Aldı, verdin, ben seni gömdüm

Serkan Sanç

Namus borazancılığı, içinde bulunduğumuz toplumun çıplak gerçeği... Bu durum giderek genetik miras gibi bir şey olmaya başladı. İstanbul'un göbeğinden eşitlik naraları atmak kolay. Bir deyim vardır “Bekara karı boşaması kolay gelir,” derler. Tabirden alınanlar olabilir, ama anlatılmak istenen farklı elbette...

2010 yılındayız. Bakın bu sayıyı bir kez daha tekrarlayalım: 2010…

Kurtuluş Savaşı'nda yanyana savaşan kadınla erkek, aynı otobüste yanyana oturmuyor. Bu memleket İstanbul'dan, İzmir'den, Antalya'dan, Bodrum ve Çeşme'den ibaret değil. Bu ülkenin doğusunda ya da batısında fark etmez, kadınlar yok oluyor. Görünmez oluyor. Bunun gerçekten farkında mıyız?

Cinsellik = Tabu... Şu havasına suyuna hayran olduğum memleketin hanelerinden kimbilir kaçında “Oğlum, Tacettin amcana çükünü göster,” diyalogları geçiyor acaba merak ettiniz mi? Peki sizce kaçında “Kızım, Naciye teyzene kukunu göster” cümlesi geçiyordur? Bunu merak ettiniz mi?

Daha çocukken dünyanın kendi çükünün çevresinde döndüğüne inanan, inandırılan bir çocuğun; büyüyünce gerçekten kendi kendisini terbiye edebileceğine inanıyor musunuz peki? Ya o çüküyle dağları devireceğine inanan gencin, olası bir cinsel sorunu olduğunda yaşayacağı travmayı tahmin edebiliyor musunuz?

Eğitim ailede başlamalı değil mi? Ama eğitimi verecek adamın ve kadının eğitimi ne olacak?

Aklı zikinde erkekler diye suçluyoruz bu gençleri... Ama öyle bir toplumda yaşıyoruz ki; sadece erkeklerin değil, kadınların da aklından hiç çıkarılmıyor işte o zik... Koskoca bir toplum ikiye bölünmüş; bir taraf efsane modunda duvarları tırmalarken, öteki taraf tırmalanmaktan korkar bir şekilde yetiştiriliyor.

Babalar oğullarına “Sen arısın, her çiçekten bal alırsın,” diyor... Anneler de kızlarına “Aman kızım, erkek arıdır, her çiçekten bal alır,” diyor. Biri almaya, öteki vermemeye programlı iki cinsi; bir toplum haline getirip sokaklara salıyoruz. Sonrasında da dengeli ve düzenli bir toplum yaşantısı bekliyoruz. Oysa hormonlar bedenlerde at oynatırken, ortaya çıkan yegane şey yamru yumru birliktelikler, ilişkiler, kaçamaklar, tecavüzler, tecavüz sonrası korkusu ile işlenen cinayetlerle dolup taşıyor. Bu ülkenin topraklarında genç kızlar, komşu oğlana gülümsedi diye öldürülüyor, diri diri toprağa gömülüyor. Namus borazancıları ise eğer yakalanırsa koğuş ağalarınca sırtlarının sıvazlanacağı hapishanelerde, yaptıklarının ne denli doğru olduğunu düşünerek, bir sonraki maça bakıyor.

ssanc@hotmail.com