Savaş ve Sanat


Tayfun Polat

UYARI: Bambu dallarının üstünde koşabilen, bir sıçrayışta çatıya çıkabilen, serçe parmağıyla üzerine çullanan 4-5 kişiyi etrafa saçabilen Uzak Doğululardan hazzetmiyorsanız, bu yazı size göre değil.

 31. İstanbul Film Festivali programında yer alan “Bir Çin Sinema Geleneği: Wuxia” başlıklı bölüm, hem sevindirici bir gelişme, hem de üzücü. Sevinç hissi, aslında “nihayet!” ünlemiyle birlikte geliyor. Üzücü kısmı, programda açıklandığı gibi 2012 Türkiye’de Çin Kültürü Yılı kabul edilmese belki hâlâ bu filmleri izleyemeyecek olmak. Benim tuzum kuru aslında, çünkü biri hariç gösterilecek filmlerin hepsini izledim…
 
Öncelikle bir düzeltme yapalım, wuxia, sadece bir Çin sinema geleneği değildir. Çin ve Çince konuşulan tüm yerlerde geniş bir takipçi kitlesi bulunan, savaş sanatları ile ilgili kurgusal eserlere denir. Bu eserlerin çoğu yazılı (edebi) eserlerdir ancak Çin operası ve tiyatrosundan, çizgi roman ve animelere, sinemadan televizyon dizileri ve video oyunlarına kadar çok geniş kapsamlı bir tüketim alanı vardır. Wuxia öyküleri, jianghu (Nehirler ve Göller) adlında alternatif bir evrende geçer. Tolkien’in kurguladığı Orta Dünya’ya benzetilebilecek bu evrende yaşayan kahramanların öyküleri M.Ö. 200-300 yıllarından beri kurgulanıp, yazılıp, anlatılmaktadır. Dolayısıyla Wuxia kültürü binlerce yıllık bir geleneğe sahiptir. Wuxia filmleri ise 100 yıllık bir tarihe sahip Hong Kong sinema endüstirisinin bir o kadar eski ve önemli türlerinden biridir.
 
Şimdi, wuxia nedir, wuxia filmlerinin karakteristik özellikleri nelerdir biraz kurcalayalım. Wu, savaş, ordu, savaşçı gibi anlamlara sahip bir sözcük. Xia ise onurlu, yüce, kahramanca anlamlarına geliyor. Türkçe’ye -çekilen filmlerin büyük çoğunluğu düşük bütçeli ve rezil örnekler olduğu için- biraz da aşağılama tonunda “vurdulu-kırdılı” açıklamasıyla giren Uzak Doğu savaş sanatlarına ait tüm filmler, Çin’de geçseler bile wuxia filmi değil. Wuxia filmlerinde epik ve tarihi bir kahramanlık öyküsü olmak zorunda. Karakterler Batı’daki silahşör ya da şovalye ve Japonya’daki samuray kültürlerinde olduğu gibi onurlarıyla yaşayan büyük savaşçılar. Ancak bariz bir farkları var, o da her birinin aynı zaman birer Robin Hood olmaları. Onur zaten var da, bir de mutlaka dürüst olmaları gerekiyor. Yani yeri geldiğinde ve hatta wuxia filmlerinde genellikle iktidara kafa tutmaları, para için ya da yönetici sınıf savaşmamaları en büyük özellikleri. Ayrıca örneğin şovalyelik, samuraylık gibi üstün bir sınıfa dahil de değiller. Dövüş tekniklerini geliştirmek için senelerce çalışan birer “usta” oldukları için saygı görüyorlar sadece. Bir diğer özellikleri de bu ustaların hemen her birinin bir vasfı daha olması, salt savaşçı olmamaları. İster müzik, ister kaligrafi, ister go, ister dans, içlerindeki chi’yi (qi, yaşam enerjisi) dışa vurmak için sadece savaş sanatları değil, farklı inceliklere de mesai harcayan kişiler bunlar. Filmlerin aşırı estetize durumu, biraz da bundan ötürü. Bir de pek çok mitte olduğu gibi, wuxia filmlerinde de fantastik durumlar fazlasıyla var. Yukarıdaki “kurgusal eser” tabiri biraz hafif kalıyor hatta.

