Yayın
İllüstratör Patrick Boussignac’ın Michael Thoss’la beraber hazırladığı, Habitus Kitap’tan çıkan Yeni Başlayanlar için Brecht, kahramanımız Bertolt Brecht’in dünyasına yeni girenler için keyifli bir imkân sunuyor. Nietzche için de yayınlanmış olan serinin bu ilk kitabı tiyatrodaki devrimciliğinin yanı sıra ilişkide olduğu tarihsel kimliklere, sürgün yıllarına, komünizm mücadelesine, kısaca 20. yüzyılın en önemli fikir adamlarından birinin efsane hayatına bir bakış atıyor. Başlamış olsanız da olmasanızda Brecht için kitaplığınızda her zaman yer olmalı.
İspanya’nın en yetenekli çizerlerinden Antonio Altarriba’nın geçtiğimiz yıl alınmadık ödül bırakmayan eseri Uçma Sanatı – Bir İspanya İç Savaşı Hikayesi Versus’dan yayımlandı. Kitap 20. yüzyılın insanlıkdışı koşullarını merkezine alarak bir tasvirini yapıyor.
İspanyollarıntarihini yeniden yazdığı ve çizgiroman sanatını bir üst seviyeye taşıdığı gibi iddialı yorumlara mazhar olan kitap bu ayın en çok ilgiyi hakeden kitabı.
Film
1940’lı yıllarda 16 yıl Birleşik Krallık kralı olmuş 6. George’un kekemelikle mücadelesini anlatan The King’s Speech yılın en ilgi çekici ve ödüle boğulacak yapıtlarından biri gibi durmakta. Kariyeri bir anda inanılmaz bir çıkışa geçen ve geçtiğimiz yıl A Single Man ile Oscar’ın eşiğinden dönen Colin Firth’e, şu ana kadar onlarca ödül kazandıran ve sanırız kazandıracak da olan filmde, Geoffrey Rush, Kraliçe Elizabeth rolüyle Helena Bonham Carter ve Guy Pearce de eşlik ediyor.
Favori yönetmenlerimizden Michel Gondry’nin kariyerinin en büyük bütçeli filmi bir çizgi roman uyarlaması olan The Green Hornet. 1930’larda George Trendle ve Fran Striker tarafından bir radyo programı olarak yaratılan karakter daha sonra çizgi roman, film serisi ve televizyon dizisine de uyarlanmıştı. Yeni kuşağın popüler komedyenlerinden Seth Rogen’ın başrolünü ve senaristliğini üstlendiği yapımın kastında Soysuzlar Çetesi’nden hayran kaldığımız Christopher Waltz, Tayvan’lı ünlü müzisyen Jay Chou, Cameron Diaz, Tom Wilkinson ve Edward Furlong gibi isimler yer alıyor. Çok iyi eleştiriler almasa da 3 yıldır özlediğimiz Gondry’nin her işi denemeye değer diye düşünüyoruz.
Dizi
İngiltere’de 8. sezonunu oynayan Shameless Amerika kariyerine başlıyor. Orta sınıftan 6 çocuklu, ağır alkolik Frank Gallagher’ın hikâyesini anlatan ve Ada’da büyük popülarite kazanan dizinin bu yeni dünya versiyonunda bağımsız Amerikan sinemasının en önemli ismlerinden William H. Macy başrolde. Orijinal versiyonuna şimdilik birebir sadık kalan yapım, İngiliz versiyonundaki ağır cinsellik, argo, madde kullanımı ve her türlü toplumsal ahlak anlayışını yerle bir eden diline ne kadar sadık kalır emin değiliz ama bu topraklarda İngiliz versiyonunun sansürsüz yayınlanamayacağından emin olabilirsiniz. Belki bu Amerikan versiyonuna bir şans verilir. Siz gene de önce DVD’leriyle orijinaline bir şans verin.

Albüm
Dawn McCarthy’nin tarihi on yılı aşan projesi Faun Fables’ın yeni albümü Light of a Vaster Dark yayınlandı. Avrupa ve Amerika’daki geleneksel folk tınılarının McCarthy elinde sentezlenmesi diyebileceğimiz müzikleri 2004’teki Family Album ile popülariteye ulaşmıştı. 5 yıl evvelki Transit Rider ile de takdirimiz kazanan grubun yeni “devamlı” üyesi Nils Frykdahl’ın da katkısıyla gene kalburüstü bir iş var ortada.
