MİLENYUM SONRASI RAHATLAMA: TRICKY


Utkan Çınar

Kutsal Bristol Üçlüsü’nün geri dönüşleri pek kral oldu malumunuz. Önce 2008’de Portishead 11 yıl aradan sonra Third adını verdiği harika bir albümle, sonra Massive Attack 7 yıl aradan sonra Heligoland isimli bir başyapıtla içimizi rahatlattılar. ‘90’ların bizleri derinden etkileyen grup ve müzisyenlerinden bu aralar iyi işler duymak çok kolay olmuyor. Ama güveneceksek Bristollulara güvenecektik tabii ki, onlar da bizi hayal kırıklığına uğratmadılar.
 
Kutsal Üçlü’nün diğer ismi Tricky diğerleri kadar çok ara vermese de (5 yıl, adamına göre değişir) 2008’de Knowle West Boy ile klas bir geri dönüş yapmıştı. Şimdilerde ise Domino Records’dan çıkardığı ikinci albüm Mixed Race’i döndürüyoruz. İstasyon yapmak istemiyoruz, hemen paylaşıyoruz.

Mixed Race’e gelmeden tabii ufak bir Tricky tarihçesi yapmak lazım. Önceklikle genç arkadaşlar için söylemeli ki bu ağabey tarihin en başarılı debüt albümlerinde biri alan Maxinquaye’in sahibidir. Portishead’in Dummy ve Massive Attack’in Protection’ından hemen sonra gelen bu albüm 1995 yılının dünyada Trip-Hop yılı olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Tabii burada bir parantez de açmak lazım. Tricky 19’undan Maxinquaye’e kadar Massive Attack üyesi olarak kalmıştır. 1991’deki ilk Massive albümü Blue Lines sırasında o zaman 15 yaşındaki Martina Topley-Bird ile tanışması Maxinquaye’in temellerini atar.
 
Maxinquaye’in başarısı ve yükseldiği nokta, daha ilk albümünü yayınlayan herkes için zor olsa gerek. Bir lanet kafası. Neyse ki çalışkan bir insan kendisi ve arayı soğutmadan 1996’da yayınladığı ikinci “kolektif” albüm Nearly God ile ortamı sakinleştiriyor. Neneh Cherry ve Björk gibi isimlerin yer aldığı albüm tabii ki bir Maxinquaye olmasa da gene de dönemin kral işleri arasında yeri sağlamdır. Aynı yıl yayınladığı güzel isimli Pre-Millenium Tension ise Tricky’nin Trip Hop’tan kopma ve deneysellik arayışıdır diyebiliriz. (Prince severmiş ama bu albümü) O dönemden canlı hatıralarım arasında Portishead ve Massive sevgisini hatırlasam da bu albümden sonra ülkemizde Tricky’e olan ilgi oldukça azalmıştır.
 
Bu deneyselliğin ve belki de kaçışın nedeni olarak Adrian Thaws’un (Tricky) ünle arasının pek iyi olmaması söylenebilir. Zaten tüm Kutsal Bristol’lular ün olayından pek hazzetmemiştir. Yine de kendisinin 5. Element ve Face/Off gibi filmlerde ufak rollerde yer aldığını söylersek garip durur.
 
1998’de Angels With Dirty Faces düşer ortamlara. Bazıları Maxinquaye’den sonraki en iyi Tricky albümü olduğunu söyler. Bir yıl sonraki Juxtapose’u da severiz. (Hadi itiraf edeyim “For Real” en sevdiğim şarkısıdır.) Topley-Bird’ün yer almadığı ilk albümdür. Ve sonra milenyum Tricky’yi duraksatır. 2001’deki Blowback’in Cyndi Lauper, Alanis Morrisette, Flea gibi konukları olsa da adamın sevdiğimiz yönü radyolarda bolca çalınması olmamıştır hiç bir zaman (Nirvana cover’ı var yahu albümde). Yine de bu albümden Ed Kowalczyk (Live) ile kotarılan “Evolution Revolution Love” herhalde kendisinin en popüler şakısı olmuştur. 2003’teki Vulnerable ise kendi deyimiyle “en saf” albümü olsa da kariyerindeki Fetret Devri’ne girişi simgelemekten öteye gidemez.
 
Yazının başında dediğim gibi Knowle West Boy klas bir geri dönüştü. Bir kere hayatımda sevdiğim tek Kylie Minogue şarkısının (Slow) süper yorumlanmış olması bile yeter. Yeni albüm Mixed Race de yine klas bir şekilde yola devam ediyor. Öncelikle her tarz müziğini içinde barındırırken hiç kalabalık yaratmaması önemli. Hot Chip gibi dinledikçe birbirine benzemeye başlayan şarkılar yok. Caz desen tadında, etnik desen, rock, hip hop desen… Tricky’nin kendine has, sevdiğimiz arızaları her yerinde kendini belli ederken, en popüler kulüplerde de dans etmeniz olası bu şarkılarla. Belki tek sorun artık Tricky’den o dumanlı, aşk yapma soundtrack’i tadında, amiyane tabirle “ev” müzikleri duymamamız. Ama kralını da duyduk değil mi?
 
Tutucular pek sevmeyebilirler bu albümü. Ama yeni bir Maxinquaye beklemek artık 40’ını geçmiş bu yetenekli müziyene haksızlık olur. Kutsal Bristol Üçlüsü en sevdiğimiz. Hâlâ.

khgv@hotmail.com