Seçmene Açık Mektup
Ziya Kamacı
Sevgili Kadıköylü okuyucu. İşbu okuduğun yazı benim Kadıköy Belediye Başkanlığı için yürüttüğüm tek adaylık kampanyamdır. Parti logosu bakınma, bağımsız adayım. Kazanırsam iktidara yaklaşırım gibi geliyor, onu da baştan söyleyeyim. Kaynak aktarsınlar bana bir sürü, hepsini olmasa da önemli kısmını ben de sana aktaracağım. Gördüm ki yolu budur, açık konuşuyorum sana, bir miktar ben de yükümü tutacağım. Yiyor ama çalışıyor da diyeceksin sen de. Zaten yemeyen mi var taktiğini kullanacağım gelecek dönemlerde, hedefleri büyütene kadar görevimde kalacağım.
Aslında hafif kararsızlık da yaşamıyor değilim. Sol görüş elitist olmuş der herkes, Kadıköy de sola atmıştır oyunu, o halde elit ve solcu kesim mi olmalıdır hedefim? Hoş olay da aslında elit olmak değildir bilirim, bu memlekette okumuşsan, varsa beyin kıvrımlarının arasında yargıya, muhakemeye çalışan bir iki tanesi, elit damgasını yersin, bu bizden değil demek gibi, halktan değil ayrı o herif demek gibi.
Ha dur bir de vaat kısmı var. Kusura bakma, yakacaktır, beyaz eşyadır, kanepedir dağıtamam ben Kadıköy'de, dedim ya, hedef kitlem elittir, ben ise henüz bağımsız adayım. Bir vakıf da vakfetmeye zamanım olmadı, verginden pay kapayım, sonra yine sana kakıtayım. Hem affedersin de, seçim öncesi aldığın hediyeye tamah edeceksen benim için ihmal edilebilir dilimdesin. Elimden gelse hediyem de elit olurdu, vaadim de elit olacak, önümüzdeki yıl Red Hot Chili Peppers'ı Fenerbahçe Stadına getirmezsem şerefsizin flama taşıyanıyım.
Bir iki cuma akşamı gitsem Moda İskeleye, patlatsam bir Nazım şiiri, acaba daha fazla oy toplar mıyım diye düşünür dururum. Gezinirim Bağdat Caddesinde, o kahve satan dükkanı görürüm, ecnebi orijinalinin, tam yerli muadili. Sen de ordasındır o sırada belki, belki değilsindir bilemem. Ama iğne atsan yere düşmez orada, hizmet de ücret de kallavidir, sanırsın Şanzelize'ye bakan bir kafedir, tüm yükünü yeşil sermayeden tutmuş sahibi, müşterisi aydın vatandaşın arzuladığı hizmeti verip, kredi kartından çektiği meblağı kendi arzuladığı türden bir memlekete sermaye yapmaktadır. İlgilendirmez beni aslında kazandığı parayı ne yapacağı, seni ilgilendirmediği gibi. Sol cenahta olsam da, lezzetli gelir vahşi kapitalizmin karamelli makhiyatosu, çok radikal bir gazete elimde, yudumlar akar boğazımdan aşağı.
Bilirim kalbin temizdir, özgürlük ve demokrasi herkes içindir düsturuyla hareket edersin. İşte oradan mı yanaşsam acaba sana, görüşlerimi korkmadan ifade etsem, sana ters olsa da, bir şiir patlatsam, gözümden yaş süzülse iki damla, alır mıyım oyunu? Almasam da başa geçince savunur musun beni demokrasi adına? Mazlumum ben, sevmesen de kucak aç desem, önce bölsem seni, sonra parçalarını sakızla yapıştırmaya çalışır gibi yapsam yutar mısın numaralarımı?
Henüz bekârım ama bir oğlum olursa başkanlığım döneminde bilirim ki deha olacaktır. 3 yaşında araba kullanmayı öğrenip, 5'inde yurtdışı bursu alıp, 6'sında lojistikten parayı vurmazsa olmayan karımı boşarım. Şaşırmayasın seçmenim, kusursuz insan olmaz, elbet evladımın da bir kusuru olacaktır, muhtemelen bir kalp rahatsızlığı veya düz bir taban durumları. Vatanına en az benim kadar hizmet edip, bir tek vatan hizmetini yapamayacaktır. Varsın yapamasın celallenme, sen sanki rambo muydun askerde?
Anlamsız lakırdımın dört satırlık özeti şudur okuyucu / seçmen,
Hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyor bu beden,
Sağımı solumu seçemedim sorma neden
Rengimi bilme, ne olacak, ben de bilmiyorum zaten
Sandık açılıp Ziya koltuğa geçmeden
ziya.kamaci@gmail.com