Gerçek Dedektifler
Röportaj: Oya Yalçın & Kerem Erol
Dedektiflik işleri nasıl oluyor, kimler dedektif oluyor diye merak ettik buralarda. Kadıköy’ün sayılı dedektiflik bürolarından As Dedektiflik’in kurucusu Tufan Aslan merakımızı giderdi biraz. Aslına bakarsanız ben isimlerinin deşifre edilmesinden çekineceklerini düşünmüştüm ama öyle bir çekinceleri yok kendisinin ve beraber çalıştığı İsmail Tuğluay’ın. Zaten daha önce röportaj için kapılarını çalanlar da çok olmuş. Son derece bilindik bir ofiste iki çalışma masası var. Bir duvarda da daha önce kendileri ile yapılan röportajların veya haberlerin asılı olduğu bir pano. Panoda “sosyete”den isimlerin takip edildikleri için veryansın ettikleri bir haber küpürü de dikkatimi çekti hemen. Hatta takipte iken bile öyle kamufle etmiyorlarmış kendilerini gözlüklerle, şapkalarla falan... Ben tabii kafamda ne tilkilerle gitmiştim ama bu topraklarda şüphe ve kıskançlıkla kıvranan eşler bollukta imiş meğerse en çok. Kendileri ne Hercule Poirot ve Watson’lar ne de Bukowski’nin Henry Chinaski’siler… Sanırım ortada pek pulp bir durum da yok. Onlar özel dedektiflerTufan Aslan ve İsmail Tuğluay’lar…
Türkiye’de kimler dedektif oluyor? Sizin asıl mesleğiniz neydi?
Tufan Aslan: Genelde eski / emekli polisler yapıyor. Amerika’da mesela kurs alıyorlar dedektif olmak için. Branşına göre cinayet, arama, takip vs gibi uzmanlıklarla ilgili kurslar var. Devlet bu kurslara yolluyor. Ben böyle bir kurs almadım. Siyasi şube kursu almıştım. Eski bir polisim ben de. 22 yıl siyasi şubede çalışıp emekli olduktan sonra son 14 senedir bu işi yapıyorum. Büromuz hep Kadıköy’deydi. Daha önce Bahariye’deydik. Şimdi ise Söğütlüçeşme’de.
İnsanlar sizi nasıl buluyorlar?
TA: Gazeteye ilen veriyoruz. El ilanları dağıtıyoruz. Eş dost vasıtasıyla ulaşanlar oluyor. Bir de internet sitesi var tabii.
Kullandığınız ekipmanlar nelerdir?
TA: Yasalar dahilinde ve kişilik haklarını ihlal etmeyecek sınırlar dahilinde, aslında klasik yöntemler kullanıyoruz. Hatta bazen yasaların izin verdiği yöntemleri bile kullanmamaya özen gösteriyoruz. Öyle gelişmiş cihazlar kullanmıyoruz. Dinleme cihazları kesinlikle yok. Fotoğraf makinesi genelde en fazla.
En çok aldığınız dava ne?
TA: En çok eş takibi; bazen kayıplar… Son zamanlar da ise emeklilerin emeklilik işlemlerinin takibi… (ben burada biraz şaşırıyorum tabii…)
Genelde takip konusunda size başvuranlar şüphelerinde haklı çıkıyor mu?
TA: Kadınlar takiple ilgili başvurduklarında % 90 haklı çıkıyor genelde. İçgüdüsel bir şey sanırım. Erkeklerinki daha çok kıskançlık kaynaklı başvurular. Eşi çok güzelse mesela bize geliyorlar.

Eş takibi davalarında, başvuranların şüphelerinde haklı olduğu durumlarda bunu nasıl iletiyorsunuz?
TA: Biz baştan zaten izah ediyoruz. “Şu şu sonuçlarla karşılaşmaya hazır mısınız?” diye soruyoruz. Katlanabilecek durumdalar ise sonuçlarına çalışmaya başlayabileceğimizi söylüyoruz. Zaten şimdiye kadar başlamayalım diyen olmadı. Kadınlar genellikle meraklarına yenik düşüyor. Ve genellikle eşlerinin günü birlik ilişkilerine değil de süre giden ilişkilerine karşı çıkıyorlar.
