MERCEK:
Yaşam Dönüşümdür - Victor Ananias
Geçtiğimiz sene kaybettiğimiz ekolojik yaşam hareketinin öncülerinden, Buğday Derneği’nin kurucusu Viktor Ananias “Bu kitabı yazacak mıyım bilemiyorum,” demişti. Kitap, Viktor’un ölümünün ardından Buğday’daki arkadaşları tarafından hazırlandı.
Ananias’ın kendi kaleminden yaşam öyküsü; yeni ekonomiden doğa dostu yaşama, an’ı yaşamaktan ölüme kadar yaşamın hemen her alanında makaleleri, el yazsızıyla yazdığı yazıları, çizimleri, fotoğrafları ve hakkında yazılanlardan oluşan Yaşam Dönüşümdür, ömrünü ekolojik yaşama adamış bu değerli adamın tüm Karga’lara kılavuz olması temennisiyle…
----------------------------------------------------------------
Jazz İstanbul Volume 2 - Jülide Özçelik
“Kimdi bu kadın, oyuncu muydu?” falan diye anılıyor nedense ismi geçtiğinde. Biz de kendi aramızdaki yazışmalarda Jülide Çelik, Jülide Ateş’lerden sonra nihayet soyadını doğru yazmayı başardık!
Albümün adı bir Japon için yakınlarına götürebileceği, İstanbul’dan caz derlemesi gibi dursa da aslında ismini ziyadesiyle hak eden bir albüm var karşımızda. Şehrin burada yaşayan biri üzerindeki muazzam bir yansıması özetle. Cazda olması gereken öncüllerinden el alma tavrının da Bülent Ortaçgil, Özdemir Erdoğan gibi isimleri hatırlatmasıyla hakkını veren albüm, Jülide Özçelik’in ilk albüme nazaran daha da olgunlaşmış vokaliyle yıllar içinde kolay kolay eskimeyecek bir çalışma. Ananenizden çocuğunuza ya da hiç uzağa gitmeden bizzat kendinize bir iyilik yapmak isterseniz albüm raflarda.
----------------------------------------------------------------
Şuuraltı Operasyonları – Rafet Arslan
Gündelik hayatımızı işgal eden sahte gerçekliklere karşı, karşıt kültür oluşturmaya çalışan ve gerçekliğin çoğunluğun tahakkümü olduğunu söyleyen sanatçı Rafet Arslan’ın “Şuuraltı Operasyonları” sergisi; şuuraltı operasyonlarından sızan kolajları, détournement’ları ve bazı resimleriyle; gündüz düşlerinden kabuslarına, dış uzayından iç uzayına, robotik sanrılarından simya surelerine, gerçek-üstünden sandığımız gerçeğe, mutantlar çağına ve sanatına yaptığı güncel müdahalelerle sizleri görsel ve tinsel bir yolculuğa davet ediyor.
Şair, sanatçı, eylem adamı, hayalci, yazar ve mecmuanın en büyük destekçilerinden, kardeşimiz Rafet’in; sitüasyonistlerin yeniden inşa edilen durumlarına göz kırpan ve alışkanlıklarına gönderme yapan çalışmalarıyla bir ilk olmanın ötesindeki “Şuuraltı Operasyonları”, 25 Nisan – 2 Haziran 2012 tarihleri arasında Sanatorium’da görülebilir.
KİTAP:
Kıvanç Koçak’ın çevirisiyle Sel Yayınları’ndan çıkan, David Peace’in 2006 tarihli, İngiltere’de 500 binden fazla satanı kitabı Lanet Takım (Bir Takım, Bir Teknik Direktör, 44 Gün) bizi en heyecanlandıran yayın şu günlerde. Özellikle kitabın 2009 tarihli harika film uyarlamasını da izlediyseniz bu heyecana hak vereceksiniz. Britanya tarihinin en nev-i şahsına münhasır ve göreceli olarak en başarılı teknik direktörü Brian Clough’ın kariyerine ve özellikle de Leeds United’da geçirdiği 44 cehennem gününe odaklanan eser, Clough’ın oyuncularıyla, basınla, ve meslektaşlarıyla olan fırtınalı ilişkisini müthiş bir ruh katarak anlatıyor. Futbol kitaplığımız son 10 yıldır bayağı bir genişledi. Ama baş köşesinde bir yer açmak gerekiyor şimdi.
