YAYIN
Son yıllarda TV dizileri arasında farklı bir yerde duran Monk, ülkemizde kısa bir süre önce yayınlamaya. Halihazırda 7. sezonunu süren diziden yola çıkarak hazırlanan kitap serisi ise fazla gecikmeden Türkçe’ye çevrildi. “e Yayınları”dan çıkan serini ilk kitabı Monk: İtfaiye Cinayeti bizi hem karakterlerle tanıştırıyor, hem de bu obsesif ama çok yetenekli adamın keyifli maceralarından bir demet sunuyor. Lee Goldberg’in elinden çıkan ve orijinal bölümlerle yakınlık taşımayan maceralar dizinin takipçilerine keyifli vakit geçirtirken sanırız yeni tanışanları da bağımlısı yapacaktır.

Adamımız Bob Dylan’ın 1966’da yazıp 1971’de yayınlanan ilk ve tek edebi eseri Tarantula Türkçeye kazandırıldı. Dylan’ın o yıllarda yakın etkileşimde olduğu Beat kültürünün etkilerinin güçlüce hissedildiği eser, sanatçının çokda bilinçli bir ruh haliyle yazmadığını ayrıca itiraf ettiği bir yayın. Özgür Yayınları’ndan çıkan ve Cenk Gültekin tarafından çevirilen kitap, 1990’ların ortasına kadar orijinal dilinde bile bulunamıyordu. 25 yaşındaki Dylan’ın deneyselliğini merak ederiz sanırım.
 
SİNEMA
 
"The Cell"de bir akıl hastasının marazi hayalgücünü perdeye yansıtan Tarsem Singh, The Fall’da (2006) bu sefer bir kız çocuğunun aşklar ve haydutlarla dolu fantezilerini görselleştirmiş. Videoklip yönetmeni Tarsem ("Losing My Religion" onun mesela), gerçeküstücü bir masalsılıkta çektiği filmde özel efekt kullanmadığını söylüyor. Görselliğinin yanısıra, sırf başroldeki Romen kız Catinca'yı, büyümüş de küçülmüş değil de, çocuk gibi bir çocuğu izlemek için bile değer. Dünyada gösterim şansını da yeni bulan filmi geçen yıl festivalde kaçıranlara tavsiye ederiz.

Genelde bizi hüsrana uğratan futbol filmlerine yeni bir kardeş geliyor. Kesinlikle dikkate değer bir İngiliz filmi olan The Damned United Mart ayında görücüye çıkıyor. (Türkiye meçhul) Efsane İngiliz teknik direktör Brian Clough 44 günlük yönetimindeki Leeds United’ın sadece tek galibiyetlik dönemini anlatıyor. Clough rolünde Michael Sheen enteresan bir seçim gibi dururken Jim Broadbent ve Stephen Graham de diğer tanıdık isimler. Yönetmen koltuğuında ise daha çok TV işlerinden adını duyurmuş Tom Hooper var. ‘70’ler ada futbolu hep hikâyeleriyle ilgi çekmiştir. Bu film de adından söz ettirecektir.
 
ALBÜM

Halen elektronik müziğin en çok albüm satan grubu olma özelliği sürdüren The Prodigy, 5 yıl aradan sonra 5. stüdyo albümü Invaders Must Die’ı (İşgalciler ölmeli) keni plak şirketleri Take Me To The Hospital’dan şubat sonu yayınlıyor. 1997’deki efsane albüm The Fat of the Land’in başarısının bir daha yakınına yaklaşamayan topluluğun beyni Liam Howlett tarz olarak ilk albüm Experience’a daha yakın bir işten bahsediyor. Albümle aynı adı taşıyan ilk 45’lik de bunu doğrular nitelikte. 18 yılda sadece 5 albüm yayınlayan topluluk için, fanatikleri kızmasın ama, bu son şans desek sanırım yanlış olmaz. Malum yıllar Keef ve Maxim’in yanında değil…

