Yar Bana Bir Gelecek Vaad Et

Serkan Kafalı

“bu hayat bir takım ağır hırsların yükünden kurtulmuş insanların hayatıdır."
[horatius,sat,i,vi]”
 
 
Bugün, geleceğin pezevengidir. Bugünün içinde barındırdığı zorluklara, zulümlere, akıldışılıklara katlanılmasını geleceğin meçhul vaadi sağlar bir yandan. Gelecekten bir şeyler beklenir çünkü; beklenti, mahallenin güzel ve ulaşılmaz kızı, pencereden yüzünü bir anlık da olsa gösterirse diye beklentinin kaf dağından evinin önünden türlü bahanelerle geçilmeye çalışılır, ve o güzel kıza dair efsaneler üretilir kendisiyle kapanmayan uzaklıktan. Sözden ve müphem bir vaadden ötesi yoktur elde çünkü. Gelecek, geçmişin aksine somutun alanının tamamen dışında kalan ve tasarıma açık bir alan yaratır. Hoş, geçmişle araya yeterli bir zaman konduktan sonra, geçmişe bir kayıp altın çağ muamelesi yapmanın önündeki son engel de kalkmış olur.
 
Geleceğin vaadle ilişkisi, insanın kendini nasıl görmek istediğiyle, kendini dünyada nasıl konumlandırdığıyla yakından ilişkilidir. boethius, philosophiae consolatio’da şöyle der: "farklı farklı biçimleriyle (bütün canlılar), değişik görünse de sana, yere eğiktir hepsinin başı, körleşmiş duyuları aşağı iteler. sadece insan soyu yukarıya kaldırır mağrur başını, bedenini dik tutar, bakar öylece yeryüzüne. dünyevi varlık olarak aklını yitirmedikçe, bu duruş seni hep uyarır: ‘başını dikip göğü seyreden, alnını açan sen; aklını da yücelere taşı ki dünyevi bedenin yukarı çıkarken, ruhun ezilip altta kalmasın". İnsanın ezelden beri var olan kendini hayvanlardan üstün görme eğilimi, ömrünü daha büyük bir amaca yöneltme çabasını da besler sıklıkla. Bugünün en ümitsiz hallerinde de devreye çoğunlukla dünya üstündeki hayatın sonrasındaki geleceğin vaadi girer.
 
Bugünün o kadar da karanlık olmadığı hallerde geleceğin vaadinin birkaç ana ekseni olur ekseriyetle. Bunlar arasında önde gelenler olarak, maddi bir refah, aidiyete ya da başarı sembollerine ulaşabilme ve de yakın zamanın her yola gelebilen kendini gerçekleştirme isteğini sayabiliriz pek ala. Kendini gerçekleştirme isteği, her garabet gibi doğası gereği amorftur ve hemen her yola gelir. Bundandır ki, geleceğin vaadetmesi istenilen şeylerin hepsini de kolaylıkla kapsayabilir. Çocuklarının tartışmasız şekilde benzersiz bir zekaya sahip olduğuna şaşılası bir bağnazlıkla kalpten inanan aymaz ebeveynler gibi, insanların pek çoğu, dünyada milyon tane üretilen orta sınıf bir arabaya sahip olmayı, iş hayatında hemen her cins ülkede yüzbinlerce denginin varolduğu bir mevkiye terfi etmeyi, gayet sıradan, dünya görüşü, zekası, ve fiziksel özellikleri fena halde ortalama biriyle, sonunda, evlenebilmeyi kendini gerçekleştirebilmenin emareleri olarak kabul etmeye, kaf dağına kadar uzanan egolarını şaşırtıcı bir maharetle zedelemeden razıdır. Ancak fayda-maliyet analizi sığlığında bir düşünsel evrende anlam kazanabilecek bu gelecek vaadleri, ulaşıldıktan hemen sonra bir gömlek yukarıdaki muadilleriyle sorunsuzca yer değiştirip bu sığ sarmalın mevcudiyetini baki kılabilir.
 
Gelecekten hep bir vaad beklemenin altında, insanlığın tarihi boyunca tahammül edilebilir bir bugün oluşturamamasının yanında, kendisine karşı, yalnızlığına karşı sonsuz tahammülsüzlüğü de büyük rol oynar. Kutsanarak yapılacak bir işin yokluğunda başbaşa kalınan yalnızlık bir yüzleşme platformudur çünkü; hem de en hakikisinden. Bundan, hor gördüğü hayvanların sahip olduğu hiçbir şey yapmadan huzurla zaman geçirebilme yetisine sahip olmayan insan, böyle bir zaman parçası içinde birbaşına kalma ihtimalinden de ölesiye korkar. Meşguliyetin kutsanması, aylaklığın aşağılanması boşuna değildir.
 
Geleceğin vaadine mahkum bir hayat, artık arsız hırsların mülkiyetine girmiş bir ömürden fazlası değildir. Kendinizi kuyruğunuzdan başlayarak yutabilirsiniz.
 

*eğik yazılı alıntıların türkçe çevirileri ekşi sözlük’ten jimi the kewl’e aittir.

werelone@gmail.com