ALZHAIMER (ALOIS ALZHAIMER & AUGUSTE DETER)


Burcu Şengül

Auguste Deter, Mayıs 1850 de Kassel’de doğdu. Aile soyadı bilinmiyor.1880’lerde tren işçisi olan Karl Deter ile evlenip bir kız çocuğu dünyaya getirdi. 1890’ların sonuna doğru Auguste demans (*) belirtileri gösterene kadar normal, düzgün bir hayatları vardı. Gecenin yarılarında çığlık atıp uyanıyor, gündelik işlerini hatırlamıyor, halüsinasyonlar görüyordu. Evlenmeden önceki hayatında geçirmiş olduğu bir travma, depresyon gibi rahatsızlıkları da bilindiği kadarıyla yoktu. Tren işçisi olarak çalışan kocası, eşini bir çok kez dikkat ve unutkanlık konusunda uyarmış ancak Auguste kendini bu konuda toparlayamamıştı. Git gide kötüye gidiyor, kızı ve eşi bir yana kendisiyle bile ilgilenemeyecek hale gelmişti. Karl bu duruma dayanamadı, sevgili eşine nasıl bakacağını bilemez hale gelmişti. Onun gözünün önünde daha kötüye gitmesine izin veremezdi artık. Ve Auguste D.’yi Frankfurt Akıl Hastalıkları Hastanesi’ne yatırmaya karar verdi.
 
26 Kasım,1901 hasta yüzünde bir çaresizlik ifadesiyle yatağında oturuyor.
Adınız ne? Auguste
Soyadınız? Auguste
Kocanızın adı ne? Sanırım Auguste
Kocanızın adı mı bu? Ha, kocam…
Hasta soruyu anlamamış gibi görünüyor.
Auguste ile evli misiniz bayan D? Evet, evet Auguste Deter.
Ne kadar zamandır buradasınız?
Hastanın bu soruyu anımsamaya çalışır gibi bir hali var.
Üç hafta
Bu nedir? (Doktor hastaya bir kurşun kalem gösteriyor) Dolma Kalem
Hasta gösterilen diğer objeleri de doğru olarak tanımlıyor. Öğle yemeğinde karnabahar ve domuz eti yiyor. Ne yediği sorulduğunda ıspanak yanıtını veriyor. Et çiğnerken ne yediği sorulduğunda patates, sonra da turp yanıtını veriyor. Bazı nesneler gösterildiğinde kısa zaman geçtikten sonra hangi nesnelerin gösterildiğini anımsamıyor.
 
Yukarıda belirtilmiş olan bilgiler tarihte bilindik ilk Alzheimer hastası olan Auguste D.’nin muayene notlarıdır.
 
Alman doktor Alois Alzheimer, çalışmakta olduğu Frankfurt Akıl Hastalıkları Hastanesi'nde 51 yaşındaki kadın hastasını (Auguste D.) muayene ederken, tespit ettiği bulgu ve belirtilerin nasıl yorumlanması gerektiğini henüz bilmiyordu, çünkü o günün tıp kitaplarında böyle bir bilgi yer almıyordu. Özellikle bunama, epilepsi (sara) ve ağır psikiyatrik bozukluklar üzerinde yeni tekniklerle araştırmalarını sürdüren Dr. Alzheimer, Auguste D. adındaki bu hastada bellek bozukluğu, halüsinasyonlar, paranoya, oryantasyon, konuşma bozukluğu ve beklenmedik psikososyal davranışlar fark ederek inceleme altına aldı. Beş yıl kadar izlenen Auguste D. 1906 Nisanında hayatını kaybetti. Dr. Alzheimer o sırada çalışmakta olduğu Münih Kraliyet Psikiyatri Kliniği'nde hastanın beyin otopsisini yaparak çok önemli bazı beyin dokusu değişiklikleri saptadı. Bunları anormal topaklar ve yumaklar şeklinde tanımlandı. Beyin, normal insanlarınkine oranla büzüşmüş ve küçülüştü. Bu hastadaki bozukluğu, hem klinik tablosu hem de mikroskobik bulgularıyla tıp dünyasının dikkatine sunan Dr. Alzheimer, tıp dünyasında yeni keşfettiği bu hastalığa adını veren hekim olmuştur.
 
