EVDE YAPILAN KAKANIN TADI BAŞKA!


Cüneyt Bolak
Kakanın tadı özü gereği hep boktan diyebilirsiniz ama…
 
Ufak ufak alarm vermeye başladı… Yolda, geliyor… Ama gerilmeme gerek yok… Çünkü evimdeyim… Tuvaletin yerini biliyorum… Ne durumda olduğunu biliyorum… Tuvalet kağıdı, sabun (üzerinde kıvırcık kıllar yok, varsa da yabancı değil; eğer sıvıysa da muhteviyatı ile ilgili kuşkum yok), havlu, mecmua, gazete ve kitaplar, en önemlisi evde olmanın verdiği rahatlık ve güven… Zamanı geldi… Fayansarayım beni bekliyor.
 
İçerdeyim… Evde başka kimse yoksa kapıyı açık bile bırakabilirim. İşimi görürken yaşam alanımdan gelen müziğe kulak verebilirim… Klozetim işte orada; oturağı silmem, üzerine hijyenik bir layer eklemem gerekmiyor. Sadece yapmam gereken şeyi yapıyorum: Oturuyorum.
 
Rahat… Plastik ya da mika değil oturak, süngerle doldurulmuş suni deri kaplama (vinyl de severiz vinileks de), yumuşak… Keyfime göre bir basılı materyal çekiyorum ayakucumdaki gazetelikten… Çoğunlukla okumaktır ama bazen aptal bir kişilik testi yapmak da olabilir. Ya da yazmak da… (bunu yazan Tosun, şu anda sıçı Yosun) Kalemsiz, kitapsız, hazırlıksız yakalandıysan eğer; illa ki bir çamaşır suyu, bir yüzey temizleyici, bir şampuan sırt etiketi vardır okuyacak (çizgi altı ajansların metin yazarlarına saygı kuşağı).
 
Fırlatma için geri sayım başladı… Bu arada bir püf noktası, tuvalet deliğine kapatacak şekilde yerleştireceğimiz bir parça tuvalet kağıdı, havuza bıraktığımız yüzücünün su sıçratmasını önleyecektir. Gerçi evimde, tuvaletimdeyim + sıçrayan su da benim suyum: Kirlenmeyebilirim diyebilirim.
 
Ooh, taharet musluğu tam da popoma göre… Tazyikini de biliyorum, birden sıçrayan sularla ıslanmayacak bacaklarım. Ama yıkama faslını erteleyeceğim… İşim bitmemiş olabilir (mıhsıçtı ne güzel bir sözcük). Okuduğum yazının henüz gelişme bölümünde olabilirim. Keyfimin bir kahyası yok, istediğim kadar oyalanabilirim. Sahip olduğum, kirasını ödediğim, aileme ait ya da işgal ettiğim evimin tuvaletindeyim. [don’t come knocking]
 
Temizliğimi de yaptım… Kalkarken kuş gibi hafiflemiştim… Kokuyla ilgili bir gerilimim de yok… Evdeki arkadaşlarla aramda şaka konusu bile olabilir (kakaydı şaka oldu). Arzu edersem çakarım bir kibrit, kükürt olur gider. Hedefi tutturamamış mıyım? Dert değil, tuvalet fırçamın sapını güvenle tutabilirim. Ellerimi yıkarken beni en güzel gösteren aynaya bakabilir, rahatlamanın verdiği güçle duşa bile girebilirim.
 
Bütün bunlar büyük rahatlık, ammaaa… Ey dışarıda yapamayanlar! Ey yapsa bile huzuru bulamayanlar! Ömür evde geçmez. Hiç istemez misiniz kakanızı icra etmek Ganj kıyısında, tütsü ve yanık bedenlerin rayihası arasında? Ya da kuzeyin bir kutbunda eritmek takıntılarınızla aranızdaki buzları? Bir yağmur ormanında taharetlenmek hoş olmaz mı? Veyahut diva gibi orkestra eşliğinde, bir gece sahnede? Tepedeki çimenlikte yalınayak dolaşarak, yemyeşille masmavinin ortasında uzanarak, hayaller kurarak, rüzgara savurarak, vazgeçmek birdenbire her şeyden vazgeçmek?
 
Ben isterim… Bir de eski güzel günlerdeki gibi şöyle seslenmek isterim:
Bittiiiiiiiiiiii!!!
 
Epilog: Wherever i lay my ass is home, yeah!
cuneytbolak@yahoo.com