Hata Sonrası Aksiyon


Kerem Oğuz
ctrl+Z : Yeri geliyor bir falson oluyor ve olduğu anda bunu düzeltmek, telafi etmek istiyorsun. Eğer senin elindeyse, yeterince çabuk davranıp hatanın anlaşılmamasını sağlayabiliyor ya da kendini affettirebiliyorsun. Çok sevimliysen, şeytan tüyün varsa, akıllıysan falan mesela... Ya da etrafındakilerin tavırlarından neyin yanlış gittiğini hemen çıkarıp mesela, belki biraz da nabza göre verdiğin şerbeti ayarlayarak. "Manevracı" olmaktan bahsetmiyorum tamamen belki ama anlatmaya tanıştığım  manevracılıktan tam olarak da bağımsız bir şey değil, üzgünüm. Hayat seni sürekli olarak Sabri Sarıoğlu konumuna düşürüyorsa, azıcık da Melih Gökçek olmaya başarmak zorunda değil miyiz? Gemisini götüren kaptan ne de olsa. 
 
Bazen ise yanlış bir şey yaptığın anda iş işten geçmiş oluyor. Buradan çıkış yok işte. Örnek mi diyorsun, mesela asansörde tanımadığın bir kişi ile dokuz kat inecekken, nasıl olsa kokmaz diyerek hafiften koyveriyorsun ve aman yarabbi ! O koku da ne... O anda yapacağın hiçbir hamle seni içine düştüğün durumdan kurtaramayacak. Cebinden cep kolonyası çıkarıp "kusura bakmayın beyefendi, biraz rahatsızım da" diyemezsin. Geri almaya çalıştıkça daha kötü olur nitekim. Ve işte o diğer kişi, kokunun kendisinden gelmediğini biliyor, dışarıdan gelmediğini biliyor. Asansörde üç kiş olsanız diğer iki kişinin gözünde potansiyel iki suçludan birisi olacaksın ama bu durumda herşey çok aşikar. Pişkin pişkin, asansörün (varsa) havalandırma düğmesine basarsın belki. Ama bu da kurtarmaz, biliyorsun. Yapmamış olmayı tercih ediyorsun. Geri almak istiyorsun, alamıyorsun.
 
ctrl+Y : Pişkinlik, hatayı yapmamış gibi davranmak, hata olarak algılanan davranışın aslında kesinlikle "olağan" bir hareket olduğunda ısrar etmek var bir de. Hatta bunu kanıtlamak için aynı hatayı bir kere daha yapmak. Israrla. Tamamen meşru, tamamen doğal ve gerçekten kast edildiği hissiyatını yaratmak. Karşı tarafın algılarını bozarak, saçma sapan bir hareketi mantıklı ve sıradan göstermeye çalışmak. Hemen aklıma Georga Costanza geliyor tabi. Gözlüksüz de gayet iyi görebildiğini iddia ederken buzdolabının kapağını açar ve bir soğan alıp ısırır. Kendisine yediğinin elma değil, soğan olduğunu söylediklerinde ise George "biliyorum" deyip yüzünü buruşturup bir ısırık daha alır. Bazılarımız için hata yaptığını kabul etmek çok zordur. Değil bunu geri almak, sırf yanılmadıklarını göstermek için aynı hayatı tekrar etmeye devam ederler. Misal ilk paragraftaki arkadaş, yellenmenin gayet tabii bir insan ihtiyacı olduğunu kanıtlamak için aynı kişiyi asansörde tekrar yakaladığında yine gaz kaçırmakta bir sakınca görmeyecektir. Bu kişiye "birader fermuarın açık" desek mesela, hiç pantolonun önüne bakmadan "evet biliyorum" diyecektir. "Hava almasını istedim." Neyse, bırakalım artık bu kişiyi.
 
 ***
 
ctrl+N : Telafi edilemeyecek bir hata yaptığın durumlarda başını öne eğip özür dilemek senin için rahatlatıcı olabilir, karşındaki için gelecek adına ümit verici gelebilir. Salt günü kurtarmak için böyle yapmıyorsan kendine bir şeyler de katabilirsin. Ama bazen şöyle şeyler oluyor, mesela son on senedir yaptığın herşeyin yanlış olduğunu fark ediyorsun. Bir liste yapıp herkesten özür dileyip kendini affettiremezsin, bir dizi kahramanı değilsin. Zaten en büyük b.kluğu yaptığın kişi ile, kendinle yani, nasıl yüzleşeceksin? Yitirilmiş çok şey var gibidir, hataları geri almak mümkün değil gibidir. Elini öpeceğin bir baban, başını sevecek bir annem, burnununu boynuna dayayıp onu koklayarak uyuyacağın bir sevgilin yoktur artık. Hayatın kimsenin yiyemeyeceği, yanmış, kömür olmuş bir yemek gibidir. Ya da iyi pişmiştir ama çok tuzludur veyahut sen iyi bir aşçıydın ama malzemen çok kötüydü, bilemezdin. Yanan yemeğe ağıtlar yakmaktansa tekrardan başlama kudretini bulabiliyor muyuz, işte bütün mesele belki de burada.
 
Beyaz bir sayfa lütfen. Yeni bir tencere ve tekrardan doğranacak havuçlar, soğanlar ve sotenelecek tavuk. Daha sağlıklıymış diye. Piştiğinde kusursuz olmayacak, ama en azından öncekilerden daha ahenkli, daha hoş kokulu ve en önemlisi daha sevgi dolu olacak.
 
Afiyet olsun.
 
evrandir@gmail.com