“Hack’leyin!” // İzin almaya gerek yok değil mi?


Oya Yalçın
Kargaşa 9
Hack’leyin!”
5- 30 Haziran
Sergi Açılış: 5 Haziran Cuma, Saat: 20:00
 
 
PJ Alive //“over pff!”, ataçç //“kutu”, Ayhan Mutlu // “Etki Tepki”, Aysun Öner // “Profesyonelleşmenin Dikenli Yolları”, Baran Tokmakoğlu //“kırmızı”, Çiğdem Menteşoğlu //“İnsan Taşımacılığı”, Deniz Rona //“Gülümseyin, Çekiyorum!”, Ece Dündaralp // “Where am I”, Eda Alpman //“ex nihilo nihil”, Pet 05 //“money hacked the world”, Fikret Yavuzçetin //“köre zahmet ve teklif yoktur”, Gamze Özer //“isimsiz”, Gülşah Bayraktar //“Sanatçının Gömleği”, İlke Haspalamutgil //“She is a man, He is a woman" , Kardelen Fincancı //"Dil Üstünde Kaydırmaca”, Mahir Duman & Ezgi Güner & Tolga Eliuz // “Kardiyoloji”, “Tecrit”, Murat Sezer //“isimsiz”, Nezaket Tekin & Doruk Demircioğlu //“Ben sana sanat yapma demiyorum, hobi olarak yine yap”, Niyazi Selçuk //“Novus Ordo Seclorum", Özgür Ufuk Ataç //“Sanatçının Mastürbasyon Kutusu”, Şebeke //“Şebeke”, Şenol Erdoğan //“Karşı-mimari”, “motionless shadows”, Serdar Kökçeoğlu // "Korsan Kitap Sergisi", Sibel Bozkurt //“İş Görüşmesi”, Suzan Orhan //“Kenti-Boz”, Tahir Ün // "Ergenekon Sorgulaması", Tolga Eliuz //“Triple”
 
 
Hack” kavramı her ne kadar genel algılanışı olarak bilgisayar programlamacılığı ile birlikte anılsa ve “hacker”lar  da zararsız ve kimi zaman zararlı bir altkültür öğesine indirgenmeye çalışılsa da bu kavramı bu özelliklerinden sıyırıp daha soyut bir şekilde algılamaya başlamak önemli bir adım olacak.
 
Hacker”lar sisteme zarar verdikleri oranda zararlı ve suçludurlar. Sisteme faydası dokunacağı anlaşıldığı andan itibaren ise tanımlanmaya (“bayaz başlıklılar” veya “siyah başlıklılar” vs. gibi- siyahlar sadece eğlence ve kendi yararları için hack’lerken, bayazlar büyük şirketlerce kiralanıp sistemlerinin güvenliğini sağlıyorlar) ve  “etik hacker”lar olarak etiketlenemeye başlıyorlar ve tabii ki sadece “kendi alanları”nda çalışmaları ve “uzmanlıkarı”nı icra etmeleri isteniyor sistemce: yani sistemi korumaları kısaca.
 
Peki bu sistem deyip durduğumuz ve yaratıcı her öğeyi eninde sonunda dolaşımına sokmayı başaran ve paraya / metaya / arzu nesnesine indirgeyen bu büyük makine “hacker”ları da en basit anlamıyla bir “girişimci”ye dönüştüremez mi? ve verimliliği oranında bir fiyat biçmez mi onlara? Tabii ki biçer bu tartışılmaz bir gerçek. Tam da bu yüzden sanatçı / hacker kendisiyle de mücadele etmek zorunda: “nezih olan”, “kutsal olan” karşısında daima şüpheci olmak. Dolaşıma sokulamayacak kadar vur kaç’cı - bu demek ki ne olduğu anlaşılana kadar ne’liğini yerine getiren; bu ne’liğe tutulup kalmayan, bir sonraki adımına hazırlıklı ve tereddütsüz, ne’liğini adlandırmaya, etiketlemeye çalışanlara ve olur olmaz sahiplenmeye çalışanlara karşı gerekirse inkarcı olan. Kimsenin hafızasına güvenmeyen, hiç bir verili / dünyalı literature / kavramsallaştırmaya / bağlamlaştırmaya güvenmeyen kendi kavramlarını açık ve net ortaya koyan ve gerekirse yeniden ve yeniden tanımlamaktan çekinmeyen.  Doğası gereği keşfetmek, özgürce üretimini icra etmek, yaratmak isteyen “hacker”lar, sanatsal anlamada üretici ve yaratıcılarla pek çok ortak nokta taşıyorlar aslında. Bizim de kargaşa yaratmak isterken çıkış noktamız buydu:
 
Bir sanatçı / yaratıcı / üretici olarak hacker’ları; sanatın, pornonun, edebiyatın, politiğin, iktidarın tüm bağlantı noktalarıyla beraber kodlarını çözmeye çağırıyorduk. Tüm bu “kargaşa”nın kodları nasıl kırılabilir ve yeni bir “kargaşa” nasıl yaratılırdı?

“Sanatta da kapitalizm”in [tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi] hareket alanımızı kısıtladığı -ki bu zaten uzun zamandır tanımlanabilir bir durum- günümüzde, sanatçı / yaratıcı / üreten; var edilmiş ve dayatılmış olan kodları nasıl ortadan kaldırır, kaldırabilir, ya da “hack”ler? Böyle bir olasılık günümüzde gerçek üreticiyi dayatılan onca baskıya (baskıların ne kadar çeşitlilikte olabileceğini biliyoruz) rağmen engelleyebilir mi? en genel ve geniş adlandırmayla “sanat”, bu kodları görmek, yok etmek ve karşılarında uyanık durmak için ve sinsice dayatılanları kapıp dayatanlara karşı kullanmak için hâlâ en kullanılası araç değil midir? Sanat ve diğer tüm varlığımızı anlamlandırma araçları arasında gittikçe belirsizleşen çizgi ve bizim içinde devindiğimiz, sayısız parmağın birbirini gösterdiği yeni “dünya”da artık yeni bir dil oluşmalı. Oluşmakta belki de, o kadar içindeyiz ki farkında değiliz.
Hack”leyebileceğiniz klasik anlamda bir sergi alanında “gerçekliği” kullandıkları malzemeden, ürettikleri projelere kadar hack’leme niyetinde olan 30 yaratıcı / sanatçı var “Kargaşa 9”da. Kimileri içinde devindikleri  ortamı önce tanımlayıp sonra o ortamda çatlaklar oluşturuyorlar, kimileri bedenleri ile kendilerine yollar açıyorlar- kendi yollarını…Kimileri çevrelerine bakıyor şimdi-geleceği ve geçmiş- geleceği işaret ediyorlar.
 
En basit anlatımla “bir sergiye neden gitmek isteriz hala?” Kendiniz karar verin…
 

 

 

oya@kargamecmua.org