Bu Kadarı da Fazla


Hilmi Tezgör

1986 yılında Metallica’nın yeni albümü Master of Puppets’ı plaktan kasede kayıt ettirmek için okulunu kırarak Bursa’dan İstanbul’a gelen arkadaşımla Üsküdar / Paşakapısı’nda (Tünay Akdeniz’in dükkanında) buluşmuştuk. O zaman birisi çıksa ve bizim için tarifi mümkün olmayan uzaklıklarda bulunan, erişilmesi imkânsız olsa da çok sevilen bu grubun dört kez İstanbul’a gelip toplamda yüzbinden fazla kişiye çalacağını söylese elbette ki inanmazdık. Başka ne hissederdik bilmiyorum ama 24 yıl sonra Metallica’nın yanında, aynı gün Megadeth, Anthrax ve Slayer canlı olarak izlenebileceği de söylense, eminim dalga geçmeye başlardık. Doğrusu, bu çok sevdiğim grupları bir gün görebilme olasılığı benim hiç aklıma bile gelmemişti o dönemlerde.
 
Metalciler olarak ‘90’ların başında bir Al Di Meola konseri bile, olası elektro gitar soloları yüzünden heyecan yaratabiliyordu bizlerde. Bizler, memlekette o zamanlar azdık. Birinde hasbelkader bir Metal Church tişörtü görürsek, altı ay bundan konuşurduk. Çok fazla Raks HDII 90 (Chrome) kasedimiz, biraz TDK SA 90 kasedimiz, çok az plağımız vardı. Bursa’dan gelen arkadaşın çantasında “Cliff Burton: The Unlucky Mate” yazıyordu.
 
Metallica, benim için Garage Days Revisited ile bitmişti; ta ki İstanbul’a geleceklerini öğrenene kadar. İlk konser muhteşemdi. Diğerleri de öyle... Gerçi Metallica uzun süredir kötü albümler yapıyor ama sahnede hâlâ çok çok iyiler ve bilindiği gibi eski / eşsiz şarkılarını da bol bol çalıyorlar. Ha bir de, çıkmışken sahneden inmiyorlar!

Slayer da daha önce İstanbul’a geldi. ‘80 sonlarındaki metalci grubumuzdan bir başka arkadaş oradaymış ama ben yoktum. Bu ikinci şansım; üstelik zamanlama da iyi çünkü Slayer son albümü World Painted Blood ile müzikal olarak eski formuna yaklaştı. Sahne performansları ise eminim her zamanki gibi çok iyi olacaktır ve eminim “Angel of Death”i çalacaklardır. Ben 1986’nın Reign In Blood’ında kalmıştım; gerçi sonra arayı kapattım ama elbette ki hâlâ bir şeyler eksik ve işte o eksik 27 Haziran 2010’da kapanacak.

Megadeth de daha önce geldi İstanbul’a ve ben bunlarda kardeşime eşlik edemedim. Bu kez ağabey-kardeş bir durum değerlendirmesi yapacağız. Gerçi Megadeth çok önceleri, kelimenin tam anlamıyla “bitti” bana kalırsa. Ancak Dave Mustaine’i sahnede görme fırsatını kaçırmamak gerekir. Performans açısından da büyük beklentilerim yok ama bir “Peace Sells” ya da “Mechanix”i canlı duymanın heyecanını şimdiden duyabiliyorum.

1991 yılında Anthrax’in “Madhouse” şarkısına mahallede klip çekmiş olabiliriz. Şaka değil; yanlış hatırlamıyorsam ödünç alınan bir kameranın karşısında çalar ve söyler gibi yapmıştık. Bunu Slayer konserine giden arkadaşıma soracağım, hatırlayacaktır. Anthrax?.. Anthrax iyidir. 1987’deki Among the Living’den sonrasını bilmiyorum ama bildiklerim bana yeter. Üstelik Joey Belladona da Sonisphere için gruba katılacakmış, ki bu, sevenleri için iyi bir haber.
 
İşin Başı
 
Heavy Metal sevmeyenler bile bilir: Black Sabbath’ın gitaristi Tommy Iommi’nin müzik tarihindeki yeri önemlidir. Sevenler de bilir ki Black Sabbath’ın diğer yarısı Ozzy’dir. Ozzy benzersiz bir sestir ve Ronnie James Dio’nun rock dünyasındaki yeri ve önemi ne olursa olsun, mırıldanan her Sabbath şarkısı Ozzy’dir. Öte yandan bu sözler beyhudedir, çünkü ne yazık ki Dio’nun ölümünün ardından Heaven & Hell konseri iptal olmuş; Ozzy’nin “solo olarak” İstanbul semalarında görülmesi için daha şimdiden heyecanlanmamak gerekmektedir.
 
Birinci parantez: İlk gün Pentagram çalacak. Kaçar mı? Elbette ki hayır. Rammstein çalacak. Kaçar mı? Elbette ki hayır. “Hier Kommt die Sonne”yi çalarlar mı? Sanmam. “Du riechst so gut”? Belki… Aslında bu yaz sadece bu ikiliyi izleyecek olsaydık bile yeterdi. Bir başka eski arkadaşım diyor ki: “İnsan çabuk şımarıyor.”
 
İkinci parantez: Manowar’ı ben es geçiyorum. Seveni yazsın, gitsin, görsün. Ya da gitsin, görsün, yazsın. Alice In Chains “zincirsiz” olur mu? Diğer gruplar bunca devin arasında kaybolur mu?.. Bilmiyorum. Gidenler görecek.
 
Mastodon’u merak etmemek zor. İçimden bir ses, onların daha çok konuşulacağını söylüyor.
 
Sonisphere Festivali’nde, yıllar önce kalbimde gezdirdiklerimi sahnede göreceğim. Metallica’yı ise üçüncü kez izliyor olacağım ve umarım bu kez, Üsküdar / Paşakapısı’nda buluştuğum arkadaşım da yanımda olacak.

htezgor@gmail.com