Kusura Bakmazsan, Ben Yamyamlara Hak Vereceğim

Melda Köser

Bir puma koşuyor doğasında, bir puma evinde mutlu, avlanıyor, av oluyor. Her puma gibi bir puma işte. Bir puma özgür kendi evinde. Bir adam uzaktan onu izliyor, sınırda. İzlemenin dengeye verdiği bir zarar yoktur sonuçta ama adam zengin olmak istiyor. Adam, bir kadın için o koşan Puma’yı istiyor. Bir kadın tutup o Puma’yı üzerine giyiyor.
Artık ne Puma özgür ne de adam ve kadın yeteri kadar insan.

 Açıkçası insanoğlunu berbat bulurum. Sinirlerimi oynatırlar, aptal, şekilci, zamanının çoğunu beyinlerini gözden çıkararak yaşamaları, garip! İnsanoğlunu tırt bulurum, olmamış ve ham. İnsanoğlunu vakit kaybı bulurum, keşke derim içimden, keşke “insanlık ölsün mü” butonu diye bir şey olsa ve bu buton diğer hiçbir canlıya zarar vermeden sadece insanoğlunu öldürse, hiç fena fikir değil. Sonra bunu ilk düşündüğümde, kafası dünya kadar karışık felsefe hocam geldi aklıma. Her ders muhakkak söylediği o cümle, “Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde seninki biter”. Zaten bu sav, özgürlük adına söylenen çok popüler bir söylev olmuştur.  Her neyse, bu sav üzerinden ilerlemeye kalkınca şunu fark ettim ki, eğer gidip insanlık ölsün mü butonuna basarsam, o kadın ve o adam gibi olurum. Dünyanın tüm ölü bedenlerini üzerime giymek gibi olur bu, kaldıramam, ölü halim bile alttan alamaz bunu. Yani o ince çizgi, hep karıştırılan o şey, serbestlik ve özgürlük… Ben korkarım o denli serbest olmaktan sanki bir şuursuzmuşum gibi..
 
Ya da başka bir trajedi, özgür olmak adına serbestlik, barış için savaş, simitçiye denk gelen molotof kokeyli… Ya da hatalı Puma, insana av olan… Aptal Puma, biliyor olmalıydı, insanoğlunun dikkatini çeken her şeyin zamanla yok edileceğini, bu yüzden yokmuş gibi var olmalıydı. O da haklı tabii, kimin aklına gelir bir canlıyı moda olsun diye üzerine giymek.
 
Kadın bile haklı, kendi gibi meşgalesiz bir dolu aptal kadından daha aptal olması gereken bir yarışın içinde. Adam zaten aç, değil tüm pumaları öldürmek, dünyanın ilahi dengesini bozsa, öldürecek bir tek canlı dahi kalmasa, adam doymamaya yeminli. Hiçbir rejimle alakası yok işte, sırf insanlığından ötürü, içindeki o his, dünya onun için var, o zengin olsun diye pumalar koşturuyor, o bir tanrı kendi gözünde, kimse ondan daha serbest olamaz, söylemese de hissettiği bu olmalı.
 
Sonra şehre bir göz atıyorum, benim sokağımdaki ritme, buradaki hayata, Pazar kuruluyor ve dağılıyor, kediler ve köpekler arta kalan çöplere dadanıyor, bir de birkaç yaşlı kadın, onlar mutlu, kimseden bir beklentileri yok. Onlar kendilerine baktıklarında bize göründükleri gibi görünmüyorlar kendi gözlerine, artıkları toplayan, beğenmediğiniz o insanlar, o canlılar aslında garip bir dengeyi koruyorlar. Sonra adam geliyor, bir tane geçiriyor kediye, bir tane de köpeğe! Ama yetmiyor, alamıyor bir türlü hıncını, ne yapsa bitmiyor içindeki o vahşet, gidiyor bir tane de yaşlı kadına vuruyor. Çünkü o parasıyla alıyor ne alacaksa, o şeyleri parasıyla almak için vurduğu köpekten daha çok köpek oluyor patronuna, o zaman ona soracak olursak her şeyi yapmaya hakkı var, öyle sanıyor. Öyle değil.
 
Anlatamıyorum. Çok üzülüyorum, bir kenara geçip, alıyorum kediyi, köpeği, yaşlı teyzeyi yanıma, dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum insanlığın içinde matruşkalar gibi büyükten küçüğe hitler beslediklerini. Onunki kadar büyük bir egoyla nefes alıp verdiklerini. Sonra siz diyorum, üçünüz de hepsinden daha özgürsünüz o yüzden böyle oluyor. Anlamıyorlar tabii. Evlere dağılırken nasıl da ölmek istiyorum utancımdan, rezil oluyoruz kediye köpeğe, öldürdüğümüz pumaya, kestiğimiz ağaca diyorum. Rezil oluyoruz aslında bir dengeyi koruyan ve bundan haberi bile olmayan yaşlı teyzeye diyorum. Kime diyorum??
 
Anlayamıyorlar… İnsan olmamdan ötürü utanıyorum desem, anlayamıyorlar. Anlayanlar da zaten eminim başka bir köşe de utanıyor. Ben, anlayamamalarını bile anlayabiliyorum ya en çok kendime sinirim. Bütün derdim kendime, çünkü başkasının özgürlüğünün başladığı yerde ona alan vermekten çekinmiyorum ama o… O öyle bir şey ki, bir yaratık adeta, ona verilen bütün alanı talan ediyor. Ona da insan diyorlar, bazılarımıza da…
 
Ben çok üzülüyorum.
Hep aynı köşeye geçip üzülüyorum.
İnanılmaz bir istikrarla üzülüyorum.
Bütün bir ömrümü gerilmiş keman teli gibi geçirip gidiyorum. Ne özgürüm onlar varken, ne de serbest olabilecek kadar aptal.
İyi ki diyorum, bir yerler de hâlâ yamyamlar var.
Yamyamlara hak veriyorum.
Çünkü bence, bu koca gezegende terk edildik, demek ki artık bunu kendi aramızda halledeceğiz…

meldakoser@windowslive.com