Alzheimer yavaş başlayan bir hastalıktır. Yakın zamanda gerçekleşmiş olayları, tanışılan kişileri, nesnelerin isimlerini hatırlamakta güçlük çekmek gibi de tanımlanabilir. Tabii bu ilk saydığımız belirtilere başlangıç olarak demans adını da verebiliriz. Bu durumdaki kişiler basit matematiksel problemleri çözmekte, bulmaca yapmakta  zorlanmaya başlayabilirler. Bu zorluklar can sıkıcı olabilir ancak bu hastalık için harekete geçmek konusunda yeterli değildir. Belirtiler çeşitlenerek arttığında hastalık daha kolay anlaşılır hale gelir. Hastalığın kesin nedeni hâlâ bilinmemektedir. Kalıtımsal olduğu, yavaş virütik enfeksyon, toksin ve ya travma sonucu olabileceği yönünde çalışmalar vardır. Ana risk faktörü yaş unsuru ve ailevi geçmiştir. 40-50 yaşlarında başlar. Ancak günümüzde bu yaşın bazı vakalarda maalesef 30’lu yaşlara kadar düştüğü görülmüştür. Mümkün olduğu düşünülen bir diğer faktör ise ciddi bir baş yarası ve düşük seviyede bir eğitim içerir. Bilim adamları hastalığa neden olabilecek diğer faktörleri araştırmaktadır. Şifa sağlanabilecek bir tedavisi de bulunmamaktadır. Sadece belirtilere yönelik, hastalığı geciktirici ilaçlar önerilmektedir. Kalıtımsal olarak hastalığı ele alırsak eğer; bu hastalıkla ilişkilendirilebilecek 3 kromozom bulunmuştur. Bunlar 21.,14. ve 19. kromozomlardır. 21. ve 14. Kromozomlar 40-50 yaş arası Alzheimer hastalarında etkin görünürken, 65 yaş ve üzerinde 19. kromozomda bulunan APOE-e4 geninin etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu gen bir çok araştırmacı tarafından bir risk olarak görülmüştür. Ancak bu bir hastalık geni değil, bu hastalığa duyarlılığı arttıran bir gendir. Yine de bu gene sahip olan kişiler bu hastalığa yakalanmadan sağlıklı bir yaşam sürebilirler.
 
Hastalık gelişiminde üç farklı evre gözlenebilir. Ancak bu evrelerin tüm belirtilerinin görülmeme durumu da mevcuttur. Bellek kaybı ile başlayıp en son evrelerinde konuşmayı, yutmayı, tuvalete çıkmayı, nefes almayı, kısaca şartlı reflekslerini unutma durumları görülür. Hastalık bu seviyeye ulaştığı zaman hastanın bakımı için kesinlikle profesyonel yardım gerekmektedir. Evde bakımları mümkün olmayan bu hastaların yakınlarının da psikolojik destek almaları uzmanlarca tavsiye edilir. Çözümü için günümüzde bir çok çalışma yapılmaktadır. En son üzerinde çalışılan aşı ise umut verici bir durumdadır. Ancak hayvanların üzerinde olumlu etki yapmış olan bu çalışmanın insanlar üzerinde kullanılmasının yıllar süreceği hatta belki de hiç kullanılamayacağı söylenmektedir.
 

(*) Demans: Kişinin entelektüel ve sosyal yeteneklerinin, günlük fonksiyonlarını etkileyecek şekilde ilerleyici bir kaybıdır. Hastalık doğası gereği ilerleyici özelliktedir. İlerleme devresine Alzheimer diyoruz.

burcusengul23@gmail.com