Madde Bağımlısı


Deniz Tan

En cılkı çıkmış 10 aşk filmi/romanı klişesi

Efenim, aşk filmiymiş, dizisiymiş, romanıymış... Bunlarda karşımıza hep çeşitli formüller, klişeler ve tabii engeller çıkar. Şöyle normal bir büyük aşk yaşanamazmış hayatta gibi, büyük aşk olması için illa bu klişelerin testinden geçmesi gerekiyormuş gibi bir durum var ortada. Gerçi belki de öyledir, kimbilir. Ne demiş Aşık Veysel, aşk nedir sorusuna: “Seversin, kavuşamazsın, aşk olur.” Böyle de bağladıktan sonra, buyrun aşkın önündeki artık suyu çıkmış bu engellere, kullanıla kullanıla ucuzlaşmış klişelerimize bi bakalım…

 

10. Arkadaşımın aşkı

Şimdi arkadaş diyoruz ama şart değil tabii, bu kardeş olur, kanka olur, baba olur, çeşitli yakınlar, sevdikler olabilir. Klişemiz şöyle çalışır: Esas çocuk bi kıza aşıktır ama kız arkadaşın yaridir ya da eskiden değildiyse de, artık olmuştur. O kız, delikanlı esas çocuk gözünde artık sevişilebilirliğini yitirmiş bi bacı olmadır. Gelin gör ki kazın ayağı hiç de öyle değildir, ateşle barut olayı delikanlılık filan dinlememektedir. Tabii ki arkadaşın aşkı ile esas çocuk eninde sonunda sevişir ve olaylar gelişir.

 

09. Kandırma/tuzak

Ne diyeyim size, Nuri Alço diyorum, tecavüzcü Coşkun diyorum, daha ötesi mi var. Saf ve masum kızın gazozuna ilaç atmak gibi basit tekniklerden, kalbiyle oynaması için çapkın gence para yedirilmesi gibi daha karmaşık kötülük planlarına uzanan bir yelpaze içerisinde, değişmeyen tek şey, kızımızın kandırılmasıdır. Hee kız kandırılır da ne olur, genelde anca yatağa atılır, sevgilisiyle arası bozulur, hadi bilemedin bi iki şantaj yapılır. Enerjilerini daha verimli şeylere kanalize etse bu adamlar, aya çıkardık bak demedi demeyin!

 

08. Arzuyla titreyen dudaklar

Ah işte en sevdiğim klişe… Ama tabii bu sadece romanlarda olan bir klişemiz olduğundan listemizde alt sıralarda. Nedir buradaki olay? Çiftimiz sevişir. Dudakları arzuyla titrer. Budur. Zevkle inlerler bi de sık sık, hiç bitmesin isterler, bir olurlar. Dikkat ediniz, ucuz aşk romanlarının sevişme tasvirlerindeki kelime dağarcığı bayağı bi kısıtlıdır aslında.

 

07. Mükemmellik

Aşk romanlarının esas kadını ve esas adamı hep mükemmeldir. O yüzden de bence süper sıkıcıdırlar, ben hep bunların nesine aşık oluyolar diyip, yan karakterlere ilgi duyarım mesela. Yani kızımız, tertemiz, iyi aile kızı, güzel, seksi ama masum, çalışıyorsa mesleğinde başarılıdır, yaşı ne olursa olsun, vücudu “diri”liğini korumuştur. Adamımız ise feleğin çemberinden geçmiş, yakışıklı, zeki, çevresinde beğenilen, karnında baklavaları olan bi adamdır. Bunlara aşık olan platonik kişiler ise gözlüklü filandır, güzel değil ama ilgi çekicidirler, “şirin”dirler. İsterim ki bir gün de “göbeğimi saldım çayıra” bi adam, küfürbaz bi kadına aşık olsun. Yok ama mükemmellik yoksa, büyük aşk olmaz! Hade len, yok öyle insanlar! Elf onlar.

 

06. Kötü kadın

Bu kötü kadınlarımız çok enteresandır bak. Genelde karakter arkları ana karakterlerden daha gelişmiştir, daha renkli tiplerdir. Yine de hayattaki tek amaçları umarsızca kötülük yapmak olduğundan, ana kahramanlar kadar olmasa da, fazlasıyla 2 boyutlu dururlar. Bu felfecir bakan kadınlar genelde baş kahramana aşıktırlar ve onun gazıyla, sadece adamın sevdiği kıza değil, kızın annesine, adamın babasına, kendi patronlarına, en yakın kız arkadaşlarına, herkese ama herkese kötülük yaparlar. Bir gün evlenseler dahi, huylu huyundan vazgeçmez, hobi gereği, kötülüğe devam ederler.

