Namusumu kaybettim, hükümsüzdür


Firdevs Hoşer
Yıllar önce bir kadın eyleminde ürettiğimiz bir slogandı. En sevdiğim sloganlardan biridir. Kadınların ayağına bunca dolanan bir kavramı kaybetmek, bir daha bulmamak istemesinin çığlığı...
 
Kadınlarla ilgili üretilen bütün mitler gibi namus miti de erkekler tarafından üretilip çeşitli manipülasyonlarla kadınlara zorla yedirilen bir mit. Yaşamımızı içten içe kemiren, bazen fiziki olarak yok eden, bazen sinsi bir biçimde bir ömür tenimizin altına gizlenen bir virüs.
 
Namuslu olmanın bize düştüğünü, toplumsal cinsiyet rolleri gereği olduğunu öğrendiğimizde zaman çok geçmiş oluyor ne yazık ki. Ve bu mitin gölgesinden kurtulmak için verilen uğraş kadınları çok acıtıyor. Her yanımız kan revan içinde kalıyor. Acıtıyor çünkü hepimizin içinde bir yerlerde anne / babamızın namuslu kızı olmak virüsü saklanıyor. Yıllar yıllar önce eşimden ayrıldığımda annem beni karşısına aldı ve şöyle dedi “Sen artık dul bir kadınsın, hareketlerine dikkat et.” “Niye?” diye sorduğumda annem çok şaşırmıştı. “Bunun niyesi mi var kızım, dul kadının eti çiğnek olur” (yöresel bir söz, yani çok konuşulur gibi bir şey). O zaman anneme çaresizlik içinde bir şeyler anlatmaya çalışmıştım ve sesim boşlukta yankılanmıştı.
 
Anneden kıza babadan oğula aktarılan bu bulaşıcı virüsü nasıl temizleyeceğiz, meselemiz bu. Bu konuda erkeklerden yardım alamayacağımız bildiğimiz bir şey. Patriyarkal (ataerkil) sistem pisliklerini temzilemez. Onların bütün pisliklerini temizleme işi yine biz kadınlara düşer. Ama bu namus virüsünün bünyemizden silip süpürme işi çok hayırlı bir iş olacaktır kadınlar için. Tek tek kadınlara sormak lazım “Niye namusu senden soruluyor? Niye sen kocanın, babanın ağabey, amca, dede bilimum yakın erkek akrabalarının namusundan sorumlusun. Niye bu yük senin omuzlarında? Niye omuzlarının bu yük altında çökmesine izin veriyorsun… Niye virüsü içinde taşımaya devam ediyorsun? Niye dünyaya senin bacaklarının arasından bakıyor bütün bu insanlar?” Bu sapkınlık değil midir?
 
Niye adamlar namuslarını kadınları “temizleyerek” kurtarırlar, kadınlar erkeklerin namusuna “temiz” kalarak bekçilik ederler? Niye erkekler partnerlerini aldatınca kaçamak olur da sen aldattığında en hafifi ile “sağlam pabuç” olmazsın, kaşar olursun, orospu olursun, yatılmak için sıraya girilen kadın olursun? Niye değersizleşirsin birden bire ve namusu temizlenmesi gerekli kadın haline gelirsin? Niye başın önüne düşmelidir böyle durumlarda ve niye utanması gereken kişisindir?
 
Bu soruları sormak eminim bütün kadınların aklına gelir ama bu soruların cevabını kaç kadın kadınlar lehine verir, işte bizim meselemiz budur. Virüsü çıkarmanın yolu bu soruların cevabını vermekten ve verilen cevapları içselleştirmekten geçer.
 
Biliyorum böyle bir süreç çok sancılı bir süreçtir. Bütün toplumsal değer yargılarını, yaşamında çok “sevdiğini” düşündüğün erkekleri, hatta çoğu kez hemcinslerini karşına almak kolay değildir. Elbette bu bugünden yarına değişecek bir kavram değildir. Ama değişmesi gereklilerin en başında olduğunu düşünmekle başlayabiliriz işe. Çevremizden başlayalım önce. En yakınlarımdan. O bizi sevdiği için öldüren, sevdiği için döven, sevdiği için tecavüz eden, sevdiği için aşağılayan erkeklerimizden başlayalım.
 
Şöyle diyerek başlayabiliriz;
Çek elini bedenimden
Çek elini bacaklarımın arasından
İndir omuzlarımdan bindirdiğin namus yükünü
 
Ve namusumuzu kaybettik, hükümsüzdür,” diyelim hep birlikte, olur olmaz yerde. HER YERDE.....
 
 
firdevshoser@yahoo.com