25 yılı aşan kariyerleriyle alternatif country’nin en önemli gruplarından olan The Jayhawks cephesi bu aralar pek hareketli. Gene müzisyen olan eşi Victoria Williams’ın MS hastalığına yakalnmasıyla Jayhawks’dan ayrılan grubun ana şarkıyazarlarından Mark Olson ile yaptığı son iki albüm, 1992 tarihli Hollywood Town Hall ve 1995 tarihli Tomorrow The Green Grass yeni edisyonlar halinde tekrar yayınlandı. Alt. country tarzının en başarılı örneklerinden olan albümler bu müziği sevenlerin arşivlerinde önemli yere konmalı. Ayrıca Mark Olson yakın zamanda ikinci solosu Many Colored Kite’ı yayınladı. The Jayhawks ise Gary Louris ile yoluna devam ediyor ve 8. albümlerinin yaz başında yayınlanması bekleniyor.
2006’da çıkarttıkları Ev albümüyle dikkat çeken Gevende’nin yeni albümü Sen Balık Değilsin ki, nihayet raflarda. Ilk albümden sonra aradan geçen 5 seneyi sindire sindire, geze dolaşa, araştıra biriktire geçiren Gevende, bu yeni albümünde hayli güçlü bir sound ile karşımıza çıkıyor. Ünlü Norveçli giratisr Eivind Aarset’in de konuk olduğu albüm, Londra’dan Katmandu’ya bir ses harmanı. Çok dilli, aslında hiç dilli sözleri ve yoğun atmosferiyle dinlerken sarmalayan bu albümü es geçmeyiniz.
Şu aralar en çok beklediğiniz şöyle elli, ağızlı ‘80’ler new wave havalı ama yeni bir müzisyenin elinden çıkmış bir albümdü değil mi? Twin Shadow dualarınıza cevap oluyor. Dominik Cumhuriyeti doğumlu, Brooklyn ortamlarından gelen George Lewis Jr.’ın mahlası olan Twin Shadow, baba şirket 4AD’den çıkan ilk albümü Forget ile şu kurak zamanların en güzel işlerinden biri. Çok başarılı bir vokal ve dönem sound’unun sorunsuz uyarlaması new wave’ci herkesin hoşuna gidecektir.
Konser
3. albümü Black Noise ile geçtiğimizin yılın en iyi albümleri listemize de giren Alman teknocu Pantha Du Prince bir kez daha İstanbul’da. Gerçek adıyla Hendrik Weber, Rough Trade’den yayınladığı bu son işiyle ilgiyi hakediyor. Teknonun artık elek üstünde kalmış az sayıdaki saygın isiminden olan Prince sizi hayalkırıklığına uğratmayacaktır.
18 Şubat, 22:00, Babylon

Ülkemizde “A Girl Like You” isimli, şarkısıyla popülariteye kavuşan Edwyn Collins, çok tehlikeli bir beyin tümöründen kurtulduktan sonra geri döndüğü kariyerine önce Home Again, ardından da getiğimiz yıl yayınladığı Losing Sleep ile sağlam bir şekilde devam ediyor. Orange Juice ve solo kariyerinden şarkılar dinlemeyi beklediğimiz konserde yazarımız ve arkadaşımız Saffet Sözen de DJ’lik yapacak. Kaçmaz.
24 Şubat, 22:00, Ghetto
Sergi
Son 20 yıldır güncel sanat alanında uluslarası arenada da kendine isim yapmış sanatçılarımızdan Ayşe Erkmen’in yeni sergisi “Kendi Kendine” Rampa’da açılıyor. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda da yer alacak sanatçı, bu yeni sergisinde internetten bulduğu imajları ait oldukları dijital bağlamdan kurtararak, yeniden üreterek, bir tür anonim otoportreye çeviriyor. Ayrıca sanatçının daha önce İstanbul’da sergilenmemiş Hearts and Circles, Pink Sweater isimli videoları ve “Tidwatten” isimli yerleştirmesi de bu sergide yer alacak.
19 Şubat – 26 Mart, Rampa
Nazım Hikmet Richard Dikbaş’ın ikinci kişisel sergisi 28 Ocak – 12 Mart tarihleri arasında Tophane’deki NON’da görülebilir. 2009’daki “Henüz İyi Yönlerimi Görmediniz”den sonra “Yeni Eğlenme ve Dinlenme Biçimleri” isimli sergi, 3 kavram üzerinde duruyor: “Birey Efsanesi”, “Geçmiş…”, “Şüpheciliğin Bir Kolu ya da Sürekli Bir ‘Kaçırdığım Bir Şey Var Mı?’ Hali”.
28 Ocak – 12 Mart, NON