiltere’nin şu andaki temposu yoktu onlarda.
Tayfun: ABD de çok iyi.
Utkan: Shaun Wright-Phillips oyuna mı girdi ya?
Tayfun: Evet, James Milner çıktı.
Utkan: Bu Shaun, Ian Wright’ın evlatlığıdır.
Saffet: Kalbimiz kara adamdan yana. Her türlü.
Utkan: Ben bütün Afrika takımlarını tutuyorum. Bir de Balkan takımlarına zaafım vardır. Slovenya var, Slovakya, Sırbistan var. Avrupa’nın Brezilya’sı abi adamlar. 1998’de Hırvatistan’ın Almanya’ya 3 attığı maç mesela. En iyi hatırladıklarımdan.
…Dempsey şut pozisyonu aradı. Dempsey Vuruyor… (İngiltere 1-1 ABD)
Herkes: Ooooooooooooo!!!!
Utkan: David James’in intikâmı.
Kerem: Olmaz ya.
Tayfun: Nasıl yumurtladı lan?
Saffet: Topta cidden bir tuhaflık var ama galiba.
Utkan: Bizim bahis tutar hacı.
...Golün tekarı…
Utkan: Güzel dönmüş Dempsey. Ama topla alakası yok, kaleci almış. Deminden beri Shilton’dan beri kaleci çıkaramıyorlar diyoruz. Bu kadar net örnek olamazdı.
Saffet: İngiltere penaltılarla elenen bir takım değil mi zaten? Bu kaleciyle çok zor o zaman.
Utkan: Yarın The Sun almak lazım. “Bollocks to the Keeper! Whatta Cunt!” Neyse güzel maç seçmişiz.
Kerem: Güzel maç abi de epeydir bu kadar kötü gol görmemiştim.
…kameralar Beckham’ı gösterir.
Utkan: Bu adam hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kerem: Elimde olmadan seviyorum.
Tayfun: Dünyanın en iyi pas veren, serbest vuruş, korner kullanan adamlarından biri.
Utkan: Benim büyük saygım var.
Saffet: Gittiği her yerde oynuyor adam.

Utkan: İstediği kadar antipatik olsun, futbol oynuyor adam. Bu sene bir Milan-Juve maçı izlemiştim. Herif kendi sahasından, taç çizgisinin ordan karşı kaleye gollük ortalar yapıyordu. Sadece Beckham’ı seyrettim. Hâlâ şaşırtıyor beni.
Kerem: Real Madrid’de de o kadar adama rağmen top ayağına gelince fark yaratıyordu.
Utkan: Yaptığı işe çok büyük saygısı var.
…2 dakika uzatma… devre arası…
Utkan: Bilmiyorum katılır mısınız? Memleketin enteljansiyası son 10 yıldır futbola ilgi göstermeye başladı ya, o insanlar futbolun fazlaca sosyolojik, kültürel, tarihsel yanlarıyla ele almaya başladılar. Sahanın içinde olanlarla ilgili fazla fikir sahibi olamamaya başladık. Sürekli İngiltere zaten şöyledir, Fransızlar böyledir. Ama artık bu küreselleşme ve endüstriyelleşme döneminde bütün futbolcular iyi para kazanıyor ve neredeyse aynı hayat tarzını yaşıyorlar. Sahada neler oluyor taktiksel, biraz da bunları konuşalım.
Saffet: Evet biri bir şey söylüyor haftalarca o konuşuluyor. Sahada topa bak önce.
Utkan: Taktik konuşabilen bir tek İbrahim Altınsay var, okuyabildiğim. O da çok gergin.
…2. devre…
Kerem: ABD Milli Takımının bu kadar rekabetçi olması çok büyük başarı. İçerde 4. spor değil mi? Ona rağmen nasıl başarıyorlar?
Utkan: ABD’nin bir yıldız çıkarması lazım. Tenis’teki Pete Sampras örneği gibi. Böyle bir yıldızlarının olmaması daha popülerleşmesini engelliyor. Bir Wayne Rooney çıkarmaları lazım.
…Heskey gol kaçırır…
Utkan: (VHS kasetleri göstererek) Saffet, abi Stone Roses’ın VHS’i varmış. Rispekt.
Saffet: VHS’i bilmeyen bir kuşak geldi şimdi. İnternete doğan bir kuşak.
Utkan: Bizim jenerasyon bundan son yırtan kuşak işte. Her şey kademe kademe oldu.
