Aşka inanma, Aşksız kalma!
Hira D.
Aşk mektubu – Tarih öncesinden bir iletişim biçimi. Eski Türklerde kâğıt kaleme dayalı bu yöntemde, kâğıda gözyaşının düşmesi, parfüm sıkma, kâğıdın arasına kurutulmuş çiçek koyma, kâğıdı ve zarfı süsleme, şaheser el yazıları kullanma, şiirler yazma gibi yaklaşımlara rastlanırdı. Günümüzde yerini es-em-es atma, mail atma, sevgililer gününde Kral TV’nin ekran altı kayan mesaj bandına gomiklikler gönderme gibi tekniklere bırakmıştır.
Aşk gemisi – Denizde orji. Burada kritik nokta yolcu ve mürettebat denkleminin nasıl kurulacağıdır; eşit sayıda erkek-kadın-gay olup, mürettebat hadım ve frijitlerden mi oluşacak, yoksa mürettebatta dalyan gibi oğlanlar ve bir içim su hatunlar yer alacak mı?
Aşk tanrısı Eros – Yunanlıların bu derin kavrayış becerisi hep çarpmıştır beni. Aşk tanrısı olarak kullandıkları o kanatlı çocuk, meselenin özünü kafalara çakıyor: Amacınız çocuk yapmak, üremek, neslin devamıdır, gerisi fasa fiso.
Aşk doktoru – Her niyeyse ihmal edilmiş bir meslek dalı. Mademki en yaygın hastalık aşk acıları, bunun da (artık psikiyatrinin alt dalı mı olur, kardiyolojinin mi) 6 yıllık eğitimi, uzmanlığı olmalı. Muayenehane hiç boş kalmaz.
Aşkâbat – İşte yaşanacak başkent, dedirtiyor ilk duyunca. Aşka bat, doyasıya, yüz içinde, coşarcasına. Oysa ufak bir araştırma yapıldığında, “kabat”ın bir tür tencere, Aşkabat’ın da aş tenceresi, aşın, yiyeceğin merkezi anlamına geldiğini öğrenmek ne kadar sıkıcı, tekdüze.
Aşk olsun – Olsun, hep olsun, her daim olsun. O değil de, bu tabirin nasıl olup da “ilahi”ye karşılık geldiği ayrı bir merak konusu.
Aşıksın – İbo’nun burada şarkıyı “âşıksın” yerine, “aşıksın” diye yani a’yı uzatmadan okumasındaki derin mana üzerine, iç burkulması üzerine, yarattığı baş dönmesi ve mide bulantısı etkisi üzerine sayfalarca yazılabilir, ama beni aşar.
Aşk meşk – “Aşk maşk bırak bu işleri” demeye gelen lafın halk arasındaki kullanımı.
Aşk bir sudur iç iç kudur – Çüşş yani. Akla hemen Kenan Yarar’ın, Ersin Karabulut’un o birbirini kanlar saçarak ısıran, testereyle karşısındakinin uzuvlarını kesen, tencerede kaynatıp yiyen âşık tiplemeleri geliyor. Tuvalet duvarı şiiri.
Aşk çocuğu – Piç’in kulağa hoş geleni. Yani o kadar farklı ortamlarda bulundum, şu yaşıma dek bir kere olsun cümle içinde, “Aa, Rıza mı? O bir aşk çocuğu, ne tatlı değil mi?” ya da “Merhaba, ismim Selen, ben bir aşk çocuğuyum,” gibi bir kullanıma şahit olmadım. Ölü bir tabir olsa gerek.
Aşkın gözü kördür – kulağı sağırdır, ağzı burnu çarpıktır, hatta çolaktır. Geçen gün çarşamba pazarında gördüm kendisini, havuç satan bir Kürt delikanlısına yamanmaya çalışıyordu. Oğlan, “de get lan işim gücüm var,” diyip kafasına yarısı yenmiş armut attıydı. Arkasına bakmadan kaçtı lavuk.
Aşkın Nur Yengi – Burada “aşkın” acaba iyelik eki almış aşk mı, yani “senin aşkın” gibi, yoksa “transandantal” manasındaki aşkın mı, meraktan geceleri uyuyamıyorum. Tam bir muamma.
Aşk evliliği – 10-15 yıl kadar sonra kurulacak olan Türk İslam Cumhuriyeti’nde demode kabul edilecek bir evlilik biçimi. Beşik kertmesi, berdel, görücü usülü, şeyh eşleştirmesi, imam nikâhı gibi örf ve ananelerimize uygun yöntemler karşısında şansı yok.
Aşk merdiveni – Onca şaşaalı çiçek arasından bu salkım saçak sıkıcı yeşil sarmaşığımsının “aşk” lakabını kazanmasını Türklere özgü bir güdüklük olarak mı kabul etmeli?
Aşk bir hastalık mıdır? – NTVMSNBC’nin 17 Şubat tarihli bir haberine göre, Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, romantik aşkın bir hastalık olmadığını; yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öğe olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynadığını belirtmiş. Haberin gerisi şurda: http://www.ntvmsnbc.com/news/475179.asp
Tek gecelik Aşk: Eski Doğu’nun Leyla ile Mecnun’una karşı çağdaş Batı’nın cevabı.
Aşka gelmek: Dolduruşa gelmek ya da gaza gelmek kabilinden.
Hayvanların Aşk Hayatı – diye yazdım google’da, tek bir link çıktı. Bu ne böbürlenme yahu.
hazbazz@yahoo.com