İSTİNAT DUVARI
Sezgi Davran
Oradaydık…
Genelde zamandan şikâyet ederiz, ne çabuk geçti, geçiyor diye. Yeni yıl da ne çabuk geldi değil mi? Artık 2009. Kaçımız geçen yıllara döner ve onları gözden geçiririz nasıl yaşandı ve nasıl yaşadık diye? Unutmak veya unutmamak için neler yaparız? Ya da bazı tarihleri unutma imkânı var mıdır? Bu coğrafyada unutamadığımız (üstelik unutmamız için her şeyi yapmalarına ramen) o kadar çok tarih var ki! Bunlardan sadece biri 19 Ocak 2007, ŞİŞLİ AGOS gazetesinin önü.
Dediğimiz gibi, iki yıl çabuk geçti. Bu zaman diliminde nelere tanıklık etmedi ki gözlerimiz? Katillerin kahraman ilan edilmesine mi? Bir katilin beresinin bu ülkenin gençliginin tepesinde ırkçılığın simgesi olmasına mı? Bir kez daha ülkeyi kimlerin nasıl yönettiğine mi? Katille fotoğraf çektiren emniyet görevlilerine mi? Bu cinayetin bir “çocuk”un boyunu çok aşan devletin, hem de derininde, bilgisi ve kontrolünde geliştiğine mi? Evet, bunlar ve daha fazlasına tanıklık ettik hep birlikte ve malesef etmeye de inatla devam ediyoruz.
HRANT DİNK'in katledilmesinin üzerinden iki yıl geçti. Fakat acımızı dindirecek hiçbir olumlu gelişme yok henüz. Binler yine AGOS'un önünde toplandı. Kimi sessizce, kimileri gırtlağını yırtarcasına haykırdı: “Faşistlere inat, kardeşimsin Hrant”, “Hepimiz Hırantız, hepimiz Ermeniyiz”. Aşağıda toplanan binlere AGOS'un camından el sallayan Rakel’in artık söyleyecek sözü kalmamıştı, dolu gözlerle baktı sadece.
Toplanan binlerin sesli ve sessiz çığlığı, yine malum zihniyeti rahatsız etmiş olacak ki, dağılmak üzere olan kitleyi tazyikli suyundan ve biber gazından eksik etmedi.
Alarm!
Son dönemden birkaç hatırlatma:
- 24 Aralık 2008 akşamı TRT’de yayınlanan “Şahların Labirenti” isimli programda Maraş Katliamı’nda adı geçen Ökkeş Şendiller "Alevi-Sünni çatışması yoktu. İşin içinde Hrant Dink ve arkadaşlarının kurduğu sol örgütler vardı. Hrant Dink ve arkadaşlarının örgütleri bu işleri yaptı. Zaten olaylarda ölenlerin arasında yer alan 6-7 tane sünnetsiz cesedin Alevilerle, Sünnilerle ne alakası var?" diyerek katliamın sorumluluğunu Hrant Dink ve Ermeni vatandaşlarımıza attı.
- 10 Kasım 2008’de Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Brüksel’de yaptığı konuşmada "Bugün eğer Ege'de Rumlar devam etseydi ve Türkiye'nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi?" biçiminde bir açıklama yaptı.
- Aralık 2008 tarihinde başlatılan “Özür Diliyorum” kampanyasına karşı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan herhangi bir suç işlenmediği ve işlenmeyen bir suç için de özür dilemeyeceğini, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yozlaşma ve çürümenin ulaştığı vahim durumu göstermesi açısından ibret verici olduğunu söyledi. Ama en bomba açıklama kampanyanın özgür ve demokratik bir ortamın göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermeni kökenli olduğunu söyleyen CHP’li milletvekili Canan Arıtman’dan geldi. Kampanyayı başlatanlar türlü hakaret ve tehditler almaya devam ederken Cumhuriyet Başsavcılığı “Türk milletini alenen aşağılama” suçundan soruşturma başlatırken, Ankara’da yaşayan 6 vatandaşın suç duyurusuyla bir de dava açıldı. ozurdiliyoruz.com adresinde imzaya açılan metin; “1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı Büyük Felâket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.” Açıklamasından ibaret kişisel bir görüş içeriyor. Kampanyaya katılanların sayısı 28 bini aştı.
- 24 Aralık 2008 tarihinde Osmangazi Kültür Dernekleri Federasyonu “Özür Diliyorum” kampanyasıyla ilgili olarak “Özür dileyecek biri varsa onlar da Ermenilerdir,” biçiminde bir açıklama yaptı. Aynı dernek üyeleri İsrail’in Gazze saldırıları sonrasında düzenledikleri gösteride “Bu kapıdan Ermeni ve Yahudiler giremez” ve “Köpeklere giriş serbesttir” yazılı pankartlar açtılar.
- 18 Aralık 2008 tarihinde Kadir Çelik Fox TV’de hazırladığı programda “Eşcinsellik tedavi edilebilir bir hastalık mıdır?” konulu bir tartışma gerçekleştirdi.
Daha çok haber sıralayabiliriz. Bu haberleri bilmediğinizi de düşünmüyoruz. Ama tepki vermedikçe ve azınlıkta kaldıkça böyle haberleri daha çok duyacağız.
Seçimden Önce
Adınızın yer alıp yer almadığı ya da hanenizde sizden başka kimsenin oy kullanmayacağını seçmen kütüğününden kontrol etmeyi unutmayın.
Not: Üç maymun olmak lazım. Dikkatle bakarak, kulak kesilerek ve gördüğünü, duyduğunu söyleyerek. Bu sayfa müsait, söylemek isteyenlere.
info@kargamecmua.org