Kerem: Kız arkadaşım benden 7 yaş küçük; bir kopukluk var orada. “Hani annenin telefonundan mesajlaşırsın ya ortaokulda,” diyor. (Gülüşmeler)
Saffet: Ben telefon hikâyemi anlatayım size. Burada yatılı okuyorum, haftasonu Kartal’a dönüyorum. Birkaç tane yırtık tip var haftasonları çıkan. Onları arayabilmek için evden çıkıp 10 dakika yürüyüp jetonlu telefonda sıra bekleyip, bir dakika onlarla konuşuyorum işte nerede buluşalım diye… Sıra bekleniyordu abi.
Utkan: Bizim jenerasyonda o nostalji duygusu çok keskin. Daha yaşlı da değiliz anasını satayım. 70’indeki hissiyat şimdiden var bizde. Değişim o kadar sert oldu ki. Öyle bir döneme denk geldi ki.
Kerem: Teknoloji tavana vurdu. Benim kardeşimle yaş farkım 6. Sanki benim anne babamla olan fark gibi olmaya başladı.
Utkan: Demek istediğim o. Maç da enteresan oluyor ha!
Kerem: Amerika geliyor valla.
Utkan: İspanya’nın tek dezavantajı Barcelona’dan gelen adamların acayip yorgun olması. Herifler 2 senedir her turnuvada sonuna kadar gidiyorlar. Sezon başı 60 tane maç yapıyorlar. “Exhausted” kafası. Açık ara en iyi takım, o ayrı konu ama.
…Altidore’nin topu direkten döner…
Herkes: Oooovvvv!
…Rooney kaçırır…
Tayfun: İngiltere atman lazım. Öbür köşeye yaaa!
Kerem: Rooney bayağı ısınmaya başladı.
Utkan: Biraz geç oldu. ABD harika mücadele ediyor.
Saffet: Dakika 75 hâlâ başladığı gibi maç.
Kerem: Maradona ilk 11’de Tevez, Messi, Higuain mi yaptı?
Utkan: Öyle. O konuda da laf edemem Diego’ya. Iyi de oynadılar bugün.
Utkan: Herkes bir şampiyon gol kralı adayını söylesin bakalım.
Saffet: Ben senin listeni (bkz. kargamecmua Haziran 2010 sayısı) çok beğendim.
Tayfun: İspanya. David Villa ya da Torres.
Kerem: Ben Arjantin’i istiyorum.
Utkan: Arjantin’i seyrettikten sonra, ki hâlâ isteğim onlardır, İngiltere-İspanya finali mantıklı geliyor.
Kerem: Gol kralı adayım Messi. Final Arjantin- İngiltere mümkünse.
Saffet: İngiltere hızlı oynuyor. Arjantin’i görünce de bayağı şansı var gibi. Yarı finalde Afrika’dan bir takım olsun. İngiltere de alsın. Kaç senedir bekliyorlar.
Utkan: Çok güzel maç oldu.
Saffet: Oyunda bir 5-10 dakika durulma olur. Burada hiç olmadı.
Utkan: İyi maç çabuk biter abi. Ben bu ABD yarı final oynarsa şaşırmam.
Kerem: Kimse Brezilya’yı ağzına almıyor bu sene. Favori olmadan gelip alabilirler.
Tayfun: İtalya da öyle.
Utkan: İtalya ve Almanya doğal favori. ABD çok iyi. Ama golleri de çok avanta oldu. Demin demek istediğim buydu. “Maçlar gollü olsun, 5-3 bitsin, 4-4 bitsin.” Öyle bir şey yok ki abi. Şu maç 1-1. 0-0 da olsa güzel maç değil mi?
Kerem: Aynen. Ben geçen sene bir GS maçı izledim. Emre Aşık oyuna girdi; öyle güzel top oynadı ki. Tamam Arda, Keita vs de iyi de. Emre Aşık’ı izlemek de ayrı keyif.
Utkan: Liverpool’luların 2005 senesinden bir tezahüratı var; “We need a team of Carraghers” diye. Carragher dediğin kütük defans. Ama o adamın mücadelesi o kadar önemli ki. Gerrard var, forvette kimler var ama Carraghers abi.
Kerem: Puyol da mesela… Ada vapurunu yakalamak için kaçmam lazım benim…
…Kerem gider… Maç 1-1 biter… Rıdvan konuşmaktadır… kaydedicide low battery yazmaktadır….
info@kargamecmua.org