meraklısına


Zekeriya S. Şen

Zamanımızın En Mide Bulandıran Düetleri

 

İki sanatçının bir araya gelip hünerlerini sergilediği bilumum parçalara düet deriz. Saygınlık içerisinde birbirlerine yol açıp öten sanatçılar genellikle kendi istekleriyle bir araya gelir veya bazen müzik şirketlerinin çok satma hayalleriyle yanlış politikaları yüzünden. Müzik tarihi boyunca düetler iyisiyle kötüsüyle var olmuştur. Bizim burada ele alacağımız müzik birliktelikleri dinlerken içimizi bulandıranlar şeklinde. Bu listeye giren ve sizin çok sevdiğiniz bir parça için şimdiden kusura bakmayın zira liste bize ait değil Q dergisinin araştırması…



 

Çiftimiz

Parça

Cilla Black ve Marc Bolan

Life’s A Gas

Motorhead ve The Nolans

Don’t Do That

David Bowie ve Bing Crosby

Peace On Earth / Little Drummer Boy

Freddie Mercury ve Monstserrat Caballe

Barcelona

Paul McCartney ve the Frog Chorus

We All Stand Together

David Bowie ve Mick Jagger

Dancing In The Street

Julio Iglesias ve Stevie Wonder

My Love

Mr. Bean ve Bruce Dickinson

I Want To Be Elected

Elton John ve Rupaul

Don’t Go Breaking My Heart

Elton John ve Eminem

Stan

 


Ben Artık Oynamıyorum

 

Müzik endüstrisinde en ilgi çeken konuların başında ayrılıklar gelir. Bir sanatçının parçası olduğu gruptan atılması veya ayrılması. Bu yol ayrımları bazen söz konusu oluşumun en doruk anında olunca doğan alaka bir kat daha artar. Bizde gruptan atılan veya kendi isteği ile ayrılan ve bu ayrım sonucu muhtemelen nihayete eren oluşumları siz meraklılar için toparladık.

 

Bill Berry (REM) / Billy Idol (Generation X) / Fish (Marillion) / George Michael (Wham!) / Ian MCCulloch (Echo And The Bunnymen) / Peter Gabriel (Genesis) / Roger Waters (Pink Floyd) / Sting (The Police) / Topper Headon (The Clash) / John Lennon (The Beatles)*

 

* Her ne kadar resmi açıklama Paul Mccartney’in ağzından çıkmış olsa bile hepimiz tarafından John Lennon’un Abbey Road albüm çalışması nihayetinde gruptan ayrıldığını biliyoruz.

 

Bu Kadar da Olmaz

 

Hiç şüphesiz bazı ruhani sanatçılar stüdyoya girmekten daha önemli ve öncelikli işleri (ki ne olabilir hâlâ düşünmekteyim) olduğu için beklenen albümlerini ıkına ıkına geçen seneler sonra çıkarttıkları görülmüştür. İşte bunun en bariz örnekleri:

 

GunsNRoses: Axl Rose adeta tüm orijinal ekibi kovaladıktan sonra aşağı yukarı 17 yıl ıkındı ve sonucunda 14 parçadan oluşan Chinese Democracy dünyaya geldi. Tam bir kent efsanesine dönen albümden bir ara tamamıyla umut kesilmişti.

 

Television: New York post punk grubu ‘70’li yılların en önemli rock oluşumu olarak lanse edilse bile 1978 tarihli Adventure albümlerinden yaklaşık 13 yıl sonra yeni albümlerini çıkartınca çok fazla şüpheli gözle karşılaştı.

 

The Blue Nile: Herhalde bu grup kadar ıkınarak çalışan başka bir ekip müzik tarihi görmemiştir. Ekibin ilk çalışması Walking on Rooftops 1984 yılında çıktı, bunu beş yıl sonra Hats takip etti, daha sonra grubun hayranları üçüncü albümler Peace at Last için yedi yıl beklemek zorunda kaldı. Bunu 2004 yılında çıkan dördüncü albümleri High sekiz yıl sonra takip etti. Kısaca grubumuz yirmi yıllık bir süreçte sadece 4 albüme imza attı.

Peter Gabriel: 1992 tarihli Us albümünden sonra 2000 yılında sanatçıdan bir çoklu ortam gösterisi için bestelediği Ovo adlı çalışması geldi.

 

The Stone Roses: 1989 tarihli ilk albümleri sayesinde grup Manchester’in alternatif rock tanrısı ilan edildi. O dönemde EMI ile müthiş bol sıfırlı bir anlaşma imzalayan ekip ancak beş yıl sonra 1994’de Second Coming çalışmasını üretti. Bu albümle birlikte grup tarih sayfalarına gömülmesine rağmen hayranları tarafından hâlâ bir Tanrı gibi tapılmakta.

 

Massive Attack: İlk albümleri “Blue Lines” ile grup yeni bir jenerasyon arkasına taktı ve aşağı yukarı trip hop tarzını yarattı. Bristollu ekip üç yıl sonra Protection, bir dört yıl sonra Mezzanine ve bir beş yıl sonra da 100th Window çalışmalarını üretti. Eğer ekip bu periyoda uygun hareket ederse bu yıl yeni çalışmalarını beklememiz gerekiyor…

 

 

muzik@tikabasamuzik.com