Kılavuzu Karga Olanın...


Yayın
Geçen sayı Koray Löker bahsedince dikkatimiz çekti Gürültü. Kolektif Kitap’tan Çiğdem Çıdamlı’nın çevirisi ile çıktı David Hendy’nin Gürültü: Sesin Beşeri Tarihi. Hendy, İngiltere’de Radio 4’da “Gürültü” üzerine yaptığı programlarla da tanınıyor. Dinlemenin tarihini de konu ediniyor diyebileceğimiz yayın, insanların duyurma ve duyulma ihtiyaçlarını ve yaşamımızın görsellikle olduğu kadar duyduğumuz seslerle de şekillendiğini dillendiriyor.
 
18 yıl boyunca Radikal 2 tarihsel bir görev aldı aslında. Tuğrul Eryılmaz’ın yönetiminde Türkiye’nin “değişim” yıllarına tanıklık ederken her görüşten fikre kapılarını açtılar ve çok önemli makaleler yayınladılar. Radikal’in basılı yayına veda edişi gazete olarak o kadar olmasa da Radikal 2’yi kaybetmek açısından üzücü bir gelişme oldu. Emeği geçen ekibe teşekkür eder, umarız başka mecralarda böyle önemli yayınlar tecrübe etme şansına ulaşırız deriz.
 
Film
Bu yıl dünyayı değiştiren olaylardan birinin, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasının 100. yıldönümü. Kutlanacak bir şey değil tabii ki. İmparatorlukları yıkan ve Fransa’dan Japonya’ya ayakta kalan hükümet bırakmayan savaş, ayrıca milyonlarla ölüyü ve silah endüstrisinde birçok yeniliği de beraberinde getirmişti. Ünlü Fransız yönetmen Jean Renoir’ın önemli filmi La Grande Illusion (Büyük Aldanış), bu ilk büyük savaş hakkındaki en önemli yapıtlardan biri. 1937’de, 2. Dünya Savaşı’ndan hemen önce görücüye çıkan film, Alman Propaganda bakanı Goebbels tarafından “Sinematik halk düşmanı no.1” ilan edilmiş ve kopyaları Naziler tarafından yok edilmeye çalışılmıştı. Savaş karşıtı ve hümanistik yaklaşımıyla Chaplin ünlü Büyük Diktatör’üyle yarışır. Büyük yönetmenden büyük bir film. Bir geri dönüp bakmanın tam zamanı.

 
Dizi
Gene bir yaz geliyor ve dizi sektöründe bir duralama baş gösterdi. Son zamanlarda start alan yapımlardan bu ay dikkatimizi çeken “Halt and Catch Fire” oldu. Christopher Cantwell ve Christopher C. Rogers’ın AMC için yarattığı; ‘80’lerin başında bilgisayar devriminin başında; biri girişken iş adamı kafalı, ikisi kod yazma dahisi 3 karakterin hikâyelerine odaklanan dizi, Mad Men-vari dönem fonu ve gene kullandığı başarılı dönem müzikleriyle ilgi çekici duruyor. Fazla Mad Men’i kopyalamaya çalışmaz ve ‘80’lerin Amerikan ekonomik patlaması üzerine sosyal konulara da eğilirlerse geleceği olabilecek bir yapım. Bir de tabii bilgisayar nerd’lerine fazla önem vermezlerse…


 Albüm
Bu aralar tutamadığı çenesi ve egzantrik fikirleriyle çokça manşet olan Jack White, müzik arası vererek 2. solo albümü Lazaretto’yu yayınladı. 2 sene önceki Blunderbuss’tan sonra gelen bu ikinci solo deneme ilkinin yolundan devam ediyor. White’ın eskiye göre çok “temiz” garaj sound’u, her zaman yakın ilgide olduğu ve Nashville’de ikamet etmeye başladığından beri onu daha etkilemiş olacak, country-folk ve blues etkileri de hemen seziliyor. Güzel kayıtlar, iyi fikirler barındırsa da White’ın kalibresi ve albüm etrafından oluşturulan heyecanı tam da karşılayabilecek güçte şarkılar içermiyor.