Ece Ayhan ABD sokaklarında da dolaşıyor. St. Louis çevresinde takılan "Chris King" ve "Poetry Scores" adlı Amerikan şiir taifesi, Ece Ayhan'ın "Bakışsız Bir Kedi Kara" adlı kitabındaki şiirlerin İngilizce çevirilerini besteledi ve çeşitli şiir okumalarıyla da birleştirerek Blind Cat Black adıyla albümleştirdi. 28 parçadan oluşan albüm, "Blind Cat Black" adıyla ABD sokaklarında dolaşıyor… Bazı parçalar(16 Adet) http://poetryscores.blogspot.com/2008/12/blind-cat-black-as-my-invisible-dog.html adresinden MP3 olarak ücretsiz indirilebiliyor. Ece Ayhan'ın "Bakışsız Bir Kedi Kara" ve "Ortodoksluklar" adlı kitapları daha önce Murat Nemet-Nejat tarafından İngilizce'ye çevrilmiş ve Amerika'da "Sun & Moon Press" adlı yayınevi tarafından tek bir kitap olarak yayımlanmıştı.  

Marianne Faithfull’un yeni cover albümü Easy Come, Easy Go kadrosuyla ağız sulandıryor. En son 2004 yılında PJ Harver ve Nick Cave ortaklığıyla Before The Poison’ı yayınlayan efsane kadın vokal, bu kez farkılı türlerden şarkılara kendi tadını katıyor. Usta prodüktör Hal Willner’ın gözetiminde, usta müzisyenler Marc Ribot, Gerg Cohen, Jim White gibi isimlerin çaldığı albümde Faithfull; Neko Case, Randy Newman, Smokey Robinson, Brian Eno gibi ismlerin şarkılarını; Antony, Keith Richards, Nick Cave, Rufus Wainwright gibi şarkıcılarla beraber yorumluyor. Eh kadro böyleyken fazla yoruma ne hacet…

Marianne Faithfull’un albümü katkısının yanı sıra Antony ve grubu The Johnsons 3. stüdyo albümleri The Crying Light’ı yayınladı. 2005’teki Harika “I Am a Bird Now”daki gibi bütün şarkıların Hegarty tarafından yazıldığı albüm, selefine göre daha minimal bir havada geçmekte. Genç, yıldız kompozitör Nico Muhly’nin de aranjmanlara desteği ve Antony’nin o özgünlüğün son raddesindeki sesiyle yine ilgiyi hakediyor. Fazla kötü yorum duymasak da, sanki bir tane daha böyle albüme arıza verecek toplum, bizden söylemesi…

Royksopp’un “What Else is There?”ine yaptığı harika vokallerle tanıdığımız, İsveçli başarılı elektronik müzik ikilisi The Knife’ın sesi Karin Dreijer, solo projesi Fever Ray’in ilk albümünü dijital download formatında yayınladı. İlk 45lik “If I Had a Heart”tan duyabildiğimiz kadarıyla önceki işlerinden farklı sulara yelken açan Fever Ray’in elle tutulur versiyonu içinse Mart ayını beklemek gerekiyor. Ablanın referanslar iyi, bir durup bakın deriz…


 
KONSER
İskoçya’nın ‘90’lardaki medar-ı iftiharı gruplarından Arab Strap’ın Aidan Moffat ile beyni olan Malcolm Middleton ayın ilgi çekici konser haberi. Arab Strap 2006’da dağılmadan önce de 2 albümlük bir solo kariyeri var olan Middleton, 2007’de çıkardığı A Brigther Beat ile hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine kavuştu. Mart ayında da 5. solosu Sleight of Heart çıkaracak olan şarkıcı / şarkıyazarını dinlemek için çok doğru bir yer olmasa da sevenleri yeni şarkıları dinleyecek olmanın gazıyla her türlü gürültüyü bastırır belki.
23 Şubat Çarşamba 22:30, Babylon

Yaşayan en önemli viyolonselcilerin başında gelen Yo-Yo Ma, bir kez daha İstanbul’da. Virtüöze Soul of the Tango ve Obrigado Brazil albümlerinde birlikte çalıştığı çok yönlü İngiliz piyanist Kathryn Stott eşlik edecek. Piazzolla’nın tangolarından Schubert’e, Shostakovich’ten Gismonti’ye dönemler ve ülkeler arasında gezinecek bir repertuvarlar sahne alacak Yo-Yo Ma’yı daha önce izlemediyseniz bu sefer kaçırmayın.
4 Şubat Çarşamba 20:00, İş Sanat Kültür Merkezi
 
