SADECE KENDİME İNANIYORUM: JOHN LENNON


Utkan Çınar

Bu tip yazılara kişisel tarihten örneklerle başlamaktan imtina etsem de şöyle düşünüyorum; “Tabii ki kişisel bir tarihim olmalı, yoksa niye yazıyorum ki?” Lennon’ın öldürülmüş olduğunu farketmem pek ilginç oldu. Daha tek haneli yaşlarımdayım ve ölüm kelimesi bayağı esrarengiz geliyordu. Özellikle herkesin bahsettiği şu The Beatles denen grubun şarkı yazarı ise bu. O güzel kapaklı (hani o Lennon’ın artık logolaşmış karikatürü) Imagine soundtrack’ini aldığım gün… Evde kimse yok iken... A yüzü The Beatles’taki Lennon bestelerine, B yüzü ise onun solo işlerine ayrılmış. Ama albüm “Real Love” ile başlıyor. Tamamlamaya vakit bulamadığı... 1979’dan bir demosu… B yüzü ise “How?” ile… Sonra ortaokulda “Jealous Guy”ın sözlerini anlamaya çalıştığımı hatırlıyorum… Ders sırasında sözlüğü sıranın altında açıp… O zaman B yüzü daha çok sevmiştim bu albümün (“A Day in the Life”ı saymazsak). Şimdi desem ki Lennon’ın solo işleri bana The Beatles’tan hep daha rahat ulaşmıştır? Koşarak uzaklaşayım mı?
 
Bu yıl John Winston Ono Lennon’ın doğumunun 70, ölümünün 40. yılı. EMI aynı geçen yıl The Beatles’a yaptığı remaster hamlesini Lennon kataloğuna da gerçekleştirdi. Signature Box ismini verdikleri toplama 11 CD’den oluşuyor. 9 adet stüdyo albümü, bir albümlerde yer almayan singlelar toplaması ve de evde kaydedilmiş demolardan oluşan Home Tapes. Tabii ki gene geç kalınmış bir hareket. Erken gelen muazzam ünün en şanssız kayıplarından (Presley ve Jackson kendini bitirmiş, Dylan koşarak kaçmıştır) bu büyük müzisyenin The Beatles sonrası müzikal hikâyesine bakmaya çalışacağım.

4 Temmuz 1969, herhangi bir The Beatles üyesi tarafından yayınlanmış ilk solo kırkbeşliği, “Give Peace A Chance”i yayınlar Lennon. Çoğumuzun bildiği üzere politik olarak en aktifleridir. Ve her ne kadar hiç bir ideoloji ile bağı olmadığını belirtse de günümüzün o konformist, çakma-isyankar tiplerini görünce kendisini daha da özlüyorum. (1971’de Tarık Ali’ye verdiği röportaj’dan: “Ben her zaman statüko karşıtı, politik bir akla sahip oldum. Benim gibi doğal düşman polisten korkmayı ve nefret etmeyi, herkesi bir yerlere götürüp orada ölü olarak bırakan ordudan tiksinmeyi öğrenerek büyüdüyseniz…”) Eylül 1969’da Lennon artık bir The Beatles üyesi olmadığını açıklar diğerlerine. 10 yıllık bu hanedanlığı bitirmek tabii ki hiçbiri için kolay olmamıştır. Yine de yetenek bu, beklemiyor. Lennon’ın solo kariyerinin başlangıcı olarak 27 Ocak 1970’i belirleyebiliriz. Lennon o gün “Instant Karma”yı yazar. Klaus Voorman, Billy Preston, Alan White, George Harrison (Clapton müsait değildir) ve prodüktör Phil Spector çağırılır. Lennon’ın elindeki imkânlarla beraber tarihin en hızlılarından biri olarak 10 gün sonra Apple Records’dan yayınlanır. Listelerde 5. sıraya kadar çıkar. Ama Lennon pek iyi vaziyette değildir. 20’li yaşlarını kapsayan tolere etmesi zor şöhret, çözmeye vakit bulamadığı çocukluk sorunları, aralıksız uyuşturucu kullanımı ve The Beatles ile Apple’ın sonu onu haliyle çok yıpratmıştır.
 
O vakitler The Primal Scream isimli kitabı ve yeni terapi metoduyla Arthur Janov çıkar ortaya. Los Angeles’ta 4 aylık sıkı bir terapiden geçer Lennon. Bastırılmış duygular açığa çıkmış ve bunların müziğe dökülme zamanı gelmiştir. John Lennon ilk solo albümü John Lennon / Plastic Ono Band’ı 1970 Ekim’inde Abbey Road’da yine Spector’la beraber kaydeder ve Aralık’ta yayınlar. İlk albümdür bu kendine ait ve her şeyden bahseder bu albümde. “Mother”, “God”, “Working Class Hero”, “Love” gibi isimler verir şarkılarına. “God” ve “Working Class Hero” hemen sansür yer haliyle. Özellikle “Mothe”r sadece benim sahip olduğumu zannetmediğim bir düşünceyi uyandırır kafamda, Lennon hep çocuktur. Ya da göz önünde kaldığı 1975’e kadar hissedebildiğimiz kadarıyla. Afacan ama kırılgan. Aynı rock’n roll gibi. Kanımca Lennon zaten o ünlü mücevher şıkırdatma lafıyla rock’n roll’u icat eden adamdır. (Bu sayfada o lafı söyledikten sonraki gülüşünün bir fotosu var. Bence en güzel hali.) Yoksa Elvis’in kalça kıvırmaları değil. Söylemek istediğini hiç bir zaman sakınmaz. Evet kibirlidir ama katılmadığı protesto kalmamıştır o dönem.

