KISA DARBELER / 2010'UN SIKI ALBÜMLERİ 2


Serdar Kökçeoğlu
Umberto - Prophecy Of The Black Widow (Not Not Fun)
Eurohorror filmlerinin müzikleri bugün tekinsiz, dumanlı atmosferler yaratmak isteyen pek çok müzisyene ilham veriyor. Ortalık “goblinesk” çalışmalardan geçilmiyor. Demdike Stare gibi el üstünde tutulan pek çok projenin yaptığı, hayali filmler ve belgeseller için tekinsiz, tanımlanamayan müzikler üretmek. 2010'un en iyi albümleri arasına en az yarım düzine çalışmasını sokan köstebek plak şirketi Not Not Fun da bu retro “tekinsiz müzikler” furyasına korkunç kapaklı iki albümle katıldı. Ensemble Economique'in Psychical albümü ile Umberto’nun Prophecy Of The Black Widow albümü, “2 film birden” mantığında üst üste dinlenebilir. Fakat Umberto, giallo müziklerini başarılı bir şekilde taklit ederek bir adım öne çıkıyor. Albüm baştan sona pek parlak olmayan bir VHS korku filminin işitsel dünyasını yaratıyor. Mükemmel. (Dinle: Black Candles)



Wolfgang Voigt - Freiland Klaviermusik (Profan)
Önünde saygıyla eğiliyoruz. Kendisi Almanya'nın sadistlik derecesinde ciddi plak şirketi Kompakt'ın mimarlarından. Mimarlık dışında prodüktörlük yapıyor, Gas gibi mühim müzik projeleri var. En önemlisi de “pop ambient” denen minimal tatlı su elektroniklerini sevdirerek, elektronik müziğe pek çok kadın hayran kazandırdı. 2010'da, Boomkat'ın dediği gibi tekno müzik dünyasının en şaşırtıcı albümlerinden biri olan Freiland Klaviermusik'i yeniden çıkarttı Voigt. Klasik müzik-house çiftleştirme denemelerini daha önce yüzlerce kez duyduk. En sıkıcı ve sıradan olanları çok satıyor. Burada ise minimalist bestecileri hatırlatan bir piyano ve sert, acımasız ritmler ayrı tellerden çalmıyor. Tekno ve piyano aynı düşmana karşı güçlerini birleştirmiş, gayet şık sallıyorlar kılıcı. Başınızı ağrıtabilir ama ağrı geçince bir daha dinlemek isteyeceksiniz. (Dinle: Geduld)


Marcus Fjellström - Schattenspieler (MIASMAH)
Bazı geceler sizin için özel olan birisiyle telefonda tartışırsınız ve tam uyumaya hazırlanırken, uyku, bir tren gibi hızla gözünüzün önünden uzaklaşır. Bir sonraki tren 24 saat sonradır. Pencereyi açar, soğuk havanın içeri dolmasına izin verir ve bir sigara yakarsınız. İste böyle zamanlarda dinlenecek müzikler vardır; düşük sesle, geceyi bastırmasına izin vermeden… Neo klasikçiler, dark ambient adamları işte insana böyle yazılar yazdırabiliyor. Fakat şöyle bir gerçek var; dark ambient, drone, field recording şeklinde etiketlenen müzisyenlerin arasında, Marcus Fjellström'ün çok özel bir yeri var. Melankoli, doğal sesler ve insancıl duygular uyandıran bir gerilim. Onun müziği karanlık bir orkestranın hüzünlü müziğinden, trajedisi taze bir evin içine giriyor, oradan sessiz bir bahçeye çıkıyor. Pencereden gelen sesle birleşmesine izin verin. (Dinle: Untitled 090616)


The Soft Moon - The Soft Moon (Captured Tracks)
Dark wave ve synth wave, diğer pek çok yetmişler seksenler modası gibi geri dönüyor. Dark wave gruplarının sadece müzik anlamında değil, imaj anlamında da dönemi yaşatmaya çalışması ilginç grup fotoğrafları ortaya çıkarabiliyor. Müzik videoları ise ayrı bir alem. Malum, found footage olayı patlamış durumda, “archive.org” gibi sitelerde official video'ya dönüşmemiş halkın malı film kalmadı. Bir de eski VHS kameralarla retro klipler çekenler oluyor, o ayrıca incelenmesi gereken bir konu. The Soft Moon'a gelice, onlar yeni dalga dark wave'in en iyisi. Davullar, gitarlar, kutsal sintisayzırlar yerinde. Daha albümün başında “Breath The Fire” ile kendinizi bir arabanın içinde, karanlık bir ormandan hızla geçerken bulabilirsiniz. “When It's Over” ise melankolik Cure dip gitarıyla başlayıp noise okyanuslarına açılan inanılmaz bir parça. Nasıl derler, çok sakat! (Dinle: When It's Over)


Anbb - Mimikry (Raster Noton)
Futbolun f'sinle dahi ilgim olmadığı için aynı f'den anlamıyor olmam çok doğal. Bunu küçükken geçirdiğim bir hastalığa mı, Almanya'da odalarda büyüyüp sokaklara geç çıkmış olduğum gerçeğine mi bağlamalıyım, bilmiyorum. Bu nedenle taraftarları sarsan transferler, olaylı basın açıklamaları beni pek etkilemiyor. Halbuki biri kalkıp Raster Noton, teknik direktör Alva Noto ve sahaların cool topçusu Blixa Bargeld'ı transfer etmiş deseler, heyecanlanırım. Futbol üzerinden popüler ve sosyolojik bir giriş yaptıktan sonra, “2010'ın Sıkı Albümleri” dosyasını yılın olay albümüyle tamamlayabiliriz. Aslında Mimikry için söylenebilecek çok şey yok, Allah için, dinlemek lazım. Blixa'nın etten kemikten sesi ile Alva Noto daha az akademik, daha temas edilebilir bir müzik yapmış. Hep banttan, hep banttan, umarım canlı da izleriz bir ara bu futbol şölenini. (Dinle: One)

 
pulperil@yahoo/blogspot/deviantart