Babası Beyzbol Seçmelerine Gelemeyen, Minik Amerikalı Piçler Gibiyim

Bergutay Kınalı

Bazen deli deli hissediyorum.
Bazen siyasi görüşü önemsemeden sağa yatık bi s.k gibi hissediyorum.
Bazen Kanye West gözlükleri takmış gibi hissediyorum.
Bazen rüyalara kurulmuş anti-virüs sistemi gibi hissediyorum.
Bazen saç stili yüzünden kariyerinde gereken patlamayı yapamayan Necati Ateş gibi hissediyorum.
Bazen “karakter sizsiniz” diye TV programı yapacak bir yapımcı gibi hissediyorum.
Bazen kafasına elma düşünce sadece ana avrat küfür edecek bir fizikçi gibi hissediyorum.
Bazen “şizofren olsam ne güzel yırtardım, deliyim sonuçta a.k.” diye düşünen bi zekâya sahipmiş gibi hissediyorum.
Bazen yüzündeki sivilcelerle “31” yazmış bir ergen gibi hissediyorum.
Bazen hayattaki tek derdi Gökhan Özen'i bi kere öpmek olan insan gibi hissediyorum.
Bazen jet-ski’yle kaybolmuş Gökhan Özen gibi hissediyorum.
Bazen içinin güzelliği g.tüne vurmuş kızlar gibi hissediyorum.
Bazen yayalara yeşil ışık yandığında karşıya moonwalk’la geçebilecekmiş gibi hissediyorum.
Bazen hiç bişey hissetmememin daha iyi olacağını hissediyorum.
Bazen aptal değilmişim de makina mühendisiymişim gibi hissediyorum.
Bazen dinlediğim şarkıdaki bayan vokalinin nefes alışları gibi hissediyorum.
Bazen yeni kusmuş olan sevgilisini öpünce hiç iğrenmeyen bi adam gibi hissediyorum.
Bazen kıllardan gözükmeyen anlamlı dövme gibi hissediyorum.
Bazen kariyer planlamasını komilikle başlatan bi potansiyel garson gibi hissediyorum.
Bazen yurtdışındaki akrabalardan gelen çikolata gibi hissediyorum.
Bazen toplu mause’lar gibi hissediyorum.
Bazen g.te girmeden açılmış şemsiye gibi hissediyorum.
Bazen afedersin bi s.k hissetmiyorum.
Bazen burdan başka bir yerde ölmek istiyomuşum gibi hissediyorum.
Bazen burda öldüğümü hissediyorum.

Şimdi daha iyi hissediyorum.
 
Not: Telepopmusik’in “Breathe” şarkısı eşliğinde…