Ay Tanrıçası


Burak Bayülgen
Sen bir çobansın. Ay Tanrıçası sen onu yaralasan da seviyor seni işte.
Bardağın için çay yapraklarını hazır ediyor. İşte, böyle bir Ay Tanrıçası âşık sana, sen onun bahçesinde güderken koyunlarını...
Onu keyifle okuyabilirsin. Gece ve gündüz oku onu.
Koyunlar; onlar sen nerede mutluysan orada otluyorlar senle beraber. Ürünü yiyorlar. Senin için yünlerini veriyorlar sevinçle. Sen varken kurttan korkmuyorlar.
Ay Tanrıçası “Aşağıda en güzel görüntü suya yansımamsa eğer, bak ve gör o manzarayı,” diyor sana. “Aynı zamanda duy. Ama yüzün hiç kalkmıyor ki yukarı...”
Ve Ay Tanrıçası “çocuğum” diye seslenerek ekliyor: “Sana diğer yüzümü gösteremediğim için mi böyle mutsuz görünüyorsun? Koyunlarını benim çehremden daha mı beyaz sanıyorsun? Bir kaldır kafanı da bak bana ne olur...
 
Ancak tan ağarırken kafanı kaldırıp bakıyorsun Ay Tanrıçası’na. Sofran bereketli. Koyunların huzurlu. Ortalık sessiz.
Diyorsun ki “Bu koyunlar bile benden daha mutlular ben yanlarındayken. Şimdi bir anda mutluluk dediğin şey gözbebeklerimden nasıl fırlasın?
Sabahın ilk dalgaları vurduğunda da yüzüne, bir daha açılmamak üzere konuyu kapıyorsun. Her gün aynı şey...
 
“Sana ilhamınla geleceğim elbet bir gece, orada beni müzik ve ninniler bekleyecek,” diye mırıldandığında, sen akşama dek görmesen de Ay Tanrıçası seni duyuyor. 
  burakbayulgen@gmail.com