Spector’un yeteneğini bahse katmadan ikinci albüm Imagine’dan bahsedemeyiz. 1971 yazında kaydedilip aynı sonbahar yayınlanan albüm Lennon’ın en popüler solosu oldu. Spector’un wall-of-sound’una vokali Lennon kadar iyi giden bir adam var mıdır? Lennon gerçekten de harika bir vokalisttir. İlk albümdeki temalar yerini korurken,  Lennon çok daha sağlıklı tınlamaktadır. “Imagine” gelmiş geçmiş en iyi şarkılar sıralamasında hep üst sıralarda kalırken (uzaya falan hep bunu gönderiyorlar değil mi?) “Jealous Guy” ve “How” da bu albümdedir. Yoko aşkından çokça bahseder bu albümde. Hep kötü kadın olarak görülmüş Yoko’ya. Bir yandan da şunu söylemek lazım, adam sevmiş kardeşim, onun için harika şarkılar yazmış, size ne? Ayrıca US vs John Lennon belgeselini seyredenler bunu çok daha iyi anlayacaktır.
1972 yazı Spector’la üçüncü çalışma olan Some Time in New York City’yi görür. Güzel şarkılar içerse de “Woman is the Nigger of the World” (Nigger kelimesi başa iş açmamış değildir) ve “John Sinclair” gibi, Lennon işleri arasında en az ilgi göreni olmuştur. Bestelerdeki Ono ortaklığı her zaman olduğu gibi sıkıntı yaratmıştır. Ve “Kayıp Haftasonu”na gelir sıra. Kasım 1973’te yayınlanan Mind Games -ki Lennon’ın Spector olmadan prodüksiyonunu üstlendiği ilk işidir-,  Ono’nun asistanı May Pang ile Ono’dan ayrı geçireceği alkol katsayısı yüksek 18 ayın başlangıcını işaret eder. Bu ayarsız 18 ay içinde önce kanımca müzikal olarak en başarılı Lennon albümü Walls and Bridges yayınlanır. Sonra Spector’un egzantrik davranışları gölgesinde kaydedilen (Spector stüdyoda ateş edip Lennon kulaklarını hırpalar, mixer masasına viski dökülür, Spector demolarla kaçar ve birkaç ay haber alınamaz kendisinden. Ta ki araba kazası geçirip komaya girene kadar) Rock N’Roll, dönemin nostalji rüzgarına uygun olarak cover şarkılardan oluşur. En popüler iş “Stand By Me”nin yanı sıra Chuck Brry, Gene Vincent gibi Lennon’ın, The Beatles’ın ilk dönemlerinde çok etkinlendiği isimlerden şarkılar yer alır albümde.
 
1975’te Yoko’dan ilk ve tek, kendisinin Julian’dan sonraki ikinci oğlu Sean’ın doğumu (doğumgünleri aynıdır) ve Ono ile tekrar birleşmesiyle Lennon aile saadetiyle başbaşa kalır. Son albüm Double Fantasy Lennon’ın vurulmasından 3 hafta önce yayınlanır. Ufak bir teknede, Bermuda yolculuğunda yazılan albümde Lennon ve Ono’nun şarkıları birbiri ardına gelir. Ve Tanrı biliyor pek de iyi bir fikir değildir bu. Earl Slick ve baba Tony Levin’in de yer aldığı albümün Lennon tarafında fena hitler yoktur. “Starting Over”, “Beautiful Boy”, “Woman”, baba poptur. Yine de bu Ono ortaklığı kötü eleştirleri beraberinde getirecekken… 8 Aralık’tan sonra albüm 2 ay 1 numarada kalır.,

Evet iyiler genç ölür de bu kadar pisi pisine mi? Dünya tarihinde en nefret edilen insanlar arasına girmiştir halen hapishanede hayatına devam eden Mark Chapman. Pek bilinmez, apartmanının karşısında Lennon’u vurmak için beklerken Catcher in the Rye’ı (Çavdar Tarlasında Çocuklar) okumuştur bilmem kaçıncı defa. Kütüphanemde durur o kitap. Okuyamadım hâlâ.
 
Not: 1970 Ekim’inde bir gece yarısı, Abbey Road’da, Lennon dışarıda kimsenin olup olmadığını sorar. Normalde sabah-akşam-gece fark yapmaksızın dolu olurdu oralar. Bu gece bir şekilde boştur. John ve Yoko yürüyerek kapıdan çıkarlar. 15 dakika sonra Lennon yüzünda muazzam bir sırıtışla geri gelir. “Bu kadar zaman tacize uğramadan yürüyebilmek nasıl bir şey bilmezsin.” 15 Dakika durdurmadan, yoluna biri çıkmadan yürüyebilmişti.

khgv@hotmail.com