Oh o kadar mesudum ki...


Semra Uygun

Aylık moda ve güzellik dergilerinin kendinizi minik şeylerle mutlu edin, sevimliliğinize sevimlilik katın başlıklı yazılarından aldığım esinle; hepimizi mutlu sona ulaştıran 10 Taylandlı masör gücündeki saadet listesi:
Şapşal şeylerle mutlu olmayı bilen gönlü engin insanlara ve bize her zaman neşeyle pika pika diyen Pikachu’ya ithafen...

Erkenden uyanıp da o günün Cumartesi olduğunu fark edip huzurla tekrar uyumak ve günü öldürmek.

Akbil ararken çantanızın dibinden kağıt para çıkması. (Bozuk para demiyorum dikkat edin.)

Hiç beklemediğiniz bir anda iş yerinize çiçek, çikolata, kek buketi, Yurtiçi Kargo, dergi, hesap özeti gelmesi. (Buketler, hepsinin tadı aynı olan boyalı şekerler gibidir ama görüntüleriyle iş arkadaşlarınızı çatlayan ojeye çevirir.)

Çikolataları keserken karşılaşılan arkadaşın “Semra zayıflamışsın ya” demesi.

Yazın sıcak duş, kışın soğuk duş ya da tam tersi.

Ne kadar tok olsanız da etrafta janjanlı paketlerde yiyecek bir şeylerin olması, şeytan tüyü var gavurlarda.

Bir şeyi kaybedip tekrar bulmak. (Gereksiz heyecan işte.)

Buzluktaki dondurma kutusunda gerçekten dondurmanın olması. (Ve bunun tam tersi olarak evde yiyecek hiçbir şey olmadığında buzluktaki dondurma kutusunda dolma olması.)

Bebeğinizin, muhabbet kuşunuzun Allah demeden önce adınızı söylemesi.

Söylediğiniz bir şeyin gerçekleşmesi ve ben söylemiştim demeniz. (Epiktir.)

Mi mi mi diye bağıran oyuncak kedi. (Komikler bence.)

Yüksek Sadakat’in müziği bırakması. (Olur belki bir gün.)

Telefonunuzun sükseli bir şekilde “yalnız değilsin bebeğim” dercesine durmadan çalması.

Etrafın karla, çiçekle, dövmeyle kaplı olması.

Falda başarı, aşk ve paranın aynı anda fersah fersah çıkması.

Adaya düşünce yanınıza alacağınız 3 şeye net ve direkt bir cevabınızın olması.

Kek hamuru, sarma içi, çiğköfte gibi olmamış pişmemeiş şeyleri yemek ve fakirler gibi puding tenceresinin dibini sıyırmak.

Soğuk yastık.

Saate her baktığınızda saat ve dakikanın aynı olması, burç uyumunun yükske olması, aşk ölçerde %90 skor yapmak.

“Joy Division - Love Will Tear Us Apart”ın her defasında vücudunuza yaşama sevinci pompalaması. (Dünyanın en depresif adamının elinden çıktığı halde.)

Uçurtma uçurmak. (Dalga geçmiyorum, bir ipi tutmanın nesi mutlu ediyor diyebilirsiniz ama orgazmla eşit.)

Yüzünde makyaj yokken gözlerini çıkarırcasına ovuşturma özgürlüğü ve göğüs ucunuza kadar sakal bırakmak.

Bir gün dünyanın yok olacağına ve “kalabalığın içinde yalnız olmak” cümlesinin biteceğine olan inanç.

Kimsenin açamadığı şişeyi tek hamlede hunharca açmak.

Ortamdaki kedinin sadece sizin yanınıza gelmesi ve hayvanlarla telapatik bağ kurabildiğinize inanıp kendinizi bir çeşit süper kahramak gibi hissetmeniz. (Kedi canını senin.)

Hafta sonu çalışmamak. (Bir Alex değil.)

Balon patlatmak. (İnsanoğlu balon patlatmayı neden sever, neyin peşinde anlamış değilim.)

Yemek yapmakta yeteneksizliğin sınırlarını zorlamak buna rağmen yapılan yemeğin takdir toplaması ama hala yemek yapmakta yeteneksizliğin sınırlarını zorluyor olmak.

Etrafında, senin trajik olarak algıladığın olaylar karşısında ne zaman anlatsan “boşver geçer” diyen yaşlı bir teyzenin bulunması.

Televizyonda çıkan “Rambo”nun “Hayat Güzeldir”den daha çok hayata bağlaması.

İndirim, son indirim, en son indirim, patron çıldırdı.

Gökkuşağı, siyah yumurta, cin, org çalan kedi gibi unique bir şey görmek.

Dolma kalem, masa saati gibi üstünde eşek kadar şirket reklamı olan şeyler ve biblo dışında bir hediye almak.

Çocukken flütünüzün olması. (Kaç para ulen flüt?)

Size göre çok saçma olan bir fikrin kelli felli adamlar tarafından beğenilmesi, yayınlanması. (Kişisel madde.)

semra_uygun@yahoo.com