İPİMLE KUŞAĞIM


RIPTIDE

Aylar evvel Eyyafiyatlayokutül(böyle okunuyor) volkanı patladığında adını doğru söyleyebilmek için internetten videolara baktım. İzlandalı bir kız basit bir şarkı yapmıştı. Müzikle hafıza daha iyi çalışıyor diye. Hani yeni nesil, küreselleşme falan…

Bu dosya konusu aslında bir kaç yıldır hiç kafamdan çıkmıyor. Dergideki 3. yazımda Mustafa Topaloğlu’nun yaş ve yaş sorulması konuları üzerine haklı tepkisini yazmıştım. 3. Dalga’da ise ABYSS diye bir yazı yazmıştım. O ikisi demek istediğim çoğu şeyi özetledi. Ama var ya, çok diyeceğim var. Sadece toparlayamıyorum. Bazen büyük bir aydınlanma hissediyorum. Sonra geriye kıvılcımlar kalıyor. Onları da işte hasbelkader... Ben de denedim az konuşup kuul gözükmeyi ama biliyorsunuz bir kaç tahtam eksik.
 
Kuşaklar artık çatışmıyor desem ne anlarsınız? Yeni kuşak öncekilerin her önerdiğini her gösterdiği yolu kabul edip hayatına devam ediyor desem? Hayatı boyunca tembellikten istediklerini yapamamış, küstahlıktan sosyal Darwinizm’e meyletmiş adamlar yol gösteriyor. Toplumsal gençlik hareketleri çok çok önemliydi. Yeniden öyle bir hareket için her şeyimi verirdim. Ama şimdi düşünsenize 10 kişi bir araya gelse kıyamet kopar. BBG kafası. 10 tane arkadaşı olan var mı? Arkadaşı diyorum, “Arkadaşlık isteği” değil. Arkadaşın ne olduğunu hatırlıyor muyuz ona da emin değilim. Of çok hızlı değişiyor her şey. Bu yaşta yaşlı gibi oldum. Ki Moe Szylak’in de deyişiyle yaşlıların hiç bir konuda iyi olmadığını biliyoruz. Ehehe.
 
Kültürel anlamda emperyal kuşak ‘40 doğumlulardır. 68’li diyebileceğimiz bu kuşak özellikle Amerika ve İngiltere’de kültürel anlamda inanılmaz bir patlama yaptılar. Yaratıcı anlamda. Sonra onların ‘60’larda doğan çocukları ‘90’lardaki ikinci gelişin sorumluları oldular. Onların bizden önce gelme yetenekleri o kadar büyük fundamental bir fark yarattı ki…Öh ki ne öh!
 
Bizim kuşakta karamsarlık ve depresyon şartlı reflekstir. Bunun nedeni nedir bilmiyorum ama iki şarkı çok popülerdi biz büyürken. Birinde “I’m a loser baby so why don’t you kill me?” diğerinde ise “I’m a creep, I’m a weirdo so what the hell I’m doin’ here, I don’t belong here” diyordu. Sokayım çeviriye. Benim kuşağım anlar.
 
Aileyi mutlu etmek için yaşamak. Neden çocuk sahibi oluyoruz? Yaşlanınca bize baksınlar diye.
 
Herhangi bir bağımlılığı olmayan arkadaşım yok. Bu hedonizmden de değil. Çünkü öylesine tüketilmiş ki var olan, artık hayallerle yaşıyor herkes.
 
Bir tane bienal fikrim vardı. Bir odada Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ı seyreden 60 yaş üzeri bir adam imgesi. Aşkta kuşak farkı. Unutma isteği (lobotomi belkim) ve teknoloji. Var mı hiç aile büyüklerinizden seyreden o filmi? Sanki çok spesifik bir yaş grubuna hitabetmiş gibi.
 
Sosyopatlık ciddi bir hastalık biliyorsunuz değil mi? Bizim kuşakta tavan yaptı herhalde. O kadar çok garip insan var ki etrafta. Belli bir yüzdesi öyle gözükmeye çalışıyor biliyorum. Kızlar çoğunlukla. (Asıl sosyopat benmişim di mi? Yok ama ben psikopatım.)
 
Kendimden yaşlıların onları sevmem için çok çalışmaları gerek. Kendimden küçükleri ise kayıtsız severim.
 
Bazen kendimi sapıkça bir deneyin ürünü veya kobayı gibi hissettiğimi söyleyebilirim. Tamam yalan söyledim; çoğu zaman. İlk küreselleşenlerdeniz yahu. Bunu reddetmek vakit kaybı. Kural koymaya çalışmayalım sürekli kendimize.
 
Dünyanın en mutsuz insanı, mutsuz olmak için en az sebebi olan insandır. Bu da Tanzanyalı bir albino değildir.
 
Hani doğmamış çocuklara yazılan mektuplar vardır. 30 yıl sonra açılması için. Güzel bir kafa olsa da sanki hemen o zaman gelsin ister insan. Aradaki 30 senenin hiç bir önemi kalmaz artık. Çekmecenin dibine sakladığın “şey” gibi. Hiç bir zaman dayanamazsın saklamaya. Geleceğe yolculuk etme isteği sanırım. Ki mümkün biliyorsunuz. Mümkün olmayan geçmişe dönmek.
 
Aliens-will-do-good*(AWDG)’ın başkanı ve üyesi olarak sonraki kuşaklara tecrübe aktarmak istesem derdim ki  “Uzaylılar gelince önce onlara bir sarılın sonra ellerini öpün. Saygıda kusur etmeyin. Başaramadığımız kesin, daha kötüsü olamaz.” 

(*)Uzaylılar-iyi-yapacak. Uzaylıların var olduğuna inan ve onların iyiniyetli yardımcı varlıklar olduğunu düşünme meyli gösteren bir grup.

Sonsuz kasvet…Sonsuz.

kendihayat@gmail.com