Hücresel Muhabbet
Ayaklı bir sanat eseriyim. Kimse bilmez ne olabileceğimi. Ben de bilmem. Hazırlıksız yakalanırım. Bile bile lades derim. Çok düşünmem. Çok düşündürmem. Gülerken düşündürmem. Düşerken gülemem. Her zaman doğruyu söylemem. Ama onu bilirim. Uyum sağlamam. Kitabına uyduramam. Ben ayaklı bir sanat eseriyim.
V1: Uzaylılara inanlara onları bekleyenlere gıpta mı edelim?
V3: Edelim tabi. Biliyorsun ki Önemli olan sonuç değil, sonuca giden yoldur.
V1: Filozof gibi konuşuyorsun.
V3: Tabii ki. iyi futbol gibi. Önemli olan hiç bir zaman gol değil. Gole giden organizasyondur.
V2: Son kağıt açılana kadar oynamak.
V6: Sigara var mı lan?
V1: Uzaylılar gelse rezil olucaz mı peki?
V3: Japonlar geldiğinde olmuyor muyuz?
V1: Fotoğraf çekip gidiyorlar. Uzaylılar da öyle. Bir de utangaçlıkları var evlere şenlik. Böyle uzaktan uzaktan.
V2: Rektumlarımıza olan ilgileri dehşet verici.
V3: Hem görseler bizi böyle tembel, trafikte, yalnız. sorgusuz sualsiz.
V1: Bize kızgınlar mı?
V3: Sanmam. Ama tasvirleri ne komiktir di mi? Sıkıcı bilim adamları gibi. Farazi gelişmişlik vaziyetleri onların keyfi hislerini uyuşturmuş gibi.
V1: Evet yani bir de ulan ufo yapmışsın galaksiler arası geziyorsun. Tamam yani. Azıcık gez dolaş eğlen. Gelişmişsin yeteri kadar.
V6: Sokıyım..
V2: Bir de hepsi birbirlerine benziyorlar.
V1: Uzaylılar faşist yani.
V2: Farklıya övgü diye sadece iki kelimeden oluşan bir kitap yazasım geldi
V1: Benim derdim aslında gülüp gülemedikleri. Çünkü insan biliyorsunuz düşünen değil gülen hayvandır.
V3: Hiç gülüyor gibi değiller. (gülüyor..)
V2: Önemli bir detay.
V1: İşin güzel yanı tanışabilmek olacak heralde. Elimizde kalan tanışmak, İsmini sormak. Kendimizinkini söylemek. Ağir çuvalladık.
V3: Hal böyleyken gazete okurken sinirlenmemiz utanç verici.
V6: Çıkarın beni burdan laaaaaaan!!!
V4: Işte o yüzden sana alkolü agresiflik yaptığı anda bırakmanı önermişitim.
V5: Ben de uygulamıştım.
V4: Teşekkürler.
V1: Tanışmak eylemlerin özüdür.
V3: Yine de onlarla hiç merhabalaşamasak da onlşarın gözünden kendimizi görmeye çalışsak ara sıra.
V2: Ama dostlar biliyorsunuz ki. En akıllısı bizim kadar akıllı.
V1: Yine iyi futbol maddesine yönlendireceğim sizi.
V3: Ağzınızı öpeyim.
V3: Ama bakın, gülme dedik ama insanın güzel özelliklerinden biri de kendini alaya alabilmesi. Alabilmesiydi. Artık çok alınganız. Derdimiz bu.
V1: Onlar da utangaç.
V3: Ya bir dakka kardeşim. Her lafa bi kulp…
V1: …takmayınca ne olduğunu gördük.
V3: Sen akıllı olsana iki dakka.
V1: 3 dakka. (V1 ile V3 arasında kavga çıkar…)
V2: (Masanın üzerine çıkar. Nutuk atar gibi…)
Aşktan o kadar çok bahsediliyor ki.
Herkes bahsediyor.
Hatta ondan bahsetmek dijital fotoğraf makinesi gibi.
Gerçekten hissedebilmenin hali 1910 yılında çekilmiş bir film olsa gerek.
O anı hissedemiyorsak artık.
Birbirimizle gülerek konuşmamızın beyhudeleşmesinin önünü kesebilecek hiç bir şey yok.
Ve buna rağmen hala, inadına numaralanmayı kabul edenleriz. Üzücü.
V6: Oyyy…Artık insaf edin lütfen ya…Bu herif kimdir, ne iş yapar? Gözünüzü seveyim ya!
V2: Ben aslında tuvalete gittiğimizde neden artık yeteri kadar yabancılaşmadığımızdan bahsetmek istiyordum.
V1: Normalde nefret beni utandırır ama sanırım sizden nefret ediyorum.
V2, V3, V4, V5: Şerefine…
V6: Siktir…
kendihayat@gmail.com