Etiopik
Levent Celepçi
Vampire Weekend – Fool’s Gold - Tinariwen
2000’li yıllar dar blue jean’ler ile açılmıştı. Zaman Strokes’ların, White Stripes’ların zamanıydı. Çift sıfırlı yılları bitirmenin ve yüzyılın 10’lu yıllarına adım atmanın eşiğinde dekor tamamen değişti. Tozlu garajlar yerlerini güneşli havalara bıraktı. Güneşli havaların öncüsü –özellikle ılıman iklimi ile anımsanmayacak– Brooklyn’den Vampire Weekend oldu (grup ismi seçimleri itibariyle Vampir hareketinin de öncülerinden sayılabilirler). Columbia Üniversitesi’nin kampüsünde kurulmuş olan Vampire Weekend, önce ezber bozan “Mansard Roof” ile müzikal güncelliğe irtifa kazandırdı. Ardından gelen “Cape Cod Kwassa Kwassa” ile coğrafyalarının da kuvvetli olduğunu gösterdi. İlk albümleri Vampire Weekend, 2000’lerin en sıkı çıkış albümleri arasına dahil olurken, bu yeni tarif edilemeyen müzikal akıma bir etiket bulunması çabaları kısa zamanda sonuç verdi: Etiyopya Punk’ı ya da Afropop en çok tercih edilen terimler.

Bu yılın Ocak ayı içinde çıkan devam albümü de haliyle senenin en beklenen nesnelerinden oldu. İkinci albüm –ki Contra adını taşıyor; albümün isminin ilham kaynağı Nikaragua’lı kontralar– beklentileri teyit etti. İlk albüme nazaran daha az Amerika’lı, daha çok Afrika’lı olan Contra, Amerika’da epey bir iltifat ile karşılandı (hatta çıkış haftasında satış rakamları itibariyle Lady Gaga ve black eyed peas’e toz yutturmak suretiyle yüreğimize su serpti).
Contra, grubun ilk albümüne göre tarafını daha net seçmiş bir çalışma. İlk albümde, grubun sound’u bir parça arada sıkışmış görüntüsü veriyordu; Contra ise grubun gerçek anlamda tınısını bulduğu esas ilk albümü görüntüsünde. Şarkı sözlerindeki tazelik ile de birleşince “Diplomat’s Son”, “Giving Up The Gun” (ki albümü bu şarkıdan dinlemeye başlamayı öneririm) ve “I Think U R a Contra” albümün zirveleri olarak beliriyor.
Vampire Weekend’in açtığı kapı bir dizi yeni grup ve projelere de ilham kaynağı olmuş durumda: Vampire Weekend gibi Brooklyn’li Yeaseyer, Vampire Weekend’in şarkıcısı Ezra Koening’in de dahil olduğu The Very Best projesi ve belki de bu gruplar arasında en dikkat çekeni Fool’s Gold…

Fool’s Gold güneşli havalara daha aşina bir grup; zira kendileri Los Angeles muhtarlığına kayıtlı. Fool’s Gold, Vampire Weekend için sarfedilen Etiyopya punk’ı nitelemesini Etiyopya funk’ına dönüştüren bir noktada duruyor. Geçen senenin sonlarında popüler olan ancak bu senenin de en bomba şarkılarından biri olmaya aday “Surprise Hotel” ve albümün ikinci şarkısı “Nadine” albümün lokomotifleri. Grubun şarkıcısı Luke Top, doğduğu toprakların lisanı İbranice olarak söylüyor şarkıların çoğunu. Son derece eğlenceli ve dinamik bir albüm Fool’s Gold’un çıkış albümü. Albümü dinlerken konserlerin bir ayin havasında geçiyor olduğunu görür gibi oluyorsunuz. Primitif olduğu kadar çekici bir atmosfer var Fool’s Gold’un albümünde. Albümün genelinde gitgide “kült” bir müzikal fenomene dönüşmekte olan Tinariwen’in ruhu açıkça seçiliyor.
Tinariwen, anavatanları Mali’yi terketmek durumunda kalan ve Libya sınırları içinde bir mülteci kampında yaşayan Tuareg halkına mensup müzisyenler tarafından ‘80’li yılların başında kuruluyor. Grup terminolojisi Tinariwen açısından tam anlamıyla komünal bir durumu ifade ediyor. Halihazırda 8 sürekli üyesi bulunan Tinariwen’de (bunların dışında da bir dizi müzisyen stüdyo kayıtlarına katılıyorlar -ki onlar da grubun üyesi) 6 gitarist mevcut. ‘80’li ve ‘90’lı yıllarda yerel boyutta bir şan ve şöhrete sahip olduktan sonra, 2000’lerin başında dünya müziği (world music) fenomeni ile birlikte Avrupa’da katıldıkları birkaç müzik festivalinde taş üstünde taş bırakmamaları neticesinde albümleri Avrupa ve Amerika’da da yayınlanmaya başlıyor.
Bizlerin anladığı manada 4 adet albümleri yayınlandı 2001’den bu yana. Her albümle biraz daha büyüyen Tinariwen fenomeni, çölleşme / yavanlaşma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış modern müziğin yarınları için en önemli ilham ve yaşam kaynaklarından biri olarak yeşeriyor Batı Sahra çöllerinde...
nocturneacik@yahoo.com