----------------------------------------------------------------
Ayşe Önal’ın Türkiye’deki namus cinayetlerini sorgulayan kitabı 20 küsur ülkeden sonra İKÜ Yayınevi’nden Namus Cinayetleri adıyla yayınlandı. Önal’ın bu akıl almaz cinayetleri işleyenlere görüşmelerinin omurgasını oluşturduğu araştırma Türkiye’de, aslında hepimizin maalesef kanıksadığı, sapkın namus mantığının nasıl bir cehennem portresini çıkardığını gösteriyor bizlere. Uykularınız kaçacaktır ama bu rezilliği durmanın da ilk adımlarından biri olacaktır belki de.
FİLM:
The Raven (Kuzgun) diye bir film çıkıyorsa burada yazmadan geçemeyiz. Adından da anlayacağınız gibi Poe esintili bir korku yapımı The Raven. V for Vendetta ile yönetmenlik kariyerine bomba gibi bir giriş yapan James McTeigue’in bu 3. uzun metrajı, Edgar Allen Poe’nun son günlerini anlatırken, yazarın orijinal hikâyelerine benzeyen cinayetler işleyen bir seri katilin peşine düşmesini konu alıyor. Usta oyuncu John Cusack’in başrolünde yer aldığı yapımda Brendan Gleeson, Emmett Walsh gibi ustalar da yer alıyor. Referanslar on numara. Peşinde kalmalı.
----------------------------------------------------------------
Aranızda Wes Anderson sevmeyen var mı? Amerikan sinemasının son dönemdeki en yetenekli dehalarından Anderson yeni filmiyle bizleri mesut edecek yine. 2009’daki stop-motion Fantastic Mr. Fox’dan sonra yine uzmanı olduğu işlere Moonrise Kingdom ile geri dönüyor. 1960’larda geçen yapım, iki genç sevgilinin kaçış hikâyesi ve izcilik üzerinden yürüyor. Bu seneki Cannes’in açılış filmi olarak prömiyerini yapacak filmde, genç yıldızların yanı sıra Edward Norton, Bruce Willis, Tilda Swinton, Frances McDormand gibi usta isimler ve de tabii ki Bill Murray yer alıyor. Nasıl, pek güzel haber, değil mi?
ALBÜM:
Mod’un babası Paul Weller son bir kaç albümdür kendini sürekli yenileyen bir periyoda girdi. 2008’deki 22 Dreams ile başladığını söyleyebileceğimiz bu dönem şimdi de Sonik Kicks ile devam ediyor. Albüm adına sadık bir şekilde kaydedilmiş. Prodüksiyonu paylaşan Simon Dine’ın etkisi büyük bunda. Ayrıca Neu! etkisi ve Weller’ın son yıllardaki Krautrock sevgisi bu albümde tavan yapmış. Weller kendini tekrarlamamaya çok önem veren ve son yıllarda sessiz sedasız birçok güçlü hit’e imza atmaya devam eden bir efsanedir gözümüzde. Yılın en etkileyici çalışmalarından bir tanesi. Stanley Road’a takılıp kalmayın, yeni albümlere yer açın.
----------------------------------------------------------------
Whomadewho’yu geç de olsa geçen yıl çıkan Knee Deep mini albümüyle tanımıştık. Bu tanışma da geriye dönüp ilk iki albümlerine de bakmayı gerektirmişti. Danimarka’dan çıkan indie dance / rock üçlüsü, 2007’de Benicassim’de head-liner olduklarında artık Hot Chip, LCD Soundsystem gibi grupları destekleyen turne grubu olmaktan çıkıp rüştünü ispatlamıştı aslında. Taze albümleri Brighter’ın öncekilerden de iyi olduğunu ve Whomadewho tayfasının her geçen gün daha iyi albümler yaptığını söylemek gerek. Ortamdaki karbon kopya indie dance gruplarından sıkıldıysanız aradığınız albüm bu. “The Sun”a özel ilgi.
----------------------------------------------------------------
Jim Ford Kentucky’nin gururlarından. Maalesef beklendiği kadar geniş bir külliyata sahip bir kariyer yapamadı. Bobby Womack’e bir çok şarkı veren şarkıcı / şarkı yazarının tek albümü Harlan County hâlâ bir country-funk başyapıtı olarak tek başına duruyor hanesinde. 2007’de denediği geri dönüş onun erken ölümüyle yarıda kalsa da zamanında yaptığı kayıtlar yavaş yavaş gün yüzü görmeye devam ediyor. Demolition Expert: Rare Acoustic Demos toplaması Ford’un şarkı yazma dehasını en yalın haliyle gözler önüne seren bir hazine. Basit ev üretimlerinden oluşan, aralarda telefon sesleri, konuşmaları da duyabildiğiniz bu samimi kayıtlar Ford’dan bizlere kalan en içten şarkılar. Önce Harlan County’e bir göz atın. Sonra bu toplama aklınızı alacaktır.
