Shaun of the Dead'in Eskizi: Spaced
Murat Kızılca
George A. Romero, zombi kültürünün “underground”dan çıkıp nasıl popüler bir fenomen haline geldiğini anlatan Doc of the Dead isimli belgeselde kendisine yöneltilen “Kendi çektikleriniz dışında kalan zombi filmlerinden en çok hangisini seviyorsunuz?” sorusuna hiç düşünmeden Shaun of the Dead! yanıtını vermişti. Simon Pegg de azılı bir Romero hayranı olduğunu her fırsatta dile getiriyor zaten. Yani anlayacağınız sevgileri karşılıklı. Buradan hareketle şöyle muğlak bir çıkarım yapacağım müsaadenizle; eğer Romero’nun zombileri gibi ağır aksak yürüyen zombili filmleri, Boyle’ınkiler gibi yüz metre atletlerini kıskandıracak hızda koşan zombili filmlere yeğ tutuyorsanız, Spaced tam da sizin kaleminiz demektir.Spaced, her biri yedişer bölümden oluşan iki sezonluk bir dizi. 1999 ve 2001 yıllarında İngiltere’nin Channel 4 kanalında Cuma geceleri yayınlanan dizinin her bir bölümü yaklaşık 25 dakika sürüyor. Dizinin yönetmenliğini Edgar Wright üstlenirken, senaryoyu yazan Simon Pegg ve Jessica Stevenson ikilisi başrolleri de paylaşıyor. Dizide ayrıca Nick Frost, Mark Heap, Katy Carmichael ve Julia Deakin rol alıyor.
Kiralık daire arayışındaki Tim Bisley (Pegg), sabahları gittiği kafede aynı dertten muzdarip Daisy Steiner (Stevenson) ile tanışır. Çizgi roman satan bir dükkânda çalışan Tim, günün birinde ünlü bir çizer olmanın hayalini kurmaktadır. Daisy ise yazar olmak istemekte ancak gelip geçici işlerle günü kurtarmak peşinde fazlaca vakit harcadığından ilham perisinin kuyruğundan yakalayıp bir türlü yazmaya başlayamamaktadır. Sadece çiftlere kiraya verilecek bir daire ilanı görmeleri üzerine bir çift gibi davranarak ilan sahibine beraber başvurmaya karar verirler. Dizi boyunca asla görmediğimiz ama sesini ve ayak seslerini sıkça duyduğumuz genç kızı ile beraber yaşayan alkolik ev sahibi Marsha Klein, daireyi Tim ve Daisy’ye kiralar. Üç katlı evin üst katında Marsha, giriş katında ise dairesinden dışarı pek çıkmayan eksantrik ressam Brian Topp kalmaktadır. İkinci kata yerleşen sahte çiftimizin çılgın macerası, Tim’in yakın arkadaşı silah delisi Mike Watt ve Daisy’nin yakın arkadaşı sıkı moda takipçisi Twist Morgan’ın da çerçeveye dahil olmasıyla başlar.
Shaun of the Dead (2004), Hot Fuzz (2007) ve The World’s End (2013) gibi ses getiren komedilerde beraber çalışan Wright, Pegg ve Frost üçlüsünün verimli birlikteliğinin temelleri Spaced ile atıldı dersek yanlış olmaz. İlk defa bu dizide beraber çalışan üçlünün, sonrasında beraber çekecekleri filmlerin bir nevi altyapısını Spaced ile hazırladıkları rahatça görülüyor. Yani paragraf başında adı geçen üç filmden herhangi birini izleyip memnun kaldıysanız yazının kalanını okumanıza gerek yok, hemen Spaced izlemeye başlayabilirsiniz.
Ekran süresi ve mizahı kullanma yöntemine bakıldığında Spaced için rahatlıkla “sitcom” tanımlaması yapılabilir belki ama inanın Spaced herhangi bir “sitcom”dan çok daha fazlası. Her şeyden önce her yerinden yapaylık akan setleri değil gerçek mekânları kullanıyor. Sinematik lezzet içeren kareler eşliğinde servis edilen dizi, Star Wars’dan Shining’e, Evil Dead’den A Takımı’na, Scooby-Doo’dan Matrix’e, Guguk Kuşu’ndan Taxi Driver’a, Pulp Fiction’dan
Omen’e bir dolu popüler olmuş hit filme kimi zaman direkt, kimi zaman dolaylı göndermeler ile kimisini hicvederken, kimisini yüceltiyor. Hatta tamamen Guguk Kuşu’nun unutulmaz sekanslarından oluşan bir bölüm bile var.Spaced, diğer “sitcom”lar gibi karakterlerin zayıf veya eğlenceli özelliklerinden ya da yanlış anlamalardan ortaya çıkan komik olaylar silsilesine bel bağlamıyor. Popüler kültüre malzeme olmuş, başta sinema olmak üzere, müzik, yaşam tarzı ve gece hayatı gibi hemen her şeyden faydalanarak mizah üretme yoluna gidiyor. Çoğu zaman da doğru ve yerinde tespitlerle aslında popüler kültürün bizzat kendisine sıkı bir eleştiri getiriyor. Açık ara en sevdiğim bölüm olan birinci sezonun “Epiphanies” isimli altıncı bölümünde Tim’in bisikletli kurye arkadaşı Tyres (ki bu rolde herkesi gölgede bırakan muhteşem bir performans sergileyen konuk oyuncu Michael Smiley’nin adını anmazsak olmaz), ana ekibi dans etmek için bir gece kulübüne götürüyor. Dans, elektronik müzik ve uyuşturucu üçgenine sıkışmış bir gece hayatının fona yerleştiği bölümde kahkaha atmamak neredeyse imkânsız.
Önce Avrupa’da, sonrasında Amerika’da fenomen haline gelen Spaced’e konuk olan oyuncular arasında Ricky Gervais, Mark Gatiss, Olivia Williams, Life on Mars’tan John Simm ve Black Books’tan Bill Bailey gibi sinema ve TV dünyasından tanıdık simalar yer alıyor. (Bu arada eğer izlemediyseniz 2000-2004 yılları arasında üç sezon devam eden Black Books isimli diziye de göz atmanızı tavsiye ederim. Spaced ile aralarında “bunu seven bunu da sever” kâbilinden bir ilişki var.)
Son bir not olarak; Simon Pegg’in başrolde yer aldığı Hector and the Search for Happiness’i yakalarsanız kaçırmayın. Mutluluk hakkında “dinlemek sevmektir” gibi fazlasıyla bilindik ama gayet yakışıklı cümleler kuran neşeli bir film. Hepimizin ara sıra böyle cümleler duymaya ihtiyacı var. mkizilca@gmail.com