Osman Kaytazoğlu

Yıkıntılarımı takip et....


Osman Kaytazoğlu
Bir kaptırabilsem kendimi yazmaya, kelimeler çoğul eklerine gerek duymadan çoğalsalar diyorum bazen. Üzerine yazdıklarım harflerden görünmez olduğunda kendimi her şeyin önüne geçirebilsem. Her şeyi yazdığımdan, olağanüstü durumlarda bile “Ben demiştim,” diyebilsem. İnsanların karşısına çıkmadan önce jölenin terbiyesine diklenmiş saçlarımı yatıştırıp bir çocuğun giyotine doğru ilerleyişine bakarak “eee, kendini tanıman için harekete geçmen gerekir,” desem. Ardından “Öyle yürüyüşler vardır ki bağışlanamazlar,” diye eklesem. Dünyada hiçbir bilim bir çocuğun gözyaşlarına değmezken, fotoğrafların anlattığı o korkuların en sessizi çocukların yüzünden döküldüğünde desem ki “Ben demiştim.”
 
Kekikle kokulandırılmış kahvaltıda gazetedeki haber yüzünden çiğnenmesi durdurulmuş bir lokma sağ yanağımda şişkinlik olarak belirdiğinde, lokmayı sol tarafa alıp kahvaltıyı kaldığı yerden devam ettirerek desem ki, ben demiştim... Hadi ama tanklarla vurulan çocukların sırası mı şimdi? Ne güzel eğleniyorduk... Tamam gazeteyi sakla olsun bitsin. Bu zavallı konuşma biçimi hazır cevap karakterler yaratma konusunda usta bir sürü Amerikalı yazarlara ait biliyorum. Durmamacasına varolmayan bir tanrıya sövüp saymak, ne işe yarar ki?
 
Bono gets political at Obama pre-inauguration concert... (Urgent!)
 
Zamanında Kara Kıta Afrika’ya yardım toplayım derken zengin ülke liderleriyle ahbaplığı ilerletip Dünya Bankası’nın başına önerilen, barışçıl erdemleriyle başımızın belası sütyen gözlüklü Bono, City Of Blinding Lights’ın sözleri arasında Obama’yı şöyle sundu: “Obama’nın seçilmesi sadece Amerika’nın değil, İrlandalıların, Afrikalıların, İsraillilerin ve Filistinlilerin rüyasıdır.”
İlginç değil mi gerçekten de, İsrail Obama’ya jest olsun diye Gazze’de tek taraflı ateşkes ilan ediyordu. CNN, Beyaz Saray’daki yemin töreninden canlı yayını kesip “Az önce aldığımız bir habere göre İsrail hava saldırısında 11’i çocuk en az 24 Filistinli öldü,” demek zorunda kalmasın diye. Zaten ABD’nin 44. başkanı günün anlam ve önemine binaen Washington’daki kimsesiz çocuklar için açılmış binayı boyuyordu. Şimdi dua edelim de Obama’nın gelişi
sadece bu 11 çocuğun hayatını kurtarmakla ya da yıkıntılar arasında bir kaç gün daha top oynama şansı bulabilmesiyle kalmasın. Değişim bombası misket bombasına dönüşüp çocukların elinde yıllarca patlamayı beklemesin.
 
Nerdeyse unutuyordum, yanımda sizin için bir şey daha olacaktı, buyrun bu da “falınız bizden kuponunuz”. (Usul usul nezaket ve müşteri memnuniyeti menzilinden çıkışınızı bekledi. Başka biri geldiğinde) Hoşgeldiniz efendim, eşiniz nasıl?
-Neden benim nasıl olduğumu soran yok?
-Pardon, siz nasılsınız bu arada?
-Hiç sorma.
 
 
 

 

kaytaz@gmail.com