Tuvalet Kabini


Kerem Erol

Tuvalet kabini-1

Bütün hayatını panikle geçiren, en küçük işlerde bile kendisine güvenemeyen birisiydi. Genel müdüre hazırlaması gereken iş için saatlerdir çalışıyor ama bir yere varamıyordu. Her an telefon çalacak ve işi bitiremediği için kendisine sövecekler sanıyordu. Aslında bu korku yüzünden işi bitiremiyordu. Küçükken zihni zehir gibiydi, genç yaşta ise muhallebi gibi olmuştu. Zehirden muhallebiye süren yolculuk ne zaman ve nerede başlamıştı, nerede bitecekti? Bu soruların cevabını bilmiyordu. Panik şiddetlendi. Çarpıntı başladı. Hızla yerinden kalktı. Kendisinden nefret ediyordu. Sekreterin masasının yanındaki kırtasiye dolabına gitti. Kendisini bitirmek istiyordu. Bir maket bıçağı aldı. Bıcağı cebine sokup tuvalete gitti, kabine girdi. Beyaz gömleğini çıkarıp kapı arkasına astı. Yerine oturdu. kırkbeş yıldır beş çocuğuna, bir kocasına ve on küsür torununa meyve doğrayan bir annenin serinliğinde, sanki bu işi milyonlarca kere yapmışçasına bir rahatlıkla kollarını doğramaya başladı. Bileklerine yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Canı yandı, gözlerinden yaşlar aktı ama gıkı çıkmadı. Yan taraftaki kabine birisinin girdiğini duyunca durdu. Oysa zaten sesi çıkmıyordu.

 

Tuvalet kabini-2

Yirmisekiz yıldır aynı firmada çalışıyor olmak ve o firmaya hemen hemen hiçbir şey vermemiş olmak. İşte böyle birisiydi. Hiç hastalanmaz, hiç geç kalmaz ve kimseyle kavga etmezdi. İnsanların etraflarında olmasını istediği biriydi. Sohbeti güzel, işi berbattı. Bütün üstleri kendisinden genç olduğu için otomatik olarak abi konumuna yükselmiş, uzun zamandır da kendisinden hiç iş istenmez olmuştu. Çalışmayan birisi olarak iş yerinde vaktin geçmiyor olması onu yorardı. Bir rutin gerekirdi. Uzun bir kahvaltı, tuvalette gazete okumak, hergün kahve saatinde başkasının yanında takılmak falan derken birkaç yıldır yeni bir vakit geçirme yöntemi bulmuştu. Her gün saat tam üç buçuk da tuvalete gider ve otuzbir çekerdi. Cep telefonunda Adriana Lima'nın fotoğrafları vardı. Pornoyu oldum olası sevememişti. Sılayt şov yapardı Adriana fotolarını. Bazen yaptığının sapıklık olup olmadığını sorgular, bundan bir türlü emin olamazdı. Tuvalet kabininde Adriana ile birlikte iki dakikayı bulmayan bir fantezi. Bunun nesi sapıklıktı? Sadece iyi bir çalışan değildi. O günde rutinin bir parçası olarak tuvelete gitti, kabine girdi.  

 

Tuvalet kabini-3

Kabin kapıları açıldı. tuvaletten çıktılar. Biri genç, diğeri yaşlı bu iki çalışan aynı odada ve aynı masada çalışıyorlardı. Mekanlar aynı, zamanlar farklı ve aslında kişiler tekti. Genç olan az önce kestiği yerleri tuvalet kağıdı ile kat kat sarmış ve üzerine gömleğini giymişti. Yaşlı olan da yılların deneyimi ile işini sessiz sessiz halletmiş ve ardında iz bırakmamıştı. Ellerini yıkayıp az önce sadece s.çmışlarcasına bir doğallıkla yerlerine gittiler. Telefonları çaldı. Sekreter, genel müdürün odasına çağırdı onları. Gittiler. Ama yolda feci panik oldular. Yaşı olanı birisi tuvalette olanları duydu ya da tuvalete kamera falan koydular da küçük oyunu izlendi sandı. Kovulacak diye korktu. Emekliliğine bir kaç yıl daha vardı, hiçbir şey yapmadan kazandığı bu maaşa çok ihtiyacı vardı. Kalbi yerinden çıkacak gibi vurmaya başladı. Ne diyeceklerdi yani, "tuvalette attırdığınız için sizi işten kovuyoruz mu?". Tam kapıya geldiğinde buna çok benzer bir hissi daha önce de yaşadığını hatırladı. O gün tuvalete gidip maket bıçağı ile kollarını kesmişti. Yerine döndüğünde sekreter onu müdürün odasına çağırmıştı. Evet, aynı bugünkü gibiydi. İşlerini yetiştiremediği için kovulacağını sanmıştı.  Sonra ne olmuştu? Kapıyı açmıştı ve içeride müdür yoktu aslında. Sekreter ve bir kaç arkadaşı, doğum günü için pasta almışlar, ona sürpriz yapmışlardı. O anı hatırlarken kapıyı açtı ve içeride büyük bir pastanın etrafında toplanmış iş arkadaşlarını gördü.

 

"S.ktiğimin dejavusu" dedi içinden. Alkışla altında mumları üfledi.

 

evrandir@gmail.com