KIZARMIŞ YEŞİL DOMATESLER
Saffet Sözen
Ortalama bir başak burcu insanının yeni bir işe girişmesi ne zordur. Konu hakkında ayrıntılı çalışmalar yapılacak, kaynaklar taranacak, başkalarının tecrübelerinden yararlanılacak falan filan. Karar verme - harekete geçme - uygulama. Sanki beyin cerrahisi üzerine tez hazırlayacaksın. Oysa alt tarafı terasta domates yetiştireceksin. İki yıl önce İzmir’den İstanbul’a dönerken bir kasabanın pazarından domates fideleri alınarak işin sıkıcı ön hazırlık kısmı büyük bir başarıyla atlatılmış oldu. Derken yola çıktıktan yarım saat sonra bizim kamyon kaza yaptı. Altı ay yağmur yağmamış bir yolda bir elle araba kullanıp diğer elle tuzlu fıstık yersen, üstelik rampa aşağı senin olmayan orta şeritten hızla inip sollama yapmaya kalkarsan ve aniden de yağmur bastırmışsa kaza kaçınılmaz oluyor. Yolda çizilen bir iki zigzag sonrası araba şöför arkadaşın olduğu tarafa devrildi. Emniyet kemeri takılı olduğu için uzay boşluğunda Hal’ı tamir etmeye çalışan Kubrick karakteri gibi hareketsiz kalakaldım bir süre. Arabanın üstüne çıkan beş-altı kişi beni kolumdan tutup dışarı çıkartırlarken aklıma gelen ikinci şey domates fideleri oldu. Çoğu topaklaşıp çamur haline gelmişti. Küçük bir çocuğun yangından kurtulan oyuncak bebeğine sarılması gibi sağlam bir iki tanesini yanıma alarak İstanbul’a döndüm.
İşin en zor kısmı kilolarca toprağı merdivenlerden beş kat yukarı taşımak oldu. Mimar arkadaş hayatında hiç rıht yüksekliği denen şeyi duymamış olmalı. Bazen hakiki bir eziyet haline gelebiliyor eve inip çıkmak. Evi satan çift, çocukları merdivenden düşer korkusuyla satmıştı zaten oldukça kelepir bir fiyata. Sonuç olarak terasta bekleyen onlarca irili ufaklı saksılar dolduruldu. Ortalığa, bir bahar akşamı Anadolu köylerinden geçerken bostanlardan gelen koku yayıldı. Ayıptır söylemesi bunun keçi boku karıştırılmışı daha makbul oluyor. Fideler ise saksıya şöyle yerleşiyor efendim: Bitkiyi, kökün etrafına sarılı plastikten yavaşça kurtarıp saksının içine hafifçe bastırıyorsunuz. Saksıda üsten dört parmak boşluk kalsın ki bitki hava alsın. Saksı çok dolu olursa, sulama sırasında toprağın taşıp ortalığın çamur olacağı da unutulmasın. Sıra anne tabiriyle can suyunu vermede. Maksat yolda sıkıntı çeken hayvanı kendine getirmek, yerine alıştırmak. Sulama konusu önemli. Sabah ya da akşam serinliğinde olmalı. Klasik söylem saksı altı tabağına su geçecek kadar sulama. Hava sıcaklığına bağlı olarak sulama periyodu ayarlanmalı. İki yıl öncesinin cehennem sıcaklarında bu her gün demek oluyordu. Bu şekilde günler günleri kovalar ve bir ay sonra fideler çiçek açar. Bir buçuk ay sonunda yeşil domatesiniz, ikinci ayın sonunda da koparmaya hazır, kıpkırmızı, hormonsuz, doğal, hakiki bir domatesiniz olur. Fideler çiçek açtıktan sonra sulama işini azaltmak gerekiyor. Ver çoşkuyu şeklinde takılmaya devam ederseniz domates sürekli boy atıyor ama bir türlü ürün vermiyor. Domatesi dalından kopardığınızda, sapından parmaklarınıza bulaşan oradan da burun çeperlerinize dolan rayihası işin en keyif verici kısmı açıkçası. Hıyar yetiştiriciler dikkat! Saksının içinde gövde-destek çubukları olmalı. Fide büyüdükçe ayakta durması zorlaşıyor. Tutunacak yeri olmalı hayvanın.
Tekrar bizim terasa dönersek: Olay domatesle sınırlı kalmadı tabii. Değişik renkte çiçekler, alamet-i farikamız bir rüzgar çanı, saksıya dikilen rüzgar gülleri…. ama esas bomba fidanlıktan aldığım boyum kadar bir yasemin oldu. Bu dünyalar güzeli sarmaşık türü çiçeğin özelliği, şıkır şıkır görüntüsü dışında akşamüstü saldığı benzersiz koku. Benim gibi “koku freak” birini kendinden geçirecek kadar nefis kokuyor. Manolya ile beraber dünyanın en güzel kokan çiçeği ünvanını verdim kendilerine.
Terasın bu yıl daha minimal bir görüntüsü var. Domateslerde geçen yıl hastalık vardı. Bazıları kökünden yarı çürümüş şekilde ürün vermişti. Bu sefer daha çok çeri domates diktim ve sorunsuz büyüdüler hepsi. Bu yılın kralı küçük tatlı sivri biberler oldu. Selamiçeşme pazarında yarım kilosu beş lira olunca ağırlık oraya kaydı mecburen. Sulama konusunda daha az hassaslar ve topladıkça arkadan yenileri geliyor. Çok önemli bir konu da şu: Eve gelen gideniniz çok değilse, arada gelen az sayıda insanı özellikle kızları hemen bahçeye çıkartmamak gerekiyor. Olay hemen “Şu kokan güzel şey nedir? Bunu koparabilir miyim?” şeklini alıyor ve dikkatler dağılıyor.
Erkek çocuklarının büyüme süreci, sağda solda o hep söylenen, başta hiç de inandırıcı gelmeyen, babalarının birer kopyasına dönüşme süreci aslında. Çiçekleri sularken yüzümü hiç görmedim ama buna gerek de yok. Nasıl bir şekil aldığını onun yüzünde görmüştüm daha önce. Hâlâ da görüyorum.
saffetsozen@gmail.com