Sivil Hafıza; Ma Sekerdo Kardaş? Ne Etmişiz Kardaş?
Sevgili abimiz İlhami Algör’ün yeni kitabının adı Ma Serkerdo Kardaş? “Ne Etmişiz Kardaş? ‘Dersim 38’ Tanıklıkları” ise kitabın alt başlığı. Hafıza-bellek dosyamıza denk gelmesi de ayrı bir güzellik oldu.
“…Kadınların hafızaları gündelik hayat detaylarında daha zengin. Rus işgalinde Brastik Köyü’nde bir evde dikiş makinası gören ve hayret eden Rus kadın subayı, Ermenilerin o devirde evlerinde ütü bulunduğunu, Çerkes kızlarının eteklerini nasıl dar bağladıkları gibi detayları kadınlarda bulabiliyorsunuz. Erkekler ise genel olaylara hakimler.” İlhami Algör…
Kitaptan…

Hatayı Gökdemir
Ermenilerde o devirde ütü varmış. Ütü hangi Türkte, Kürtte var? Anam deyiydi “Bilmiyidik ne olduğunu.” Ermenileri süriyler Ergan’dan, Ermeniler kaçiyler. O zaman annem [Sona Hanım] Ergan’daymış. Bizim Kürtler Aleviler de gülmüşler. Bunu annem anlatıyor. Orta yaşlı bir kadın dönmüş, demiş ki: “Gülmeyin Kürt karıları, bugün bize, yarın size! Zannetmeyin sizi bizden kötü etmeyecekler...” Bunu anam her zaman söylüyordu.

Cansa Düzgünkaya
Ermeni buradan çekildiği zaman, bizim kiler Dersim’e çok Ermeni göndermişler korumak için. Bazılarını biliyem. Babam bir adam göndermiş. Dost olan, iyi olan bir adam göndermiş. Galolar’dan göndermişler bir iki kişi.

İzzet Gökdemir Algör
Ermeniler Türklerden kaçtıklarında Dersim’e gitmişler. Bizimkilerden çok yardım görmüşler. Çocukları büyümüş, evlilik yapmışlar. Bunu annem anlattı. Hatırlar mısın, Unkapanı’nda yokuşu çıkarken bir ev vardı. Orada bir kadın vardı Erzincanlı Ermeni, bir Alevi ile evlenmiş, İstanbul’a gelmiş. Küçük oğlunun adı Hüseyin idi. Büyük olanın adını hatırlamıyorum.
Arka Kapaktan…
Ma Sekerdo Kardaş? Surbahan’dan sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle 1938-48 aralığına bakıyor. “Dersim’de 1938’de ne olsu, neden oldu, nasıl oldu?” sorularına değil, ésonra ne oldu?” sorusuna cevap arıyor. Tam da “Dersim 38”in yeniden konuşulmaya başlandığı bu günlerde, 1938’in çalkantılarından Erzincan’da bir köyün payına düşenle ilgileniyor. Kurbanları bir sayı olarak görmekten vazgeçip onların gözlerinin içine bakalım, geçmişimizle yüzleşelim istiyor.