----------------------------------------------------------------
Flanger ve Nine Horses gibi projelerden bildiğimiz Alman besteci Burnt Friedman yeni albümünde Can-vari World Music tatları peşinde. Bokoboko adını taşıyan albüm daha önce sanatçının Can davulcusu Jaki Liebezeit ile yarattığı Secret Rhythms serisini andırıyor. Yenilikçi perküsyon kullanımı ve Friedman’ın kendi has hassas dokunuşları albümün ana yapısını oluşturuyor. Zor giden ama kolay sindirilen ritimler Afrika’daki bir dijital ormandan yansıyor gibi. Friedman günümüzün en yenilikçi isimlerinden birisi, es geçmemeli.
----------------------------------------------------------------
Adını ilk Squirrel Nut Zippers ile duymuştuk Andrew Bird’ün. 2001’de kendi solo kariyerine ağırlık vermeye başladığında ise yaptıklarıyla daha popüler bir müzisyen haline geldi eski grubundan. 2007’deki Armchair Apocrypha ile hem bir besteci olarak yeteneklerini hem de kendine has indie duruşunu buldu Bird. Her albümü bir öncekinden daha iyi olmaya başladı. 2009’daki Noble Beast’ten sonra da şimdi Break It Yourself ile karşımızda. Çok iyi kullandığı keman ve ıslığın yanında vokali de artık nerede duysanız tanıyabileceğiniz kıvamda. Yerli yerinde melodiler en güçlü yani bu albümün. Andrew Bird istim üzerinde arkadaşlar.
KONSER:
Son 10 yılın en önemli müzik merkezlerinden Austin, Texas’ın medar-ı iftiharlarından Shearwater yılın en ilgiye mazhar konserlerinden birinde İstanbul’da. Yeni ve oldukça başarılı albümleri Animal Joy’un turnesinde şehrimize de uğrayacak grup 2001’den beri 7 albüm yayınladı. Yer yer saykodeliya ve folk soslu indie rock yapan grubun şefi ise Jonathan Meiburg. Kendisiyle kuşlardan konuşmak ve o güzel sesini duymak için bu fırsatı kaçırmayın. Ayrıca grubun konserinden önce kendi çapında isim yapmış Kanada’lı şarkıcı / şarkıyazarı Julie Doiron sahne alacak.
19 Nisan, Perşembe, Babylon, 21:30
----------------------------------------------------------------
Garajistanbul’da bahar geceleri
Yıllardır beklenen post metal – sludge – doom akımının öncülerinden Pelican, 22 Nisan günü garajistanbul’da. Isis, Neurosis, Jesu’yla birlikte post metal’in yaratıcısı olarak kabul edilen Pelican; Trevor de Brauw, Bryan Herweg ve Larry Herweg adlı üç arkadaşın Tusk adlı gruptan ayrılmasıyla 2000 yılında Chicago’da kuruldu. Pelican kariyeri boyunca 4 uzun soluklu albüm ve 5 split kayıt ve 5 tane de EP yayınladır. Geçtiğimiz günlerde Ataraxia/Taraxis adlı bir EP çıkaran grup bu EP’nin tanıtım turnesi için Avrupa yollarına düşüyor. Grup bu turnenin son konseri olacak 22 Nisan günü Kod Müzik organizasyonuyla garajistanbul sahnesine konuk oluyor.
----------------------------------------------------------------
Yılın en güzel gecelerinden biri diyorsak abartmıyoruzdur. Garajistanbul’da önce folk ve Balkan havalarını indienin merkezine çok başarılı taşıyan, Jeremy Barnes ve Heather Trost’un projesi A Hawk and a Hackshaw bizleri Sergei Parajanov’un efsane filmi Shadows of Forgotten Ancestors’a yaptıkları müzikle karşılayacaklar. Ardından endüstriyel havaların ve post-punk’ın örnek gruplarından Swans’ın has adamı Michael Gira gitarıyla bizleri şereflendirecek. 2010 yılında bir solo albüm çıkartan ve Swans’ı da yeniden toplayan Gira, 2001 - 2010 yılları arasında evinde kaydettiği ve yeni yayınladığı parçalardan oluşan akustik bir set çalacak. Kıssadan hisse 4 Mayıs gecesini takviminizde şimdiden işaretleyin.