 

05. Geçmişteki sır

Dınınınınnnnnnn… Kızımızla çocuğumuz birbirini sevmektedir, her şey de yolunda görünmektedir ama kız kıvranmakta, sürekli bi gizem yaratmaktadır. Çünkü geçmişi karanlıktır. Geçmişinde sevişmişliği vardır mesela ya da pavyonda çalışmıştır ya da çocuğu vardır ya da adamın babasını götürmüştür zamanında ya da hapse girmiştir falan, ne bileyim işte, bi şeyler vardır mutlaka. Ve bu sır genelde kıza aittir, adama değil. Tabii sırrımız bünyede çeşitli kıvranmalar, açılamamalar, vicdan azapları yarattığından ortam gerilir ve olaylar gelişemez.

 

04. Araya giren aile

Ya anlamadım ben bu ailelerin olayı ne. Hayır kan davaları biter, başka bi şey başlar. O biter, yeni bi şey çıkarırlar. Bunlar Ferhat ile Şirin’de de böylelerdi, Romeo ve Jülyet’de de, günümüzün yerli dizi ailelerinde de. Hani yani bi dava olunca anlayabiliyoruz dertleri neymiş, ama bazen de özellikle kaynanalar sırf kötülük için ortaya engeller kouyuyor gibi. Sanırım bunun açıklaması için de 6 numaralı maddemize geri dönmemiz gerekecek, evet.

 

03. Ayrı dünyalar

Genellikle zengin-fakir ayrımı olarak seyretse de, bu bir kural değildir. Bu klişemiz bazen de şehirli – köylü, gözü açılmamış kız – ortam adamı, genç – yaşlı, evli –bekar gibi formlarda tezahür eder. Sonuç aynıdır, bu iki kişi birbirini sevse de birbirlerine uygun değillerdir, kültürler çarpışır filan… Zaten bunun doğal uzantısı da araya giren aile olur (bkz. Madde 04).

 

02. Ölümcül hastalık

İçimi en kıyım kıyım kıyan klişe de bu sanırım. Tee ne zamandan beri bu aşıklardan biri hep hastalanır ve ölür kardeşim. Nedir yani? Ne diyosunuz siz bize? Ancak taraflardan biri ölürse mi olur ölümsüz aşk? Şaşalı, müzikalli Moulin Rouge’undan tut da, klasikleşmiş Love Story’e, romantik komedi gibi başlayıp mutantlaşan Aşk Oyunu dizisinden, efendime ne söyleyeyim, Kerime Nadir’in Hıçkırık’ına… Hep aynı şey. Hastalık olmazsa da ne bileyim trafik kazası, attan düşme, muz kabuğuna basma… mutlaka bi şey olur ve birileri ölür. Yeter artık, ölmesin bu insanlar yahu bi kere de.

 

01. Muhtelif yanlış anlamalar

Evet, geldik listemizin bir numarasına: Muhtelif yanlış anlamalar! Yani nedir? Mesela hemen Çalıkuşu’ndan örnek vereyim. Kızımız bi kadınla tanışır, kadın ona der ki: “Kamran’ı ben seviyorum, ilişkimiz oldu.” Kızımız da küser, gider. Ulen salak, insan bi gidip adama bağrınmaz mı? Ben şöyle şöyle duydum, nedir bunun aslı demez mi! Hemen popodan anlayıp, gidilir mi? Zaten bu yanlış anlamaların beni hasta eden yönü de bu. Yanlış anla, tamam da bi konuşun be kardeşim. Ama yoook, 15 sene süren pembe dizide o yanlış anlama, ancak dizi finalinde çözülür. Ha diyeceksiniz ki, Lost farklı mı? Ne diyeyim, haklısınız, boynum kıldan ince.

 

Evet efendim, hepsini ezbere biliriz de, yine de yer miyiz bu klişeleri? İyi işlendiklerinde yeriz tabii, hem de afiyetle. Tabii burada anahtar sözcük “iyi işlenmek”tir zira bir klişeyi alıp, şahane bir şey yaratmak, hiç klişe kullanmadan şahane bir şey yapmaktan aslında çok daha zordur, evet. Mesajımızı da verdikten sonra, size esenlikler dileriz.

www.maddebagimlisi.com

 

bilgi@maddebagimlisi.com