İSTİNAT DUVARI

Sezgi Davran

I.
Gebze Belediyesi, Gebze'den Eskihisar Feribot İşletmesine kadar bir karayolu yapacak. Bu yol "Tübitak Gebze Yerleşkesi" arazisinden de geçiyor ve yol yapımında Tübitak arazisinden 4000 adet yetişkin ağacın kesilmesi, feda edilmesi karara bağlanmış. Durup düşünüyoruz ve bu durumu Atatürk'ün "Hayır, o ağacı kesmeyin, evi kaydırın!” kararıyla karşılaştırıyoruz. Aradaki fark ortada... 

II.
Maliye bakanlığı, 01 Temmuz 2008 tarihinden itibaren geçerli olmak şartıyla fotoğraf makinelerine %20 ÖTV getirdi. ÖTV'nin gerekçesi İstanbul'un “2010 Avrupa Kültür Başkenti” seçilmesine fon sağlanması..

Ben bir fotoğrafçıyım. Ama amatör, ama meraklı, ama sanat, ama profesyonel, ama meslek icabı.. Sonuçta ben bir fotoğrafçıyım. Benim için fotoğraf çekmek hobi ya da ekmek parası. Benim işimi, ekmeğimi, hobimi elimden almak istiyorlar. Hangi sanat dalında var ki “Özel Tüketim Vergisi”!

Uygulamaya karşı bir de kampanya başlatıldı. Kampanyaya imza atmak için: http://www.fotografimadokunma..com/

III.
19 Aralık 2000’de aynı anda 20 cezaevinde birden gerçekleştirilen ve sonucunda 12 tutuklunun öldüğü, 55 tutuklunun yaralandığı “Hayata Dönüş Operasyonu” ile ilgili olarak yürütülen dava “zamanaşımı” gerekçesiyle düştü. Belki hatırlatmakta fayda var bu operasyonun niye yapıldığını. Söz konusu cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler F Tipi Cezaevi sistemine geçişi protesto etmek için açlık grevine başlamıştı. Eylemin ölüm orucuna dönüşme kararının alındığı 19 Kasım tarihinden tam bir ay sonra operasyon gerçekleşti. Dava süresince 11 farklı hakimin atandığı duruşmanın son celsesinin başlangıcında, zamanaşımı kararı alınması üzerine son olarak söz alan müdahil avukatı Ömer Kavili’nin konuşması şöyle:

“Bu koşullarda tutuklulara öldürücü, boğucu gazlarla saldırmak, tekmelemek, coplamak hukuk düzeninde işkence ve zalimane davranış olarak nitelenir. İşkence ve zalimane davranış suçlarında suç insanlığın ortak değerlerine karşı işlendiği için hiçbir zaman zamanaşımının işlemeyeceği bilinmektedir. Avukat olarak mahkemeye, hukuk kurallarının işletilmesi amacıyla katılıyoruz. İddianamesi özensiz hazırlanmış bir dava var önümüzde. Bugüne kadar yapılan yargılamada henüz sanık sayısı bile tam belli değil. 16 sanığın ifadesi hâlâ alınamadı. Hangi sanığın ne suç işlediği belli değil. Müvekkilimin hukukunu koruyamadığım, savunduğum hukuk kurallarının tümünün çiğnenmesi ve ayrıca duruşma sonunda karar verecek olan yargıcın duruşma başlangıcında kararını açıklamış olması, tarafsızlık, adaletten yana olma gibi hukuk kurallarını uygulama ödevini yapmamış olması karşısında yargıcı reddetmiyoruz, avukatlık meslek kuralları ve kişisel ahlak ve onurumuz çerçevesinde duruşmayı terk ediyoruz.”

Kavili daha sonra davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götüreceğini belirtti. Zamanaşımı?

