NAMUS GİTTİ


Kerem Oğuz
Beş yaşındasın, top oynuyorsun. Karşı takımda birisi topu bacaklarının arasından geçiriyor, sonra gol olmuşçasına bir coşku, “Namus gitti, namus gitti,” diye bağırıp, yumruk yaptıkları ellerini yan çevirip, üstüne şaplakları geçirip, seninle dalga geçiyorlar. Apartman çocuğuyum zaten, güç bela sokağa çıkabilmişim. Tamam bir şey gitti ama ne? Gidenin ne olduğunu bilsem ona göre reaksiyon göstereceğim ama bilemiyorum, anlamıyorum. Kelimeyle tanışıklığım bu güne denk düşer. Ama kavramla halen tam tanışamadık. Mecmua toplantımızda namus dendikçe benim aklıma köy görüntüleri geliyordu. Uçuşan tavuklar, tezek kokusu, yayık ayran, yağlı güreş... Hayır, hayır bunların elbette alakası yok, ama işte zihnimde tam eşleyemiyorum. Halen anlayamıyorum. Tüfeğini kaybeden bir çocuk vardı askerde mesela. Komutan bulmuş. Yani bu kadar olur. Sonradan düşünüyorum da, bence komutan tüfeği çocuğun boşluğuna gelen bir anda arakladı. Sonra uzun uzun arattı ona. Tüfeğin bulunamayacağını bile bile arattı. Sonra genel içtimada bir beden büyük kamafulajlı çocuk komutanın karşısına dikildi, adam tüfeği tuttu ve “Bu senin namusun! diye bağırdı. Sesi de hem sert hem ağlamaklı. Al işte. Top bacakların arasından geçtiğinde de namus gidiyor, tüfeği kaybettiğinde de. Kimse benden bunu anlamamı ummasın. IQ ise IQ, EQ ise EQ artık düşük olan neyse. Libido, testesteron, ego falan filan. Ne düşük diye anlamıyorum, bilmiyorum. Anlamıyorum arkadaşım.
 
Nişanlı kızın namusu mesela hâlâ babaya, abiye, amcaya falan emanet. Nişanlı erkek namusu devren almaya aday. Daha onun değil. Şimdi ben bunu nasıl anlayayım? Gayet spekülatif bir durum söz konusu. Göremiyorsun, elle tutamıyorsun, tanımlayamıyorsun. Allah kimdir, nedir? sorusuna “Ne yerdedir ne göktedir, ne doğmuştur ne doğrulmuştur,” diyen hocaya “Hocam sen şuna yok diyeceksin de dilin varmıyor,” diyen Bektaşi fıkrası gibi bir durum var. Kimse görmezken ve bilmezken istediğin tarafa çekebiliyorsun. Kız namusundan devam edecek olursak... kızı evlenince çok mutlu olan babalar var. Çok büyük yük kalkıyor üzerlerinden. Her an vurulacak, bıçaklanacak adam gibi yaşamış yirmi küsür yıl. Kızına bir şey yapılınca sana da bir şey yapılmış sayılıyor? Neden, çünkü onun bedenin üzerinde söz hakkın var. Akıl alır gibi değil. Almanlar yenilince bizde yenilmiş sayıldık kafasının birebir aynısı. Kızımın g.tünü ellediklerinde, benim de g.tümü ellemiş oldular. 
Şimdi kocası düşünsün! Ohhh! Şimdi kocası düşünsün, dur ben gidip sahilde çekirdek yiyeyim,” mi diyorlar? Bence öyle diyorlar. Yahu bıraksaydın da kızın da nişanlısıyla bir çekirdek yiyeydi. Belki nişanlısı çekirdek çöplerini öyle çirkin çirkin püfff, töbüff,” diye tükürecekti ki, böyle ıslak ıslak, kızın ondan çok iğrenip nişanı atacaktı. Şimdi bütün bir ömür çekirdekleri böyle tüküren adamla geçirecek. Ben çekirdek diyorum, sen lafı her türlü anlayabilirsin. Ama bıçaklamadan. Ne beni ne başka kimseyi, bıçaklamadan konuşalım. 
Şöyle bir dönüp buraya kadar yazdıklarımı okuyorum da, silah demişim, avrat demişim... Ne kaldı? At? At bu namus olayına dahil oluyor mu acaba? Eğer ki bahsedilen at, cengaverin ilk cinsel deneyimlerini yaşadığı bir mahlukatsa bence dahil olmalı. At da namus olmalı. Katır, eşek... Ama bence köpek olmamalı. Lütfen standart düşüklüklerimizin de bir seviyesi olsun. Köpek falan. Kamon! 
 
evrandir@gmail.com