Altından kalkamadığınız çok dava var mı?
TA: Aslına bakarsanız sayılıdır altından kalkamadığımız başvuru. Onlarda da tabii insanın biraz güveni kırılıyor, morali bozuluyor ama sık bir durum değil tabii…
Peki “Polis bizimle ilgilenmedi biz o yüzden size geldik,” diyen oluyor mu?
TA: Polis tabii karı- koca ilişkilerini takip etmez. Bu işler savcılık kanalıyla olur. Savcılığa dilekçe verirsin. Ancak bir taraf evini terk etmiş olur, başka bir kadınla veya adamla yaşamaya başlar, eviyle ilgilenmez ve taraflardan biri zor durumda kalırsa ancak. Ancak ondan sonra kişilerin ifadesi alınır ve sonuca varılır.
Peki tehlikeli bir meslek mi sizce dedektiflik?
TA: Tabii biraz tehlikesi var. Sinirli bir adama denk gelirsen, takip ettiğin belli olursa veya adamı tespit ettikten sonra eşi “Ben seni özel dedektife takip ettirdimi” gibi ifadeler kullanırsa, bunu kaldırmayan eşin sizden intikam alma olasılığı var tabii. Ama genelde takip edildiklerini anlamıyorlar.
İsmail Tuğluay: Araba ile takip kısımları da zor tabii. Bazen trafik bile yeterli oluyor izi kaybetmeye.

Sizin polisiye, dedektiflik romanlarına, dizilerine ilginiz var mı?
TA: Aslına bakarsan yok. Fırsatın da olmuyor. Zaten sen o maceraların içinde oluyorsun.
En başından beri beraber mi çalışıyorsunuz. İş bölümünüz nasıl?
TA: Araştırma konularına ekseriyetle ben bakıyorum. Soruşturmaları da ben yapıyorum İsmail de genellikle takip kısmına bakıyor.
Dedektiflik büroları çok mu Türkiye’de?
TA: Çok olmasa da var. Gazetelerde görebilirsiniz genellikle ilanlarını. Kadıköy’de sayılı. 4, en fazla 5 tane çıkar. Çok yaygın değil yani.
Sizin için sıradan bir meslek mi dedektiflik?
TA ve İT: Tabii her mesleğin kendine göre farklılıkları ve zorlukları var. Ama ofis başı bir iş olmadığı için genellikle fiziksel olarak zorlayıcı olabiliyor. Karda kışta bekliyorsun, hava şartlarından etkileniyorsun, trafikten etkileniyorsun, saatleriniz belli olmuyor. Aile hayatına yansıyabiliyor. Bir sürü insanda, kadında telefonunuz oluyor. Onlar olur olmadık arıyor -eşi gelmemiş mesela eve seni arıyor… Eşiniz yanınızda ise görüyor konuştuğunuzu, siz müşteriydi diyene kadar tabii… Pek sıradan değil tabii ama bir rutine de bağlanıyor zamanla…
Başınıza gelen en ilginç durum neydi şimdiye kadar? Unutamadığınız bir durum?
TA: Aslına bakarsanız hiç birini unutamadık ( gülüyor). Bundan on sene önceki müşteri gelse de hatırlarız hemen. Bir tanesi var o bize biraz dokunmuştu sanırım. Genç bir karı-koca vardı. Kadın yeni doğum yapmıştı. Bizden takip etmemizi istemişti. Bizi arayıp evden yeni çıktığını ve hiç para bile bırakmadığını söyledi. Adamı takip ettik, döviz bozdurdu ve sonra bir markete girip yüklü bir alışveriş yaptı ve başka bir kadınla yaşadığı eve götürdü. Yani böyle durumlarda olabiliyor işte.
Kriz sizi de etkiledi mi?
TA: Bizi pek etkilemiyor aslında. Bizi genellikle ev hanımları takip ettirdiği için, onlar da mutfak masraflarından ayırdığı paralarla yaptırıyorlar bu işi, durumları iyi olanlar da zaten oluyor. Her halükarda oluyor iş yani. Müşteriler arasında çok zengini de var fakiri de var. Parası olmayan bile geliyor…
info@kargamecmua.org