Futbol: Yazarları, Şairleri
Bülent Kale
İtalyan sinemacı, yazar, şair Pasolini büyük bir futbol tutkunu ve koyu bir Bologna taraftarıydı. 1975 yılının Mart ayında Parma’da Salo ya da Sodom’un 120 Günü’nün çekimlerini yaparken, Bernardo Bertolucci de Bindokuzyüz’ün çekimleri için Parma’daydı. İki çekim ekibi arasında esaslı bir maç yapıldı. Yerel Parma Gazetesine göre Bindokuzyüz, Salo ya da Sodom’un 120 Günü’nü 5-2 yenmişti. Bertolucci ise o günü farklı hatırlıyordu: O maçı 19-13 aldıklarını ve Pasolini’nin takım arkadaşları kendisine pas vermediler diye kızıp maç bitmeden sahayı terk ettiğini söylüyordu. O maçtan yaklaşık 8 ay sonra Pasolini Roma’da kendi arabasında kurşunlarla katledilmiş olarak bulundu. Aşağıdaki yazı Pasolini tarafından Meksika 1970 Dünya Kupası’ndan sonra, İtalya’nın Brezilya’ya 4-1 yenildiği final maçının ardından kaleme alınmıştır. Okuyacağınız metin özgün adı “Futbol yazarları ve şairleriyle bir dildir” olan yazının bazı bölümlerinin son derece serbest çevirisidir. Futbol bir işaretler sistemidir, yani bir dil. Eksiksiz bir dilin, yani bizim hemen bir karşılaştırma terimi olarak sunacağımız yazılıp konuşulan bir dilin tüm temel niteliklerine sahiptir.
Gerçekten, bu futbol dilinin “kelimeleri” de tıpkı okunup yazılan bir dilin kelimeleri gibi, tamamen aynı metotla oluşurlar. Peki ama bu okunup yazılan dillerde nasıl oluşur kelimeler? Şu “çift boğumlama” denilen şey aracılığıyla, yani İtalyan alfabesinin 21 harfine karşılık gelen “fonem”lerin sonsuz kombinasyonları aracılığıyla oluşurlar.
“Fonem”ler, bu yüzden, okunup-yazılan dillerin “en küçük birim”leridir. Biz de futbol dilinin en küçük birimlerini tanımlayarak eğlenelim mi biraz? Bakalım: Futbolda “topa vurmak için ayaklarını kullanan bir adam”dır bu en küçük birim. Biz (eğer eğlenmeyi sürdüreceksek) “top-er”ler diyelim bunlara. Bu “top-er”lerin kendi aralarındaki sonsuz kombinasyon olasılıkları “futbolistik kelimeleri” oluştururlar. Ve bu “futbolistik kelimeler” de biraraya gelerek kendilerine özgü sözdizim (sentaks) normları aracılığıyla düzenlenmiş bir söylem oluştururlar. “Top-erler” 22 tanedir (neredeyse fonemlerle aynı sayıda): “futbolistik kelimeler” de potansiyel olarak sonsuzdurlar, çünkü “top-er”lerin kendi aralarındaki kombinasyon ihtimalleri de (pratikte bir oyuncuyla diğer oyuncu arasındaki pas alışverişleri) sonsuzdur; sözdizim özgün bir dramatik söylev olan “maç”ta karşılığını bulur.
Bu dilin şifre yazıcıları oyunculardır, bizler, koltuklarımızda, onun şifre çözücüleriyizdir: bu yüzden, iki tarafın da hâkim olduğu ortak bir özel dilimiz vardır.
Kim ki futbolun bu özel dilini tanımaz, kelimelerin (pasların) manasını anlamaz; ne de konuşmanın tümünden (bir dizi pas alışverişinden) bir anlam çıkarabilir.
Ben bir Roland Barthes ya da Greimas değilim, ama bir futbol tutkunu olarak, isteseydim, “futbol dili” üzerine bu kısa bahisten çok daha ikna edici bir deneme kaleme alabilirdim. Yine de hâlâ Futbola Uyarlanmış Propp başlıklı hoş bir makale yazabileceğimi düşünüyorum: çünkü, doğal olarak, bütün diller gibi, futbolun da hem kendisine özgü özel dili tarafından soyut olarak düzenlenmiş mecburi, tümüyle “araçsal” anları vardır hem de somut olarak dile geldiği, kendini ifade ettiği anları vardır.
