Şaşırtmayan kötülükler, şaşırtan iyilikler!
Oya Ayman
Şaşırmamak neyin habericisi olabilir?Bir yabancılaşma ya da normalleşmeyi içerir mi?
İyi midir, kötü mü?
Meseleler karşısındaki duruşumuz şaşırmak ya da şaşırmamakla açıklanabilir mi?
Bu sorular karşısında herkes farklı yanıtlar veriyor:
Bir arkadaşım "olgunluk göstergesi” diyor, bir diğeri "ukalalık!” Bir başkası ise durumlara hâkim olmanın, geçmiş ve gelecek hakkında bilgi sahibi olmanın şaşırmamayı beraberinde getirdiğinden söz ediyor. Ekşi sözlüğe bakıyorum: Şaşırmamanın "alışmak” olduğundan dem vuruyor çoğu.
Birkaç yıldır hükümetin çeşitli kademelerinde görev yapan memurların akla durgunluk veren sözlerine tepki duyanların "Şaşırdık mı? Haaaaayır” tweet’leri, vatandaşın içinde bulunduğu ruh halini yansıtıyor. Yine de bizi şaşırtmaya devam ediyorlar: Ayakkabı kutusunda milyonlar, hamile kadının sokağa çıkmasından rahatsız olanlar, taş atan çocuklara verilen hapis cezaları, insanları yol ortasında döverek öldürenleri koruyanlar, tecavüzcüye iyi halden verilen indirimler, insan ve doğanın hakları hiçe sayılarak yapılan otoyollar, HES’ler, termik santraller, sanayi bölgeleri...
İş o kadar çığrından çıkmış halde ki, her gün bizi hayrete düşüren bir olay ya da sözle karşılaşıyoruz. Şaşılacak o kadar çok şey oluyor ki, dumura uğrama halinden “yok artık”lara uzanan yolda perişan oluyoruz. “Bu kadarı da fazla” ve "bunu nasıl yaparlar”la geçen zamanda, kiminin mücadele ruhu kabarıyor, keskinleşiyor; kimiyse kanıksıyor, köreliyor, boşveriyor.
Şaşırdıkça, bizi şaşırtanlar hakkında daha fazla bilgi sahibi oluyor, ellerinin dillerinin nereye uzanacağı konusunda deneyim kazanıyoruz. Daha önce şaşırılanlar, bilinenlere dönüşüp normalleştikçe, eskiden bizi şaşırtan sözlerine, tavırlarına artık şaşırmıyoruz. “Nasıl böyle konuşabilir”lerin yerini ”ondan da bu beklenir zaten”ler aldıkça durum kötüleşiyor. Şaşırmıyoruz, çünkü artık biliyoruz. Ama yine de üzülüyoruz, yoruluyoruz. Bu yorgunluk bazılarımızı umursamazlığa sürüklüyor bazılarımızı ise daha fazla mücadele etmeye...
Ama yine de şaşırmaktan vazgeçmiyoruz. Bu kez kötülükler arttıkça iyiliklere şaşırır oluyoruz; karşılıksız beklemeden verenlere, işini zamanında yapanlara, kedi yavrusunu emziren köpeğe, yüzlerce yıllık ulu çınarlara, beş yaşında piyano çalan çocuğa, iki dağ arasında ipte yürüyen cambaza, yeni teknolojilere şaşırıyoruz.
Kötülükler artık şaşılmayacak denli bilinen olduysa ve onun karşısında şaşılacak iyilik de kalmadıysa eğer; şaşılacak hiçbir şeyin kalmaması tükenişin işareti olabilir. Bu yüzden, artık şaşırmadığımız kötülükler, kabalıklar, haksızlıklar artarken; şaşkınlık verici güzellikler, iyilikler ve yaratıcılıklar bizi besliyor, güç veriyor. Eğer kötülüklere şaşırmak, bir şeylerin iyiye gitmesinin işaretiyse, şaşırtıcı iyilikleri, yaratıcılıkları, güzellikleri beslemeye devam etmek gerekiyor. oya.ayman@gmail.com