UNDO


Kerem Erol
Hata öyle bir şey ki geri dönüşü yok. Hata yaptığımızı fark edince hemen yeni bir strateji geliştirip olası kötü sonuçları minimize etmek zorundasınız. Ne güzel içerde yüzerken meraklanıp rahmi terk ettikten sonra bile - ki bireysel anlamda hepimizin yaptığı en büyük hatadır– geri dönüşün olmadığını biliyoruz. Boğuluyorum ulen! Dayı hareket çekme sen de! Aha tamam nefes almak! Neyse en büyük sorunu hallettik, dur bakalım neler olacak diyip hayata başlıyoruz.
 
Sonra sıralı olarak yaptığımız her hata bizi kendimizi biraz daha geliştirmeye itiyor hesapta. İki lokma mamayı kazayla yuttun mu, hemen kaşığı eline tutuştururlar 5 saniye ayakta durabildiysen eğer, başla saatler süren yürüme egzersizlerine. Ağzından bva bva çıksın bir kere, bitiverirler yanında, Nurettin Enişteee, hadi de bakiiim, Nurettin Enişteee diye. Çişini mi söyledin, bez konforu bitti senin için.
 
Eğitim sistemine bir şekilde dahilsin zaten, başarılı olsan bir türlü hata, olmasan öbür türlü. ÖSS’ye kadar uzanan (ve devam eden) bir sınavlar zinciri mi istersin, motor meslek mi, sen seç...
 
Belki bunlar size hataymış gibi gelmiyor. Ama gelecekte bizi neyin mutlu edeceğini bilemezken verdiğimiz her karar hata potansiyelini taşıyor işte. Daha o yaşlarda her eylemimizin sonucuna göre hayatımızın kalan kısmını şekillendirmeye alışıyoruz. Bu yüzden 16 yaşına kadar berber çıraklığı yapmış beyin cerrahlarına hiç denk gelemiyoruz veya Boğaziçi mezunu marangozlara. Böyle de yaşayıp gidiyoruz, hatalarımıza deneyim adını koyup gerçekten denemeden…
 
Toplumsal anlamda da pek farklı değil durum. Nasıl en büyük bireysel hatamız rahimden çıkmaksa, tür olarak en büyük hatamız da sudan çıkmak. Çıktın sudan, gördün kurda kuşa yem oluyorsun, geri dönsene! Hayır, beyimiz durumu değerlendirecek, bir taktik, bir strateji, geri adım atmaktansa ağaca çıkacak. Başka anlayışlara göre bakalım, yaptın Babil Kulesini, bir baktın yanındakinin ne dediğini anlamıyorsun. Pardon de, yık kuleyi tanrıdan önce, eskiye döndürmeye çalış her şeyi, bunlar yok. Onun yerine, hemen anlaşabilenler bir araya gelsin, sınırlar çizilsin, anlamayan giremesin…
 
Atılan bir kurşunla dünya savaşları başlatalım, Kırılan bir kalemle fidanları, bir provokasyonla soyları kıralım. Bir kuyu için kan davaları, bir parlak taş için iç savaşlar başlatalım. Masaya düşen anayasayı görünce parayı da yarıya düşürelim. Hata olduğu uzaydan bile görünen kıvılcımların başlattığı yangınlarda kitleler halinde yanalım. Yeter ki ilerleyelim, ağır ağır çıktığımız merdivenlerde bir basamak geriye gitmeyelim.
 
Hatanla birlikte yaşamayı öğren” hasta delikanlılığından bıktım ben. Bir UNDO tuşu istiyorum, tamam çok da boku çıkmasın herkesin elinin altında değil. İstiyorum ki mesela Kuzey Kutbunda olsun, Birleşmiş Milletler kararıyla basılsın sadece ve 44 kişi hala hayatta olsun…

 

keremerol@hotmail.com