İSTİNAT DUVARI

Sezgi Davran

Erkekler 2010’da 217 kadın öldürdü.

Bianet’in gazetelerden, internet sitelerinden ve haber ajanslarından derleyerek hazırladığı çetelelere göre, erkekler 2010'da en az 217 kadın ve üç çocuğu öldürdü, 164 kadın ve 4 çocuğu yaraladı. İşte Burçin Belge’nin derlediği haberden bazı satırbaşları:
- 2010'da kadınları öldürenlerin yüzde 50'si kocaları, yüzde 13'ü sevgilileri, yüzde 11'i babaları, yüzde 8'i de eski kocalarıydı. Erkek kardeş ve akrabaların oranı yüzde 4, eski sevgililerin oranı ise yüzde 3'tü. Onları yüzde 2'lik oranlarla damat ve evlatları izledi.
- Geçtiğimiz yıl tacize maruz kalanların yüzde 82.56'sı 18 yaşından küçüktü. Failler arasında ilk sırayı öğretmenler aldı. Kadınlara ve çocuklara çoğunlukla “tanıdıkları” erkekler tacizde bulundu ve taciz bir kereden çok tekrarlanmıştı.
- Tecavüz olaylarının gerekçeleri ve oransal dağılımı şöyleydi: Ayrılmayı / boşanmayı istediği ya da barışmayı kabul etmediği için yüzde 30.76, zihinsel engelli olduğu için yüzde 30.7, birlikte olmayı / evlilik teklifini kabul etmediği için yüzde 15.38, intikam için yüzde 15.38, kıskançlık gerekçesiyle yüzde 7.69.
- Geçtiğimiz yıl kadınların yüzde 27.27'si ayrılmayı / boşanmayı istediği, boşandığı ya da barışmayı kabul etmediği, yüzde 8.18'i namus / töre bahanesiyle öldürüldü. Kadın katli olaylarında üçüncü ve dördüncü sırayı yüzde 3.63'lük oranlarla çocuğun velayetini almak istemek / çocuğunu görmesine izin vermemek ve evlilik / arkadaşlık teklifini kabul etmemek / aşkına karşılık vermemek aldı.

Çevre Bakanı’nın Bakışı

Çevre Bakanı Veysel Eroğlu’nun Allianoi hakkında yaptığı son açıklamaları yorumsuz olarak bir aktaralım önce:

“Devlet Su İşleri, o dönem Kültür Bakanlığına müracaat ederek yapılması gerekeni sormuş, burada bir arkeolojik kazı yapılması ve bütün masraflarının da DSİ tarafından karşılanması kaydıyla gerekli müsaade verilmiş. Burada Peri Kızı adında bir heykel var, bir mozaik var, bir de sütun var. Bunlardan ibaret.

Ben, DSİ Genel Müdürü olduğumda baraj yıllardan beri bekliyordu. Ben bizzat yerine giderek kazı çalışmalarının bir an önce tamamlanmasını istedim. Çünkü bölgedeki vatandaşların barajın gecikmesi nedeniyle yılda 50 milyon TL gibi bir maddi kayıpları söz konusuydu. Çalışmalarımız bu çerçevede devam etti ama birden bire Allianoi diye bir şey ortaya atıldı.

Bilemiyorum, ben tarihçiyim ama arkeolog değilim. Kazı yapan, tarihi eserleri çıkaran koruyan biziz. Buralar zaten toprak altındaydı. Burayı koruma altına aldık, herhangi bir tahribat söz konusu değil. Arzu edilirse, baraj ömrünü tamamladıktan, sonra tekrar çıkarılması mümkün. Roma döneminden kaldığına göre, yıllardır demek ki toprak altında. Birkaç yüzyıl daha toprak altında kalmasının bize göre bir mahsuru yok.
Bulan biziz, koruyan biziz, masrafları yapan biziz, hedef tahtası halinde olan da biziz. Bunu anlamakta fevkalade zorlanıyorum.”

Ben de 40-60 yıl arasında ömrü olacağı düşünülen bir baraj için 1800 yıllık bir antik kenti toprağa gömmeyi yeğ tutan birinin nasıl Çevre Bakanı olduğunu anlamakta zorlanıyorum. Ama safça.



7 Şubat’ta da...

4. kez, Hrant için, adalet için Agos’un önündeydik 19 Ocak’ta. 19 Ocak’lar buluşma günümüz oldu maalesef. Ama dava günleri aynı ölçüde bir birliktelik yaratmıyor. 7 Şubat’ta, saat 10:00’da Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde davanın yeni duruşması olacak. Hadi, hep beraber...

Ucubeler tıksırıyor

Kardeşimiz Express dergisi “Ucubenin Şahbazları” kapağıyla çıktı bu sayı. Erdoğan’ın son dönemdeki “ucube”, “tıksırma” ve “Arena” çıkışlarını tekrarlamayalım şimdi burada. Zaten Enternasyonel Şalala Express’te öyle iyi yazmışlar ki, doğrudan Express’e havale edelim sizi. Alın, alamıyorsanız da birdirbir.org’a bağlanın.

 

Not: Üç maymun olmak lazım. Dikkatle bakarak, kulak kesilerek ve gördüğünü, duyduğunu söyleyerek. Bu sayfa müsait, söylemek isteyenlere.

info@kargamecmua.org