IV.
Batı Karadeniz Bölgesi, AKP’li belediye başkanlarının sanatçılara uyguladığı tehditkar yasaklarla gündeme gelmeyi sürdürüyor. Karabük’te Latife Tekin’in AKP’nin enerji politikalarını eleştirmesi nedeniyle mikrofonunu kapattıran Belediye Başkanı Hüseyin Erer’den sonra “Son Kumsal” belgeselinin gezeceği Karadeniz sahilinde de iki ayrı olay gerçekleşti. Kültür Bakanlığı desteğiyle Aydın Kudu ve eşi Rüya Arzu Köksal tarafından çekilen belgesel, Karadeniz Sahil Otobanı Projesiyle ilgili. Kerpe’den başlayarak tüm Karadeniz sahil belediyelerinde gösterilecek belgeselin yolu İnebolu’da kapandı. Belgeselin gösterimine önce izin veren, sonra gösterim sırasında kapattırarak Kudu ve Köksal’ı kovan İnebolu Belediye Başkanı İdris Güleç, yönetmen ve yapımcı hakkında “Beni reklam edip, meşhur ettikleri için teşekkür ederim. Hem ilçemin adı duyuldu, hem de ben meşhur oldum. Benim de en az 5 puanım artmış oldu,” dedi.

Belgesel İnebolu’nun ardından Abana’da da belediye tarafından yasaklandı. Başkan Şevket Yazkan, İnebolu’daki olaylardan sonra gösterimine izin verdiği belgeseli İlçe Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla yasakladı. Gelişmeler üzerine Kültür Bakanı Ertuğrul Günay sürekli sanatçılara karşı tutumlarıyla gündeme gelen AKP’li belediye başkanlarına “Nazik olun,” uyarısında bulundu.

V.
Yargıtay’ın kredi kartı ücreti alınacağını sözleşmede 12 punto ve koyu siyah harflerle yazmadığı için suçlu bulduğu bir banka ilgili kararları okuduk geçen ay gazetelerde. Üzerine de kararın gerekçesinde yer alan açıklamalar yüzünden bu davanın emsal teşkil edemeyeceği üzerine yazıldı çizildi. Gariptir, aynı günlerde kredi kartı ekstresinde “Üyelik Aidatı” şeklinde bir ibare görünce bankayı arayıp “Nereye üye olmuşum ben?” diye sordum. Kredi kartı ücretinin yeni adının üyelik aidatı olduğunu da böylece öğrendim Güven Bey’den. Çalınan iki kredi kartımı yenilemek için gittiğim iki ayrı şubede karşılaştığım olaylar ise daha da ilginç. İlk bankada, onların yıllardır kart ücreti almadığını ve zaten yasanın geçen hafta onaylandığını, artık hiçbir bankanın kart ücreti alamayacağını söyledi Armağan Hanım. Diğer bankada ise “üyelik”imin devam ettiğini ve ücreti ödemem gerektiğini öğrendim Yetkin Bey’den.

“Yasa çıkıyor”, “Yasa Çıktı”, “Ücret almak haksız kazanç”, “Kart ücreti yasaldır”… Milyonlarca kredi kartı var. Çoook paradan bahsediyoruz. Bu konuyu netleştirin. Artık yeter!

VI.
Kocaeli’de bir ilk yaşanıyor. Geçen yıl %50’yi aşan su zammına yapılan itirazlar sonucu mahkeme Kocaeli Belediyesi’ni haksız buldu. Şimdi Kocaelililer İSU önünde kuyruklar oluşturuyorlar, 10 ay boyunca fazladan alınan su ücretlerini geri alabilmek için. İSU yetkililerinden bir açıklama yapılmadı geri ödemeler için. Ancak alınan paraların geri ödenmesiyle ilgili olarak Kocaeli Su Meclisi adı altında toplanan 2500 kişi imzalı dilekçe, İSU yetkililerine ulaştırıldı. Mahkeme kararı paraların fazladan ödendiğini ortaya koyuyor. Bahsedilen meblağ 41 milyon YTL. Kocaeli Belediyesi ise meclisi toplayarak yeni bir zam kararı alma hazırlığı içerisinde.




NOT: Üç maymun olmak lazım. Dikkatle bakarak, kulak kesilerek ve gördüğünü, duyduğunu söyleyerek. Bu sayfa müsait, söylemek isteyene.

info@kargamecmua.org