Daha önce, bütün dillerin her biri bir altkodlamaya sahip pek çok altdille bağlantılı olduğunu söylemiştim. İşte futbol dilinde de bu tip ayrışmalar söz konusu olabilir: futbolun da kendi alt kodları vardır, bu sayede de futbol tümüyle araçsal bir anında iken bir anda dile geldiği kendini ifade ettiği bir ana geçiş yapabilir.
Dolayısıyla tamamen düzyazı dilinde bir futbolla da karşı karşıya olabiliriz, tümüyle şiirsel dilde bir futbol da olabilir. Ama şunu özellikle belirtmek isterim; burada düzyazı ve şiir arasında değer olarak bir ayrım yapmıyoruz, benim yaptığım tümüyle teknik bir ayrım.
Bu yüzden, kültürel ve tarihsel nedenlerle, bazı halkların futbolu temel olarak düzyazı iken, ki bu düzyazı gerçekçi ya da estetize (İtalyanlarınki böyledir) olabilir, başka halkların futbolu temel olarak şiirdir.
Futbolda özellikle şiirsel olan anlar vardır: mesela “gol”lerin olduğu anlar. Her gol her zaman bir keşiftir, her zaman o özel dilin altüst oluşudur: bütün goller “kaçınılmazlık”tır, anlık ışıltıdır, donakalıştır, geridönüşsüzlüktür. Tıpkı şiirsel bir kelime gibi. Bir şampiyonanın en çok gol atanı o yılın en iyi şairi gibidir. En çok golle dile gelen, kendini ifade eden futbol en şiirsel futboldur.
Top sürmek de (her zaman gol eylemi kadar olmasa da) kendi içinde şiirseldir. Gerçekten de, bütün oyuncuların (bütün seyirciler tarafından da paylaşılan) düşü, orta sahadan topu alıp, herkesi çalımlamak ve gol atmaktır. Eğer futbolda, izin verilen sınırlar içinde, yüce bir şey olarak hayal edilebilecek bir şey varsa bu odur. Ama hiçbir zaman gerçekleşmez. Bu yalnızca bir düştür.
Dünyanın en iyi çalımcıları ve en iyi golcüleri kimlerdir? Brezilyalılar. Bu yüzden de futbolları bir şiir futboludur: gerçekten de onların futbolunda her şey çalıma ve gole dayanır. Katenaçyo ve üçgen paslaşma bir düzyazı futboludur. Gerçekten de sözdizimine dayanır, yani kolektif ve organize oyuna: bu özel dilin mantıklı bir biçimde pratiğe dökülmesine. Tek şiirsel anı ucuna gol eklenmiş kontraataktır, (gördüğümüz üzere, ancak böyle şiirsel olabiliyor). Ancak şurası net; futbolun şiirsel anları (her zamanki gibi) hep şahsi anlarda (çalımlama ve gol; ya da esinlenmiş pas) göze görünür oluyor.
Düzyazı futbol dediğimiz şey şu malum sisteme (Avrupa Futboluna) aittir ve şöyle bir şemaya sahiptir:

Bu şemada “gol” açıkça “sonuç”a bağlanmıştır, mümkünse gerçekçi bir şairin ayağından gelen bir sonuçtur bu, ama mutlaka bir kolektif oyun organizasyonunda türemelidir, yani özel dilin kurallarına uygun bir biçimde verilmiş bir dizi “geometrik” pasın ardından.
Şiir futbolu ise Latin Amerikan futboluna karşılık gelir ve şöyle bir şemaya sahiptir:

Bu şemanın gerçekleştirilebilmesi için müthiş bir çalımlama (Avrupa’da “kolektif düzyazı” namına reddedilen bir şeydir bu) kapasitesine sahip olmayı gerektirir. Ve gol herhangi bir pozisyonda oynayan herhangi bir oyuncu tarafından icat edilebilir. Eğer çalımlama ve gol futbolun en şahsi-şiirsel anlarıysa, bu durumda Brezilya Futbolu da bir şiir futboludur. O halde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Aralarından değer olarak bir ayrım gözetmeksizin, salt teknik açıdan, Meksika’da estetize İtalyan düzyazısı Brezilya şiirine yenilmiştir.
bulentkale@gmail.com