Çok kısaca; Maslow’a göre, ihtiyaçlar, piramidin tabanından başlayarak yeterli düzeylerde gerçekleştiği ölçüde bir üst basamağa doğru evrilir. Eğer kişi bulunduğu basamağın ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, üst basamaklarla ilgili bir çabada bulunmaya öncelik veremez. Vermek istese de yeterli olamaz, çünkü üst basamaklardaki ihtiyaçlarını algılamaz, algılayamaz. Basamaklardaki tatmin yükseldikçe kişisel olarak olumlu yönde gelişir. Ayrıca tabii mesela, kapitalizmin kronik illeti olan kriz patlak verdiğinde Maslow’un piramidinde çoğu bazıları için yukardan en alta, hatta dibin altına, üçgenin dışına düşmek de var. Hızlı düşüş çok berbat bir durumdur. Yaşayan bilir. Özetin özeti böyle. Siz şimdiki aşamada, piramidin hangi seviyesinde, “hangi yönde ilerliyorsunuz” bu arada?
Burada Wikipedia’dan yararlandım. Konu için bir pencere açmak ve bu yazıyı biraz kolaylaştırmak istedim. En azından birileri Maslow diye birinden haberdar olur veya birileri eski bilgilerin tazelemiş olur. Bu da bir şeydir. Ayrıca Ekşi, İTÜ, Uludağ gibi sivil sözlüklerde piramitle ilgili derli toplu, ciddi, neşeli veya sinir bozucu bol bol ayrıntı var. İsteyen oralardan da devam edebilir.
Şimdi gelelim biraz sadede. Brecht’e göre “Gerçek somuttur.” Yukardaki piramidin tabanındaki barınma, beslenme, bilgi edinme, dinlence, ulaşım, haberleşme gibi herhangi bir “alt” ihtiyacın karşılanabilmesi doğrudan doğruya fatura ödeme kapasitesiyle, yani somut nakit parayla ilgilidir. Ekonominizle yani. Bu durum tüm basamaklarda doğrudan geçerlidir. Hiç uzağa gitmeye gerek yok; o aynada, fondaki faturalar ve makbuzların önündeki “porte”nize bakmanız yeter.
“Güvenli ve özgür” reklamların joker sözcükleridir, her şeyle iyi giderler. Bu yıpratıcı ve yıpranmış sistemi makyajlamak için birebirdirler, “çoğunlukla” da alıcı bulurlar. Gerçek anlamlarından sürekli rol çalarlar, çoğunlukla da işi kotarırlar. Özgürlük yoksa belirsizlik ve kaygı vardır. Güvenlik yoksa korku vardır. Veya başka bir ifadeyle söylersem somut nakit para yoksa belirsizlik, kaygı ve somut korku vardır. Araya hep reklâmlar girer, “hakikisi yoksa, bari sanalını verelim.”
Stanislaw Jerzy Lec “Özgürmüş gibi yapamazsın,” diyerek kitap hacminde bir şey söylemiş. Ben de biliyorum, özgürlük üzerine yazmak o kadar kolay değil. Burada konunun ekonomiyle ilgisine, biraz bilgiyle karışık bir vurgu yapmayı tercih ettim bugün. Aslında ben bu yazıya Marks’ın “Özgürlük, zorunluluğun bilincinde olmaktır,” deyişini buraya koymak için girişmiştim. Şimdi küt diye yazınca biraz havada kalmış gibi olacak ama, olsun. Şu saate dönüp bir daha okurken bile, en azından bana hâlâ iyi geliyor. Bu hâliyle de belki birilerinin daha hayrına dokunur, kimbilir.
