Sevgili Günlük


Aylin Ünal

                                                                                                                             31 Mayıs 2005
Sevgili Günlük,

“Dün gece Özgür’le beraber Sonic Youth konserindeyim. Yani Özgür’le birlikte gitmedim konsere ama sonuçta ikimiz de aynı mekândaydık. Gerçi Özgür beni davet etmişti de ben daha evvelden Murat’a söz verdiğimden Özgür’le gitmedim. Zaten Özgür’ün kız arkadaşı yok mu ya, bir de orada bana dert olacak hatun. Hiç uğraşamam. Hoş, gerçi ben de Murat’ın kız arkadaşıyım.

Murat da her zamanki gibi gene parasızdı ama nasıl olmuşsa bu konsere gelecek parayı bulmuş bir yerlerden. Zaten adam haftalardır Sonic Youth konserinden başka bir şey konuşmuyordu.
Hayatımın en güzel konseriydi desem sanrım abartmış olmam. Aslında hâlâ inanamıyorum onları canlı olarak sahnede gördüğüme. Aman Allah’ım neydi o ya! Sonic Youth’u sahenede canlı olarak izmleme şansını yakalamış bir nesil olarak da tarihe adımızı yazdırdığımızdan eminim. Artık bizim içim hiçbir şey eskisi gibi olamaz.

Murat’la konser salonunda buluşmak üzere sözleştiğimizden ben konser mekânına Elif’le gittim. Elif’i de hiç tanımıyorum da kız bana bir şekilde ilginç geldiğinden onunla gitmeyi istedim. Hem bahaneyle biraz daha yakınlaştık. Önce ben Eliflere gittim. Onun evinde biraz takıldıktan sonra dışarı çıktık. Taksiye atladık. Takside Elif kendi istediği radyo kanalını açtırdı şoföre. Bir de sevdiği parçalar çalınca onlara da yol boyunca eşlik etti. Etkilendim. Onun gibi olmak istedim bir an.

Konser alanına geldiğimizde içerisi epey doluydu. Murat beni buldu, yanıma geldi. Elif de kendi arkadaşlarının yanına gitti. Sonic Youth’u öncesinde Replikas ve Ayyuka sahne aldılar. Sonra Sonic Youth sahneye çıktı. Thurston Moore çok acayipti. Adam sahnenin kenarında, tavandan asılı olan hopörlörlerin üstüne çıktı. Bir ara da göz göze geldik.

Özgür’ü de gördüm konserde. Yanında kız arkadaşı yoktu. Acaba ayrıldılar mı ne?..”

Yazılı kişisel tarih olarak da adlandırılabilecek olan günlüklerin belleğe olan en büyük katkıları, hayat hikâyelerini ve bu arada etrafta olan bitenleri kayda geçmiş olmaları. Üstelik tamamen yazarın bakış açısıyla.

Saptırılmış tarih de denebilir günlüklere. Fazlasıyla kişisel ve bu yüzden de çokça yanılsamalara açık olduğundan. Ancak günlükleri de özel, güzel ve benzersiz kılan yönleri de bu. Günlükler, hayal gücünün şekil verdiği gerçekleri, samimi bir dille kayda geçme araçları. Ve belleğin belki de en yakın dostları. Çünkü onun doğrularına ev sahipliği yaptığı kadar hatalarına da kucak açıyorlar. Hayalle gerçeğin en mükemmel harmanlandığı yer. Belleğin sunduğu en keyifli alanlardan biri olarak tanımlanabilir günlükler.

kargamecmua’ya yazacağım yazıyı bitirdikten sonra, apar topar havaalanına gittim. Ve Filipinler’e gitmek üzere olan uçağımı zar zor yakaladım. İçim rahattı, ne diyeyim. Yazımı yazmışım. Yoluma koyulmuştum.

Not: Günlük kısımları tamamen kurmacadır.

aylinaylin_1@hotmail.com