 Tom Vek, 2005’te, yeni-Beck gazıyla ilk albümü We Have Sound’u yayınladığında oldukça heyecanlanmıştık. Tıpkı geçen yıl King Krule’nin albümünde olduğu gibi. Londralı müzisyen sonra beklenmedik bir şekilde 6 yıl ara verdi müziğe ve 2011’de Leisure Seizure ile geri döndü. Bu kadar beklemenin karşılığı ve ilkinden daha iyi olmasa da bu albümde de kendin-yap itişli sound’u gene dikkat çekiyordu. 3. albüm Luck da aynı damardan devam ediyor. Gene enetresan sound’lar var albümde ve genelde tek bir riff’in tekrarı üzerine kurulmuş şarkılarla eğlendiriyor. Vek’in geçmişten, günümüzden, birbirinden çok farklı tarzları kullanabilme yeteneği de yerinde duruyor. Ama insan da “o altı yılda ne oldu?” diye merak etmekten kendini alamıyor. We Have Sound’un devamını hâlâ bekliyoruz.

 
Los Angeles’lı kült “hipster” Chuck E. Weiss’ın 5. albümü Red Beans and Weiss yılın en eğlenceli albümlerinden biri. Zamanında Lightnin’ Hopkins, Dr. John, Muddy Waters gibilere davulculuk yapmış olan Weiss’ın en önemli destekçisi de Tom Waits oldu her zaman. Waits ile onun albümlerinde de çalışan şarkıyazarının bu son albümüne başka bir şöhret, Johnny Depp de vokali ve basıyla katkıda bulunmuş. Ham blues ve Teksas / Meksika ekolü tatlarla neredeyse kavramsal bir çalışma. Riff’ler basit ve sorunsuz, enerji yerinde. Bu artık 60’ını geçmiş ortam adamını tanımak için doğru bir zaman. Teksas Meksika ekolü demişken Andrew Bird’ün The Handsome Family cover’larından oluşan Things Are Really Great Here, Sort of...’unu da atlamayalım. Far From Any Road isimli şarkılarının True Detective’e açılış müziği olmasıyla beklemedikleri bir üne kavuşan The Handsome Family’i yorumlamak için ayrıca çok iyi bir zaman. Grubun eski bir dostu olan Bird’ün sound’u şarkılara gayet uymuş. Bird çok iyi bir müzisyen olsa da her zaman bu kadar iyi şarkılar yazamıyor. Hem The Handsome Family külliyatına bakmak için de iyi bir zaman.

 
Sesi Andrew Bird’e bayağı benzemekle beraber, Taylor Swift, Arcade Fire gibi oldukça popüler anaakım isimlere yaptığı aranjmanların dışında sessizce ve derinden ilerlettiği dikkat çekici bir solo kariyeri var Owen Pallett’ın. Klasik müzik geçmişli Kanadalı müzisyen 2006’da Final Fantasy adıyla çıkardığı 2. solosu He Poos Clouds ile geniş kitlelerce tanınmıştı. Alex Turner’lı The Last Shadow Puppets’ın albümüne yaylılarıyla can vermiş, bu arada 4 yılda bir albüm çıkarmaya devam etmişti. Son ve 4. albümü In Conflict onun yumuşak vokali ve modern klasik tarzdaki aranjmanlarıyla dikkat çekiyor tabii. Enstrümental hareketlilikte elektroniğe kayan anlar da dikkat çekmekte. Başkalarına yaylı aranjmanları yapmakla tutkulu bir solo kariyer sahibi olmak arasında seçim yapmak zorunda değil tabii ki Pallett. Ama yok olan bir indie klasikçi olmak da ona yakışmaz. Adı gene Final Fantasy mi olsa acaba?


Konser
Bob Dylan ilk defa geliyor olsa onu konuşurduk sanırız ama bu yılın bombası Neil Young. Son zamanlarda “Pono” adlı kaliteli müzik dinleme cihazı, Jack White’ın bulduğu, 1940’lardan kalma bir kayıt kulübesinde cover’lar kaydetmek gibi işlerle uğraşan Young’ın geçen yılki İngiltere turnesi birtakım eleştirilerden kurtulamamıştı. Kaotik ve gürültülü gitar jam’leri ondan sevdikleri şarkıları bekleyen hayranları tarafından çok hoş karşılanmamıştı. Young’un ilk defa geldiği bir ülkede o tavırlara bürünmeyeceğini ve bize bir best of çekeceğini umuyoruz. Bir ayrı sevindirici haber de ön gruplardan birinin Midlake olması. Esas adam Tim Smith’in ayrılmasından sonra gelecekleri için kaygılandığımız grup geçen sene Antiphon adıyla yayınladıkları albümleriyle telaşa mahal olmadığını gösterdi. Yılın en önemli etkinliği. 15 Temmuz, Salı, KüçükÇiftlik Park
info@kargamecmua.org