Gece bitiyor. Yoruldum ve sıkıldım. Kendimce çok iyi başlamıştım halbuki. Canavar mutfaktan habire miyavlıyor, gene karnı aç. Bira da bitti. Bu yazının sonunu da toparlayamayacağım galiba. Arada beyin işine de dokunduracaktım. Tutturamadık bu sefer. Neyse. Tayfun konuya iki sayı ayırdıklarını söylemişti. Belki daha sonra devam ederim, artık daha ne yazabilebilirsem. Böyle bırakayım. Nasıl olsa redaksiyonu ben yapmıyorum.
Pazartesi günü de, somut bir sürü şeyle ilgili bir ton zorunlu şey var. Halbuki şöyle ferade ferade kendimi gerçekleştirmek vardı. info@kargart.org
Burada Wikipedia’dan yararlandım. Konu için bir pencere açmak ve bu yazıyı biraz kolaylaştırmak istedim. En azından birileri Maslow diye birinden haberdar olur veya birileri eski bilgilerin tazelemiş olur. Bu da bir şeydir. Ayrıca Ekşi, İTÜ, Uludağ gibi sivil sözlüklerde piramitle ilgili derli toplu, ciddi, neşeli veya sinir bozucu bol bol ayrıntı var. İsteyen oralardan da devam edebilir.
Şimdi gelelim biraz sadede. Brecht’e göre “Gerçek somuttur.” Yukardaki piramidin tabanındaki barınma, beslenme, bilgi edinme, dinlence, ulaşım, haberleşme gibi herhangi bir “alt” ihtiyacın karşılanabilmesi doğrudan doğruya fatura ödeme kapasitesiyle, yani somut nakit parayla ilgilidir. Ekonominizle yani. Bu durum tüm basamaklarda doğrudan geçerlidir. Hiç uzağa gitmeye gerek yok; o aynada, fondaki faturalar ve makbuzların önündeki “porte”nize bakmanız yeter.
“Güvenli ve özgür” reklamların joker sözcükleridir, her şeyle iyi giderler. Bu yıpratıcı ve yıpranmış sistemi makyajlamak için birebirdirler, “çoğunlukla” da alıcı bulurlar. Gerçek anlamlarından sürekli rol çalarlar, çoğunlukla da işi kotarırlar. Özgürlük yoksa belirsizlik ve kaygı vardır. Güvenlik yoksa korku vardır. Veya başka bir ifadeyle söylersem somut nakit para yoksa belirsizlik, kaygı ve somut korku vardır. Araya hep reklâmlar girer, “hakikisi yoksa, bari sanalını verelim.”
Stanislaw Jerzy Lec “Özgürmüş gibi yapamazsın,” diyerek kitap hacminde bir şey söylemiş. Ben de biliyorum, özgürlük üzerine yazmak o kadar kolay değil. Burada konunun ekonomiyle ilgisine, biraz bilgiyle karışık bir vurgu yapmayı tercih ettim bugün. Aslında ben bu yazıya Marks’ın “Özgürlük, zorunluluğun bilincinde olmaktır,” deyişini buraya koymak için girişmiştim. Şimdi küt diye yazınca biraz havada kalmış gibi olacak ama, olsun. Şu saate dönüp bir daha okurken bile, en azından bana hâlâ iyi geliyor. Bu hâliyle de belki birilerinin daha hayrına dokunur, kimbilir.
Gece bitiyor. Yoruldum ve sıkıldım. Kendimce çok iyi başlamıştım halbuki. Canavar mutfaktan habire miyavlıyor, gene karnı aç. Bira da bitti. Bu yazının sonunu da toparlayamayacağım galiba. Arada beyin işine de dokunduracaktım. Tutturamadık bu sefer. Neyse. Tayfun konuya iki sayı ayırdıklarını söylemişti. Belki daha sonra devam ederim, artık daha ne yazabilebilirsem. Böyle bırakayım. Nasıl olsa redaksiyonu ben yapmıyorum.
Pazartesi günü de, somut bir sürü şeyle ilgili bir ton zorunlu şey var. Halbuki şöyle ferade ferade kendimi gerçekleştirmek vardı. info@kargart.org