Geleceğin Türkiye’sinde Sizi Ne Şaşırtmaz?
Alper Maral
Bugün geçerli kılınan değerlerin, daha doğrusu izansızca dayatılan dogmaların, sorgusuz-sualsiz kabul gören ya da tersine, istemeyenin gözüne sokulan yaptırımların sempatizanları, çığırtkanları ya da bizatihi baş aktörleri, rüzgâr tersine dönünce, pişkince hemen dümenleri kıracak, yelkenleri ilk dolduracaklar arasında yer alacak ve en tiksindiricisi, eşsiz bir riya ile bir önceki dönemi yerden yere vurmayı kimseye bırakmayacak, üstüne, kendilerini aklamak hevesiyle mazlum rolüne iştahla çıkacaklardır. Bu çiğlik beni hiç şaşırtmayacaktır; kaldı ki “karşı kutup”ta yer almış olanların da tam tersi vektörde aynı hamaratlığı göstermiş olduğunu bilmiyor değiliz, daha dün...

Bir de katlanarak artacak şiddetin dozu ve buna onay verecek sessizliğin pis rengi, ötesinde tarafları da, beni yazık ki, şaşırtmayacaktır. Şaşırmamakla kanıksamak ayrı şeylerdir, aman ha... Öte yandan “aferin lan!” dedirtecek beton-çatlatan filizler ve kendilerini ancak uzun dönemde gösterecek kadim denge sistemleri de şaşırtmayacak, acı ve sızıyla baş etme konusunda deneyimli bu coğrafyada, kalan sağlar molozları bir kez daha temizleyecektir.
Ömer Madra
Hiçbir zaman kendini şaşırmaktan alıkoyamayan biri olarak, gelecekte beni şaşırtmayacak belki de tek şeyin, ne kadar şaşırtıcı olursa olsun hiçbir şeyin beni artık şaşırtmadığını fark etmek olacağını söyleyebilirim.
Metin Solmaz
Şaşırmak, aslında uyumak gibi, selamlaşmak gibi günlük hayatımızın sıradan ve hayati bir faaliyeti. Ama bizimki gibi ülkelerde şaşırmak epey devrimci bir hareket. Devletiyle milletiyle o kadar acayiptir ki her şey, önce şaşırmayı unutur bizde insanlar. Düşünsenize Egemen Bağış’ın bakanlık yapabildiği, insanların annesinden öğrendiği dili okulda kullanmasının tartışılabildiği, Cumhurbaşkanının jinekoloji ilmine karıştığı, ana muhalefet parti liderinin oy kullanamadığı, Ajdar’ın müzisyen Kayahan’ın usta müzisyen olduğu bir ülke burası. Böyle bir ülkede şaşırtıcı bir senaryo olması zor.

Şaşırma melekelerini yitirmemiş ve iyimser birisi olarak cevaplamaya çalışayım sorunuzu. Öncelikle şeriat mahkemeleri, padişahlık filan şaşırtır beni. Ben memleketin bu fena halini kalıcı görmüyorum. Bu ülkede olup bitenler hep irrasyoneldi. Devlet hep kalpsizdi, adalet hiç olmadı. Muhalifler hep marjinaldi. İlk defa bu irrasyonelliğe karşı yüksek ve işlevsel sesler çıkıyor. İlk defa içime sinerek oy verebiliyorum. Gezi oldu. Rojava umut verici. Birçok insanın aksine geleceğin Türkiyesi’nde Şırnak’ta caz kulüp, Gezi Parkı'nda Woodstock benzeri bir festival, Emrah Serbes’ten içişleri bakanı, utanç müzesi yapılmış bir KaçAK Saray, her mahallede bir meyhane, kalkmış vizeler filan beni şaşırtmaz.
Ayşegül Sönmez
Geleceğin Türkiye’sinde beni bir bakkaldan alıp kullanacağımız kellik ilaçları şaşırtmaz. Türk bilimadamları çözmüş olur mevzuyu. Bir de ağaç müzeleri. Akasya, manolya ve çınar ağaçlarının örneklerinin temsili yer aldıkları ağaç müzeleri.