Bu fantastik durumlar, aslında Çin’in savaş sanatları konusundaki temel disiplinlerinin “abartılmış” örnekleri. Kung fu, wushu (wing chun), tai chi ve qigong gibi teknikleri burada detaylandırıp, izlediklerimizin aslında hiç de abartılı olmadığını, olmayabileceğini ispatlamayayım şimdi. Shaolin ya da Wudang tapınaklarında eğitim almış insanlar tanımışlığım var. Birkaç yılda bu hale geliyorlarsa benim aklım kesiyor bu fantastik durumlara. Gerçi ben ejderhaların mitolojik yaratıklar olduğunu söyleyen biriyle de saatlerce tartışabilen, adı Çince bir adamım sonuçta.
 
Uzadı, daha da uzar hatta, ama gelelim programdaki filmlere. Türün Çin’den çıkıp dünyaya yayılmasına vesile olan en bilinen örneği 2000 yapımı Kaplan ve Ejderha. Usta yönetmen Ang Lee’nin 4 Oscar birden alan filmi, tüm dünyanın ilgisini türe çekmişti. Dediğim gibi, neredeyse 100 yıllık mazisi olan türe ait en iyi örneklerin çekilmesi için, aslında teknoloji gerekli noktaya gelmişti. Zaten ‘90’lardaki birkaç örneği saymazsak, daha önce çekilen wuxia filmlerinin hikâyeleri perdeye dökmekte zayıf kaldığını net bir şekilde görülüyor. Nasıl Yüzüklerin Efendisi serisinin çekilebilmesi için 2000’li yıllar teknolojisi gerektiyse, wuxia filmlerinin de 2000’lerden itibaren birer görsel şova dönüştüğünü söyleyebiliriz. Bu düşünceme programda yer alan 1983 yapımı Büyülü Dağın Savaşçıları ve 1993 yapımı Beyaz Saçlı Gelin’i izlediğinizde (ki her ikisi de kült filmler) hak vereceksiniz. Programda 3 büyük ustanın daha filmi yer alıyor; Su Chao-pin ile yönetmen koltuğunu paylaşan John Woo Katiller Devri ile, Zhang Yimou -türün en iyi örneklerinden sayılabilecek- Parlayan Hançerler ve Kahraman ile ve hiç de tarzı olmamasına rağmen wuxia çekince farkını açıkça ortaya koyan Wong Kar-wai Zamanın Külleri ile. Ki bu filmin şairane final dövüşünü izleyip de “Etkilenmedim,” diyen yalancıdır.

Bir paragraf da programdaki filmlerin çoğunun dövüş sahnelerinin koreografisini yapan Yuen Woo-ping için yazılmalı. Sinematografisindeki yirmiden fazla filmin yönetmen koltuğunda oturmuş bu büyük usta, Matrix’lerden Kill Bill’lere kadar içinde dövüş sahnesi yer alan pek çok filme danışmanlık ya da koreograflık yapmıştır. Dünya çapında bir otorite olmasının nedeni ise wuxia filmleridir. Çünkü wuxia filmlerinin muhteşem estetikleriyle bizleri büyülemesinin en büyük müsebbiplerinden biridir.
 
Programda yer alan sekizinci ve son film Korkusuz ise wuxia filmi değil, çok iyi bir dövüş film. Çünkü yüzyıl başında, Japon istilası sırasında Çin’de yaşamış büyük bir dövüş ustasının Çin’in gururu olmasını anlatıyor. Bu film programa alınıyorsa insan hemen IP Men, Tai Chi Master, Once Upon a Time in China, Drunken Master ve hatta Bruce Lee’nin Fist of Fury’si neden yok der, mazallah, dikkatli seçim yapılmalı. Ayrıca, gözler bu kadar çok bilinen örnekler yerine Swordsman ve Swordsman II, Wu Xia (hem de Çin’den çıkan en iyi dövüş sanatçılarından biri olan Donnie Chen’in de bir filmini izlemiş olurduk), Curse of The Golden Flower gibi filmleri arıyor programda. Bu filmlere Güney Kore yapımı olduğu için seçilmeyen Musa ve Hollywood yapımı olduğu için seçilmeyen ama en büyük dövüş sanatçılarından biri olan Jackie Chan’in (ki wuxia filmi çekmez pek, o daha mütevazı karakterleri oynar) yine büyük usta Jet Li ile yegane filmi olan The Forbidden Kingdom’u da ekleyerek, program dışı bir tavsiye listesi ile yazıyı bitirelim artık.
 
Neticede Çin’in Savaş Sanatları denen bir kültürü var. Buradaki kilit sözcük “sanat”. Ve wuxia filmleri sanat ve dövüşü birleştiren mükemmel seyirlikler.

tayfun@kargart.org