ETKİNLİK
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 4. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları festivalini, şubat ayında gerçekleştiriyor. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Festival 10-15 Şubat 2009 tarihleri arasında Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın 5 ayrı sahnesinde 8 Yabancı 5 yerli grubun katılımıyla gerçekleştirilecek. Bu geniş katılımın yanı sıra 6 ayrı workshop da tiyatro severlerle buluşacak. Bu workshop çalışmaları, kukla yapımı, beden dili, sinema çocuk ilişkisi, metin yaratma gibi çok farklı atölyeleri içeriyor. Festivalin açılış oyunu ise Saint Exupey’nin başyapıtı Küçük Prens. Projeksiyon desteğiyle 2 gerçek ve 3 animasyon karakterin yer alacağı oyun Cemal Süreya veTomris Uyar’ın çevirisi ve de Emir Murat İzci’nin yönetmenliğinde sergilenecek.
 
FESTİVAL
 
8. !f İstanbul Bağımsız Film Festivali güçlü bir programla bu 12-22 Ocak tarihleri arası İstanbul’da 26 Şubat-1 Mart tarihlerinde ise Ankara’da gerçekleşecek. Her sene olduğu gibi doyurucu bir program sunan festivalde Do It Yourself, Fantastik Filmler, Hit Filmler, Sesli Yaşam gibi bölümlerin yanısıra Kuzey Avrupa sinemasına ayrılmış (ne güzel de olmuş) “Kuzey Işıkları” ve küçük bütçelilerden oluşan “Micro Indies” gibi iki yeni bölüm var. Son dönemin en çarpıcı filmi, bolca Oscar adayı Aronofsky’nin Wrestler’i da programda yer alıyor. Sinemalar: Fitaş, CKM Budak, İstinye Park
 
Kargaşa 9
Hack”leyin!
 
bir sanatçı / yaratıcı / üretici olarak hacker’ları; sanatın, pornonun, edebiyatın, politiğin, iktidarın tüm bağlantı noktalarıyla beraber kodlarını çözmeye çağırıyoruz! tüm bu “kargaşa”nın kodları nasıl kırılabilir ve yeni bir “kargaşa” nasıl yaratılır?
 
sanatta da kapitalizm”in [tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi] hareket alanımızı kısıtladığı -ki bu zaten uzun zamandır tanımlanabilir bir durum- günümüzde, sanatçı / yaratıcı / üreten; var edilmiş ve dayatılmış olan kodları nasıl ortadan kaldırır, kaldırabilir, ya da “hack”ler? Böyle bir olasılık günümüzde gerçek üreticiyi dayatılan onca baskıya (baskıların ne kadar çeşitlilikte olabileceğini biliyoruz) rağmen engelleyebilir mi? en genel ve geniş adlandırmayla “sanat”, bu kodları görmek, yok etmek ve karşılarında uyanık durmak için ve sinsice dayatılanları kapıp dayatanlara karşı kullanmak için hâlâ en kullanılası araç değil midir? aslına bakılırsa artık tüm bunların artık pek de önemi kalmadı. sanat ve diğer tüm varlığımızı anlamlandırma araçları arasında gittikçe belirsizleşen çizgi ve bizim içinde devindiğimiz, sayısız parmağın birbirini gösterdiği yeni “dünya”da artık yeni bir dil oluşmalı. oluşmakta belki de, o kadar içindeyiz ki farkında değiliz.
 
o dili nasıl kullanıyorsunuz?
 
o dille neler yaratabiliriz?
 
sanatsal üretimin tüm biçimleri ile bu seneki dokuzuncu “kargaşa”yı yaratmak üzere tüm başvurularınızı bekliyoruz!
 
Son Başvuru Tarihi: 24 Nisan 2009
 
Önemli Not: Başvurularınızı içeriğe ilişkin bilgi, kişisel bilgiler ve yüksek çözünürlüklü görselle birlikte yapmanız önemlidir.
 
Başvuru Adresi:
KargART, Kadife Sok. No:16, Kadıköy
info@kargart.org
 
 
Ayrıntılı bilgi ve sorularınız için:
Oya Yalçın
0216 330 31 51
info@kargart.org