Astımın geri geri yüryüşü


Osman Kaytazoğlu
Annemin, kaloriferlerin üstünde unutulan portakal kabukları gibi kurumuş, içine çekilmiş yüzüne baktığımda,
konuya girmemek için oyalanmayı sürdürürken hava basıp “bundan sonra minimal techno” dediğimi hatırlayacak mıyım?
*Hatırlayacağım.

Dönüp marketten aldığımız camsili haşince açayım derken onun sıkıştırtığım pompasından fışkıran “pıst” sıvısının soluk borumdaki astımı uykusundan uyandırmasına bakarak...
"Hatırlıyor musun arap kızı'nın hijyeni yüzünden astımın geri gelişini,” diye gülecek miyiz?
Güleceğiz

Beyaz liselilerin sözümona “ilerlemeci müfredat”ın içinde çürüyüşünü her gördüğümüzde, tanrı (mutlu son) ve şeytanın (mutsuz son) arasını bozan küfürleri basacak mıyız?
*Basacağız

Sen "zaten bir adımlık mesafe," dediğinde ben rüzgarın sırtında oturan kuşlar gibi hüzünlenecek miyim ?
Hüzünleneceğim.

İşe yaraması için ya da dişe dokunması için incir çekirdeğinde sakladığımız polemikler yüzünden; diyelim ki sesin en güzel çıktığı, o kendi sesimizi duyamadığımız yerlerde, bağıra çağıra hâlâ
- Fena değilim. 
- Kırk yaşına geldim ancak bu seni ilgilendirmez
- Zevklerimiz aynı!
- Hayır aynı değil
- Ozaman birazcık aynı...
- Ama sen iyi vakit geçirecek birilerini mi arıyorsun?
- Sen kendini ne sanıyorsun? Proust mu? Lowell?
- Hahhha! Bu şiirin kullanımı zordur güzelim
diye tartışacak mıyız?
Tartışacağız

Hem diyelim ki artık bana küstün, yıkımın adı konuldu: füg! Ya da 30 yaş hilesi... Güneş duvarın üzerinde yürüyen kedinin silüetinden kırdığı ışıklarla yere dev bir kaplan çizecek! Korkumuz bu gölgedense eğer aramızdaki duvar çok asil deyip, kavuşmanın şerefine duvara yan yana işeyecek miyiz?
kaytaz@gmail.com