Fotoğraf: David Hume Kennerly

MÜZİĞİN POETİKASINDA ÖZGÜRLÜĞE DAİR: IGOR STRAVINSKY’NİN 6 DERSİNDEN…


Burak Bayülgen

Büyük besteci Igor Stravinsky, Harvard Üniversitesi’nde Charles Eliot Norton Poetika Kürsüsü’nde verdiği derslerde ve bu derslerin metinlerinin toplandığı Altı Derste Müziğin Poetikası isimli kitapta şöyle der:
Cesareti onaylıyorum; ona hiçbir sınırlama koymuyorum. Ne var ki keyfi hareketlerin verdiği zararın da sınırı yok… Kendi ihtiyaçlarına uyan müzikal sistemi benimseyen Schönberg bu sistem içinde kendi kendisiyle tam olarak uyumlu ve tutarlıdır. İnsan beğenmediği müziği kakofoni etiketini yapıştırarak bir kalemde silemez…
 
Stravinsky, özgürlük konusunda gelenek ile alışkanlıkların birbirlerinden ayrıldığını vurgular. Brahms ile Beethoven arasında kurduğu ilişki; Brahms’ın Beethoven’ın giysisini ödünç almadan aynı geleneği izlemesi yönündedir. Zira, giydiği giysiyi ödünç almadan geleneği izlemek, Stravinsky’nin olağanüstü bir tabiridir ve bu tabiriyle Stravinsky, geleneğin aynı zamanda yöntem ile olan ayrıksılığından da bahsederek, müziğin gününde var oluşuna ne derecede hizmet ettiğini anlatır.
 
Özgürlük konusunda şöyle devam eder Stravinsky: Kendi müzikal özgürlüğü ve bu özgürlüğün verdiği endişe, somut şeyler (müzikal birimler) ile bir sınır belirlediğinde ve bu somut şeylere geri dönülebilindiğinde doya doya yaşanır bir özgürlüğe dönüşür. Stravinsky özgürlüğünden değil, özgürlüğün uçsuz bucaksız kaprisinden korkar. Burada sınırların belirleyiciliğini, sabit alışkanlıklar ve yöntem olarak nitelendirmemize de izin vermez.
 
Stravinsky’nin özgürlüğe hakim, ancak özgürlüğün uçsuz bucaksız kaprisinden duyduğu endişe, katı ve kibirli bir dinleyici için de bir uyarı anlamı taşır: Geleneği taşıyan ama çağın sistemindeki hareketlenmeleri özümseyen Stravinsky, bir organın göze hitap etmemesinin, organın işlevini ve var oluşunu yok etmeyeceğini söyler. Aynı şeyi müzikal forma da uyarlar. Bir kişinin kulağına hoş gelmeyen bir besteyi, kibirlice kakofoni olarak nitelendirmesini hoş görmez.
 
Ancak… sanatçının misyonundan ziyade öncelikli yapısı hakkında da doğrudan bir fanteziye veya fantezinin kaprisine kapılarak düzensizliği telafi eden (Wagner’i bu şekilde olumsuzlar) bir yaratım yerine, öncelik teşkil eden hayalin, sistemli bir icraata yaraşır biçimde eserleştiği yapıyı savunur. Çeşitliliğin sonu gelmez fanteziye ve kaprise kapılmasının aksine, Bir’lik yasasına doğru giden düzeninin, müziğin günündeki yerini belirtir.
 
Demek ki benim özgürlüğüm, giriştiğim her işte kendime yüklediğim dar çerçeve içinde dolaşmaktır…” der Stravinsky.
 
Bunu Leonardo da Vinci’nin söylemi ile pekiştirir: Gücün kısıtlamadan doğduğunu, özgürlükte öldüğünü
ve Sophokles’ten muhteşem bir alıntı yapar:
Ağaçlara bakın. Fırtınanın yönüne uyarak körpe dallarını korurlar; rüzgâra karşı dururlarsa kökünden sökülüp giderler.”  

burakbayulgen@yahoo.com